İnsanlık, son peygamberin çağrısında yani önceki peygamberlerin de davetinin aynısı olan Hakk’a teslim konusunda birleşmedi mi? Birleşmedi. Peki, herkes kendi yolunda mı? Yolunda. O halde müminler ne yapacak? Çünkü iş özele bindi. Cevap rehber kitap Kur’ân’da:
11.01.2022 05:43
1 yorum
93 okunma
Müminler Ne Yapmalı?
İsmail Aydın

İnsanlık, son peygamberin çağrısında yani önceki peygamberlerin de davetinin aynısı olan Hakk’a teslim konusunda birleşmedi mi? Birleşmedi. Peki, herkes kendi yolunda mı? Yolunda. O halde müminler ne yapacak? Çünkü iş özele bindi. Cevap rehber kitap Kur’ân’da:

“Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünürseniz, biz size ayetleri açıkladık… İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, hâlbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman “inandık” derler. Başbaşa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar… Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler. Eğer sabreder ve Allah’dan gereğince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar veremez…” (Âl-i İmran, 3/118-119-120)

HAK NE DEDİ BİZ NE YAPTIK?

Peki, aklı kullanmak ve ilmin icaplarını yapmak, teknoloji geliştirmek veya en azından gelişmeleri takip etmek ve dahi güç biriktirmek Hakk’ın emri iken ne yapıldı? Hak’tan dilenecek yardım, Tanzimat döneminden itibaren birilerinden beklendi; onlar siz fabrika, tank, top, tüfek, uçak v.s. yapmayın, biz size veririz dediler. Yukarıdaki ayetlerin açık hükmüne rağmen dışımızdakiler sırdaş edinildi, sözlerine güvenildi, görevler ihmal edildi ve yapılması gerekenler, bilhassa İnönü’nün 1947’lerde yaptığı anlaşmalarla beraber yapılmadı. Bu da gittikçe artan dışarıya bağımlılığı getirdi. Böylece adamlar üzerimize vasi oldular, gönüllü olarak onların velayetleri altına girildi. Dilim söylemeye varmıyor ama ne yazık ki adamlar şimdi de kedinin fare ile oynadığı gibi oynamaya çalışıyorlar. Peki, kendi irademizle kendi -ekonomik, kültürel, sosyal- hayatımıza hâkim olmadan, dışımızdakilerin velayeti altında sıkıntılardan kurtulmamız mümkün mü?

SALDIRILAR NEREDEN KAYNAKLANIYOR?

Anlaşıldı. Peki, içeride niçin birbirimizle uğraşırız, dışarıdan yönelen saldırılarda bunun payı var mıdır? Bu soruların cevabı rehber kitap Kur’ân’da:

“Ey iman edenler! Allah’dan, O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin. Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın…” Âl-i İmran, 3/102-103)

“Allah’a ve Resulü’ne itaat edin. Ve birbirinizle didişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz (devletiniz) elden gider. Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfâl, 8/46)

Açıktır ki, Din doğru tutulacak ve onda ayrılığa düşülmeyecek; dışarıdakilerden yani Müslüman olmayanlardan sırdaş (veli-vasi) edinilmeyecek; müminler Allah’ın ipine sımsıkı sarılacak, parçalanıp ayrılmayacak;  birbiriyle didişmeyecek ve Yüce Allah’ın yardımını celbedecek bir birlik içinde ve sabır halinde bulunacaklar. Daha pek çok sure ve ayette bunlara benzer öğüt mevcut.

Peki, bunca açık ayetlere rağmen, Müslümanlar geçmişte ne yaptılar ve halen ne yapıyorlar? Hâlen, kâlen, fiîlen ne yapıyorlar?

BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR

Bir de Tirmizî’de geçen Peygamber (s.a.v.) buyruğuna bakalım: “Allah’ın eli cemaatle beraberdir.”

Gayet açıktır ki, “Yedullah”  cemaat iledir, toplumla beraberdir. “Birlikten kuvvet doğar.”

Ortaokul yıllarından aklımda kalmış -Dedekorkut hikâyelerinde veya Türk destanlarından birinde okuduğum- bir kıssa şöyledir:

Hakimlerden (bilge kişilerden) birisi vefat ederken evladına vasiyyet etti. Onlar bir topluluk idiler, “Bana bir kucak değnek (ok) getirin” dedi. Getirdiler, tuttu onları toplayıp deste yaptı, “Bunu böyle toplu olarak kırın” dedi, kıramadılar. Sonra dağıttı “Birer birer kırın” dedi, kırdılar. “İşte dedi, siz de benden sonra böylesiniz, toplu olduğunuz sürece mağlup olmaz yenilmezsiniz. Ayrıldınız mı düşmanınız fırsat bulur sizi mahveder.”

BİR KAPI KAPANIRSA BİR KAPI AÇILIR

Değerli okurlarım! Yukarıdan beri izaha çalıştıklarımız, karşılaştığımız kötü sonuçların Hak’tan uzaklaşmaktan ileri geldiğini gösteriyordu. Hak’tan uzaklaşmak sorumluluğu gerektirir. Sorumluluktan kurtulmanın yolu da hatayı anlayıp tevbe etmekten geçer. Hak Teâla hataları affeder, rahmeti boldur. Şu ayet hatırımızda bulunsun:

Deki: “Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Zümer, 39/53)

Değerli okurlarım! Fazla söze ne hacet, yazının başında söylemeye çalıştıklarımızı ayeti kerimeler, hadis ve bilge kişinin vasiyeti,  söz söylememize gerek kalmayacak şekilde olanca açıklığı ile ortaya koyuyor.

Öyleyse biz de yazıyı şöyle bitirelim izninizle: Demek ki buhran ve sıkıntılardan bir çıkış yolu her zaman varmış. Yeter ki, öldük, bittik diye karamsarlığa düşüp umudumuzu yitirmeyelim, yeter ki Allah’ın rahmetinden ümidimizi kesip ellerimiz böğrümüzde beklemeyelim. Hakk’a teslim olarak, O’nun yap dediklerini yaparak, yapma dediklerinden kaçınarak umutla çalışalım. Bütün insanlığın problemidir neyi nerede yitirdiğini bilememek! Peygamberlerden bahsederken “insanlığın atası, insanlığın tarihi” demiştik. İnsanlık tarihini öğrenmeli, atalarını iyi bilmeli ve onların yolunda yürümelidir. Bu yol Tevhid yoludur.

Evet, neyi nerede yitirdirdiğimizi bilelim ve onları yeniden bulmaya çalışalım. Çıkış yolu budur ve başka çıkar yol yoktur.

Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol

Sözümüz bütün insanlığa ve ülke genelinde tepeden tırnağa bütün toplum kesimlerinedir. Daha çok da -içimizdeki muhalifi ve muvafığı ile- tepedekilere.

HAYAT NEDEN PAHALANIYOR

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
İçeridekiler
İnsanlar kuşkusuz aynı fikirde olamazlar..Olmamaları da gerekir.Ancak içeride birlik sağlayalım derken sanırım bir yanlışa düşüyoruz.Bu topraklarda yaşayıp gözü dışarıda olan,bizi değilde yabancıyı seven onun istekleri doğrultusunda yaşayanlarla bu birlik kurulamaz.Vatanseverler var hainler var.Bunlar mutlaka ayrışmalı...
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     13.01.2022 10:25:04
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya