Amerikan (ABD) Büyükelçisi, tutuklu bulunan bir şahsın salıverilmesi için sosyal medyada bir paylaşım yapmış. Almanya ve Fransa büyükelçileri başta olmak üzere toplam on kadar devlet büyükelçisi de ABD Büyükelçisinin paylaşımına destek vermiş. Peki, yapılmak istenen nedir?
25.10.2021 10:58
2 yorum
846 okunma
Büyükelçiler Meselesi
İsmail Aydın

Amerikan (ABD) Büyükelçisi, tutuklu bulunan bir şahsın salıverilmesi için sosyal medyada bir paylaşım yapmış. Almanya ve Fransa büyükelçileri başta olmak üzere toplam on kadar devlet büyükelçisi de ABD Büyükelçisinin paylaşımına destek vermiş. Peki, yapılmak istenen nedir?

Aslında eski bir mesele bu. Kendilerini Avrupalı büyük devletler olarak niteleyen Fransa, İngiltere, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Rusya, küçük gördükleri daha doğrusu aşağılamaya çalıştıkları Osmanlı devleti hükümetine elçiler vasıtasıyla her türlü baskıyı yapar, menfaatleri doğrultusunda devlete istedikleri şekil ve düzeni vermeye çalışırlardı. Tanzimat dönemi bu müdahalelerin örnekleriyle doludur. En tipik örnek Rus Büyükelçisi Prens Mençikof’tur. Yazının uzaması pahasına, ilginç ayrıntıları değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum.

PARÇALAYAMAZSA HİMAYESİ ALTINA ALACAK

Osmanlı devletini parçalayarak Akdeniz’i bir Fransız gölü haline getirmeye çalışan Fransa’nın başında Lui Napolyon vardır. Bu adam, Osmanlı devletine müdahale edebilmek için her fırsatı kollamakta ve yeni fırsatlar aramaktadır.  Yeni müdahale alanı olarak “Kutsal Yerler” olarak nitelediği Kudüs ve civarını ele alır. Rusya Çarı Nikola ondan aşağı kalmaz. Esasen Çarın hedefi Osmanlı devletini Fransa, İngiltere ve Avusturya-Macaristan arasında paylaşmaktır. Parçalama konusunda Fransa ve İngiltere ile anlaşamayınca himayesi altına almaya çalıştı.(Putin’in bugün Suriye’de yaptığı budur.) Rusya, III. Selim zamanında Mısır’ın Fransız ordusundan kurtarılmasında ve II. Mahmut döneminde İstanbul’un Mısır (Mehmet Ali) kuvvetlerine karşı korunmasında yaptığı yardımlarla böyle bir himayeyi fiilî olarak sağlamış ancak elden kaçırmıştı. 1852’de Çar Nikola yeni bir teşebbüse geçti ve Prens Mençikof’u olağanüstü elçi olarak İstanbul’a gönderdi.

FATİH GENERAL GİBİ

Mençikof, baskı yapacak şekilde prens, amiral, deniz işleri bakanı ve Finlandiya genel valisi gibi rütbe ve sıfatları şahsında topluyordu. Kendisine refakat edenler de ya prens yahut büyük rütbeli askerlerdi. Elçilik heyeti daha çok, bir başkomutan ile kurmay heyetine benziyordu.

Mençikof, İstanbul’a bir harp gemisi ile geldi. Karaya çıkması ve karşılanması bir elçiden çok, fatih bir generalin karşılanması gibi oldu. Elçilik adamlarından başka, binlerce Ortodoks, büyükelçiyi Tophane’de o vakte kadar görülmemiş törenlerle karşıladılar.

Prens Mençikof, İstanbul’u tesir altında bırakacak şekilde işe başladı. Bâb-ı âlî’ye yaptığı ziyarette büyük üniforma giymesi gerektiği halde sivil elbise giydi. Sadrazamdan sonra hariciye nazırını ziyaret etmesi diplomasinin nezaket kaidelerinden iken, bu ziyareti yapmadıktan başka, sözde sözünü tutmayan bir adam olduğu için Hariciye Nazırı Keçecizâde Fuat Efendi ( sonraları Paşa) ile görüşmek niyetinde olmadığını bildirdi.

Eski devirlerde olsa, Rus olağanüstü elçisi derhal Yedikule’ye hapsedilir ve Osmanlı hükümeti, Rus hareketlerini harp ilanı ile temizlerdi. Fakat o günler artık geride kalmıştı. Hükümet zayıflığını biliyordu. Hariciye Nazırı Fuat Efendi çekildi ve yerine Rifat Paşa geldi.

Mençikof bu başarılarından memnun oldu. İstanbul’da boy ölçüşecek ne bir devlet adamı, ne de bir diplomat bulamıyordu. En çok endişe ettiği, İngiliz ve Fransız elçileri idi. Fakat onlar da izinle memleketlerine gitmişlerdi. Rus isteklerinin Bâb-ı âlî’ye kabul ettirilmesi kolay olacaktı. Mençikof’un sözlü bir notada açıkladığı bu isteklerin başlıcaları şunlardı:

Rum Ortodoks kilisesinin Kutsal Yerler hakkındaki isteklerinin kabulü; Beyt’ül-Lahim kilisesinin anahtarları ile İsa’nın doğduğu mağaranın bakımının Ortodokslara bırakılması; Beyt’ül-Lahim bahçesinin Katoliklerle Ortodoksların ortak nezareti altına konulması; Kamame kilisesinin tamir işlerinin Fener Patriğine bırakılması ve Ortodoks tebaanın himayesi.

Bu teklifler kabul edilebilecek şeyler değildi. Osmanlı devlet adamlarının tavırlarından bunu sezen Mençikof, bir andlaşma yerine bir senet ile de bu işin görülebileceğini ileri sürdü. Şüphesiz böyle bir teklifin de kabulü devletin hükümranlık haklarıyla telif edilebilecek bir şey değildi.

FRANSIZ VE İNGİLİZ MENFAATLERİ TEHLİKEDE

Mençikof, müzakerelerin gizli tutulmasını da istemişti ama durum Fransız ve İngiliz maslahatgüzarlarına bildirildi. Onlar olaya derhal müdahil oldular. Rusya’nın bu teklifleri Osmanlı devletini Rusya’nın himayesine sokacak ve her an müdahalesine yol açacak tekliflerdi. Bu durum Fransızların Akdeniz’i bir Fransız gölü haline getirme teşebbüslerine engel olacağı gibi İngiltere’nin de Hindistan yolunu tehdit edebilirdi.

İngiliz maslahatgüzarı Albay Rose, gelişmeleri hükümetine bildirdi ve mesuliyeti üzerine alarak Malta’daki İngiliz filosunun Boğazlar istikametine hareket etmesini emretti fakat hükümet filonun yerinde kalmasını uygun buldu.

Fransız maslahatgüzarı, İstanbul’daki vaziyeti hükümetine bildirmekle yetindi. Ancak Fransız hükümeti, İngilizlerin aksine Fransız filosunu Çanakkale istikametinde hareket ettirdi. İzinle memleketlerinde bulunan İngiliz ve Fransız elçilerine de süratle vazifeleri başına dönmeleri lüzumu bildirildi.

Nisan 1853’te elçiler İstanbul’a vardılar. İngiliz elçisi Osmanlı devlet adamlarına, Mençikof’un Kutsal Yerler hakkındaki dileklerinin incelenmesini, Ortodoks tebaanın Çar himayesine girmesini amaç edinen teklifin reddedilmesini tavsiye etti. Elçi bir taraftan da İngiltere’nin Akdeniz donanmasına Malta’dan Çanakkale’ye hareket etmesi için emir verdi.

MENÇİKOF RUS İSTEKLERİNDE DİRENİYOR

Fransız elçisi, İstanbul’a varır varmaz Mençikof ile buluşarak Kutsal Yerler meselesini görüştü. Üç hafta süreyle Türkiye, Fransa ve Rusya arasında, her üç tarafı memnun bırakacak bir andlaşmaya varılmıştı ki, Mençikof Ortodoks tebaanın himayesinin bir senet ile tanınmasını istedi ve mukabilinde Çar’ın dostluğunu vadetti. Kabul veya red için de beş günlük mühlet verdi. Bu arada Mençikof, Abdülmecid’i ziyaret ederek, Rifat Paşa’nın yerine Reşit Paşa’nın getirilmesini sağladı. Hâlbuki Mustafa Reşit Paşa, Rusya’dan çok İngiltere ve Fransa’ya taraftar idi. Paşa, bir harp çıkma ihtimalini de hesaba katarak, devlet adamları ve ulemadan kırk altı kişilik bir meclis kurdu. Meclis, Rus tekliflerini inceleyerek kırk üç kişilik bir çoklukla redde karar verdi.

Rusya, Osmanlı hükümetinin bu hareketini, Türkiye ile Rusya arasında münasebetlerin kesilmesi için sebep gösterdi. Mençikof, İstanbul’u terk etmek için Büyükdere’de kendisini bekleyen vapura bindi. Fırtına hareketi geciktirdi. Bu sırada İstanbul’daki dört büyükelçi toplanarak, Osmanlı devleti ile Rusya’nın arasını bulmak için teşebbüste bulundularsa da bundan bir fayda çıkmadı. Mayıs’ın 21’inci günü Mençikof’u taşıyan vapur Karadeniz’e açıldı. Bir gün sonra Rus elçiliğinin kapılarındaki kartallı arma Rumların gözyaşları arasında söküldü.

Daha sonraları Rusya Eflâk-Buğdan’ı işgal etti… Rumeli’de Ömer Paşa kumandasındaki Türk ordusu zaferlerle sonuçlanan savaşlar yaptı… Bunu hazmedemeyen Rusya, Batum’a erzak götüren Türk filosunu bastı, (30 Kasım 1853) Sinop felâketi yaşandı. Bundan sonra Fransız ve İngilizler daha aktif bir şekilde olaylara müdahil olarak Osmanlı devletini (12 Mart 1854) Kırım harbine soktular. Üç devletin ittifakıyla Rusya yenildi ama Paris Kongresi’nde (30 Mart 1856) Osmanlı devleti yenilmiş gibi, hikâyesi bu yazının sınırlarını aşan andlaşmalar yapıldı.

TÜRKİYE UYANIK OLMAK ZORUNDA

Sonuç: Görüldüğü gibi büyükelçiler meselesi yeni bir hadise değildir. Geçmişte Osmanlı devletine karşı neler yapılmışsa veya yapılmak istenmişse günümüzde de Türkiye’ye karşı aynı şeyler yapılmak isteniyor, Türkiye kuşatılmaya çalışılıyor. Muhalifiyle muvafığı ile Türkiye bu oyunları görmeli ve tek yumruk halinde tedbirler alınmalıdır. Memleket iktidar kavgası uğruna feda edilemez. Bu aziz millet buna fırsat vermeyecektir, ona göre herkes ayağını denk alsın.

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
Diplomatik kurallar
İsmail Bey örnek alınması gereken bir makale olmuş. iktidar kavgası uğruna bu memleket feda edilemez. Tarih tekerrürden ibarettir. İşte tekerrür etmektedir. Devleti yönetenler, Muhalefet partileri, Basın Yayın, Bürokratlar mesele hapiste yatan teröristleri korumak değil, bunların meselesi Türk Milletini parçalamak bir ülkeyi yok etmek istiyorlar. Teşekkür ederim İsmail bey kalemine sağlık İnşallah birileri ders çıkartır.
Yorum Ekleyen: Rahmi ÜNALAN     22.10.2021 15:11:51
İçerideki mandacılar
Batının haçlı ruhu hiç değişmemiştir bu da doğaldır.Ancak içimize yerleştirilen ırlandalılar ve fransızlar sayesinde aşama kaydediyorlar.Siz hiç gördünüz mü batıda hilal davası güdenleri..Satılık mandacılar sadece Müslümanlara ait mı olmalı.Oysa bir Müslüman asla iki kere aynı delikten yanılarak geçmemeli...
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     20.10.2021 13:54:17
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya