Üzüntü ve ayrılık dolu bir hafta geçirdik. Gazetemizde önceki yıllarda ses getiren makaleleriyle tanınan arkadaşımız, kardeşimiz, Hüseyin Eker’in vefatıyla adeta yıkıldık. Kendisine Rabbimden mağfiret acılı anne, babası ve çocuklarına sabırlar diliyorum.
19.05.2019 02.19
1.226 okunma
Nasıl İşimize gelirse öyle!
Ersoy Baba

Merhaba sevgili okurlarım.
Üzüntü ve ayrılık dolu bir hafta geçirdik. Gazetemizde önceki yıllarda ses getiren makaleleriyle tanınan arkadaşımız, kardeşimiz, Hüseyin Eker’in vefatıyla adeta yıkıldık. Kendisine Rabbimden mağfiret acılı anne, babası ve çocuklarına sabırlar diliyorum.
Hüseyin’in cenaze namazına gittiğimde Kasım Özkan’ın güzel bir sözünü hatırladım.

“Mevtaların dünya yüzeyinde son amelleri dostları ve arkadaşları bir araya getirmekmiş, sağ olsunlar.”

Uzun yıllardır göremediğim arkadaşlarımı gördüm. Hepsiyle hasret giderdik. Biz giderdik gidermesine de bu buluşmanın sebebi olan Hüseyin kardeşim sağlığında bunların birçoğu ile görüşememişti, meramını anlatamamıştı. Hatta bazılarından görüşebilmek için randevu bile alamamıştı.

Oralar derin konular. Biz geçelim bu haftaki makalemize.

***

Oradan oraya savrulan adam!
Adamın biri sabah erken saatlerde çevreyi tepeden görmek için bir balonla gökyüzüne yükselmişti. Bir saat kadar yakın yerlerde turlamış. Dönmeye niyet ettiği sırada çıkan sert rüzgâr balonu sürüklemeye başlamış. Çaresiz bir şekilde balonun sepetine sinen adam hava durulduğunda etrafına bakınmış. Hiç tanımadığı yerlerdeymiş. Nerede olduğunu anlamaya çalışırken aşağılarda birini görmüş. Hemen balonu yaklaştırmış. Adama seslenerek:

-“Heey! Ben neredeyim? Söyleyebilir misin?”

Yerdeki adam kafasını kaldırmış:

-“Bir balondasın.”

Aldığı cevap karşısında bozulmuş balondaki adam. Yerdeki adama tekrar seslenmiş:

-“Sen mühendis misin?”

-“Evet. Nerden anladın?”

-“Verdiğin cevap doğru. Ama benim hiçbir işime yaramıyor”

Yerdeki adam balondakine sormuş:

-“ Sen patron musun? İş adamı mısın?”

-“Evet. Sen nerden anladın?”

-“Kaybolmuşsun. Nerede olduğunu bilmeden balonun içinde sürüklenip duruyorsun ve bulunduğun durumdan beni suçluyorsun.”

***

“Kim bu çatlak”

Açılış hikayemizden sonra okuyucularıma teşekkür edeyim istiyorum. Geçen haftaki yazımın okunma oranları gazetenin en çok okunan 57 yazarı arasına soktu beni. Bundan dolayı müteşekkirim. En çok okunan ilk üç yazarın tam ortasında olduğumu diğer 56 yazarımıza karşı ayıp olur diye gizliyor, işin o tarafını sizinle paylaşmıyorum. Oysa o makalemi yayınladıktan sonra gerekli mecralarda paylaşma konusunda fırsat bulamamıştım. Ona rağmen durum bu.

Bu arada Bayram yaklaşıyor. Yazılarıma bayram şekeri havası verip el öpmeye gelen gençlere dağıtacağım. Okuyan okur. Okumayan da “Kim bu çatlak” diye en azından araştırır. Makaleme tıklar. Özgeçmişimi okur. Okunma oranlarım tavan yapar diye düşünüyorum.

***

Nasıl İşimize gelirse öyle!
4 yıl kadar önce Ankara’da Çınar Spor sosyal tesislerinde bir süre hizmet vererek Türk sporuna destek olmaya çalışan arkadaşım anlatmıştı:

“Sıcak yaz günlerinde kulübün büfesinde “su” en çok devir yapan gıda maddesiydi ve çok hızlı tüketiliyordu. Büfede su bitmek üzereydi ve servisin getirme zamanı ertesi gündü. Mecburen doblo türü bir şirket aracıyla Gıda Toptancıları Sitesine gidip araca su yükledim. Dönüşte Demetevler kavşağında yayalara yeşil yanarken bekledim. Çünkü az ilerimizde ekip aracı durmuş ve yayalara yeşil yanarken geçenleri çeviriyor. “İyi ki durmuşum” diye desevindirik oldum.

Yayalara yeşil sönünce harekete geçtim. Ama polis işaret ederek beni de kenara çekti. Yayaya yeşil yanarken beklemişim. Evrakım belgelerim her şeyim tam. Ağa ağa sorduk:

-“Hayırdır amirim, ne suç işledik?”

O da cevapladı:

-“Emniyet kemerin takılı değil”

-“Evet takılı değil. Bu aracın ruhsatında kamyonet yazılı. Kamyon ve kamyonetlerde şoförün emniyet kemeri takma mecburiyeti yok!” dedim. (o zamanlar öyleydi)

Polis umursamadan:

-“Bu tür araçlarda bazıları özel, bazıları böyle ticari. Ama genelde herkes takıyor. Ver evrakları..” dedi.

Evrakları elimde sıkı sıkı tutarak “son parasını ev sahibine verecek kiracı” gibi hemen sıkı sıkı tutarak kaptırmamaya çalıştım ve:

-“Bak amirim. “Herkes takıyor , sen takmıyorsun” diye ceza yazamazsın. Şehir merkezinde Atatürk Bulvarına kamyonet olarak girdiğimde “herkes giriyor sen de gir” diye ceza yazmamazlık yapmıyorsanız aynı dürüstlüğü burada da uygulayınız. Evrakları sadece kontrol edesiniz diye veriyorum. Ceza kesesiniz diye değil” diyerek teslim ettim.

Polis memuru evrakları aldı. Aracının yanına gidip forma bişeyler yazdı. Sonra getirip evraklarımı verdi ve:

-“Sana tek bi şey söyleyeceğim.. çok konuşuyorsun. Kurcalarsam ceza yazacak bir şey mutlaka ve mutlaka bulurum.  Bu seferlik devam et bakalım…”

Polis haklıydı. Bu konuşma bana geçmişte yaşadığım bir olayı hatırlattı:

***

“İstersem Bulurum…”

İstanbul’da yaşadığım sıralar bir akşam bir iş  toplantısı çıkışı pazarlama müdürümüz Mustafa ve pazarlamacımız Özcan ile Bahçelievler civarında polis çevirmesine denk geldik.  İş adamlarıydık ve polislik hiçbir işimiz olmaması nedeniyle de rahattık.

Araca yaklaşan polis dışarı çıkmamızı ve aracın önünde beklememizi söyledi. Araçtan indik. Ancak Pazarlama müdürümüz öne geçerken polis komiserine:

-“Bizde bir şey yok! Boşuna zaman kaybediyorsunuz, bir şey bulamazsınız!..”  dedi. Polisler birbirlerine baktı ve:

-“Biz işimizi yapalım gene de..” dediler. Biri arka bagajı açtı. Oradan komiserine seslendi:

-“Komiserim bakın burada kesici alet var. Koca bir bıçak… “

Şaşkındık. Çünkü aracımızda öyle bir şeyin çıkması mümkün değildi. Mustafa kızardı bozardı ve terlemeye başladı.

-“Ama.. mümkün değil ki…” diyebildi.

Komiser gevrek gevrek güldü ve unutamayacağım o sözler döküldü ağzından:

-“Bize bi daha bir şey bulamazsınız demeyin. İstersek buluruz. Oraya koyar sonra da buluruz. Bu seferlik o sözünüzü gençliğinize veriyorum. Saymıyorum” dedi.
Makalemizi ilginizi çekecek bir hikayecikle tamamlayalım.

***

“Emin misiniz?”
Bill Gates Microsoft’un bir seminerinde bilgisayar sektöründeki gelişmenin hızını anlatmak için şöyle bir benzetme yapmış.
"Eğer Volkswagen firması son 25 yıl içinde bilgisayar sektörü kadar hızlı gelişmiş olsaydı bugün 500 dolara alabileceğimiz arabalara 25 dolarlık benzin koyup dünya turu atmamız mümkün olacaktı" 

Birkaç gün sonra VW firmasının bir basın açıklaması yayınlanmış:

"Eğer otomotiv sektörü Bill Gates’in işletim sistemi gibi gelişmiş olsaydı, her alacağımız arabada tek koltuk olacak, diğer koltuklar için ekstra lisans parası ödemek zorunda kalacaktık.

Arabamız sadece bizim ürettiğimiz benzinle çalışacaktı.

Gösterge tablosundaki tüm ikaz ve uyarı ışıkları yerine üzerinde 
“ARABANIZ GEÇERSİZ BİR İŞLEM YÜRÜTTÜ VE KAPATILACAKTIR” yazan tek bir lamba olacaktı.

Ayrıca her kazadan sonra arabanın hava yastıkları açılmadan önce bir düğmenin üzerinde “HAVA YASTIKLARI AÇILACAK EMİN MİSİNİZ “
diyen bir ışık yanacaktı" 

 
 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ersoy Baba
DİĞER YAZILARI

Yazarın Özgeçmişi:
Kayıp kimliği yüzünden 2019 seçimlerine kadar oy kullanamamıştı. 2019 seçimlerinde oy kullanamadığı tüm seçimlerin oyunu bir seferde kullanınca İstanbul seçimleri mahkemelik oldu. Seçimin iptali söz konusu oldu. Oylarının bu kadar etkili olacağını bilseydi valla da kullanmazdı. 

Mahallesinde Baba Ersoy olarak tanınan Ersoy Baba Bolu Mengen doğumludur. Mengenlidir ama sadece yemeyi bilir, yemeği yapmayı bilmez. Ersoy Baba Lise tahsilinden sonra Ankara'ya yerleşti. Ankara Ticari İlimler Akademisinin her gün önünden geçmiş olmasına rağmen İstanbul'a taşınınca bu eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Ersoy baba bi ara sokak sokak, ev ev gazete dağıtıcılığı yaptı. Sonra birden kendini aynı gazetenin editör masasında buldu. Editör yemekten döndüğünde masadan kalkmak zorunda kaldı. Hırs yaptı ve rakip gazetede köşe yazarlığına kadar yükseldi. Şimdilerde emekli oldu. Gidip kahve köşelerinde oturacağına gazete köşelerinde milleti yazılarıyla meşgul ediyor....

YAZARLAR
...
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya