BMGK de güvenlik konseyi beşlisi arasında yapılan özel UKRAY na oturumunda
07.02.2022 06:11
417 okunma
BMGK de UKRAYNA oturumu
Şazeli Çügen

BMGK de güvenlik konseyi beşlisi arasında yapılan özel UKRAY na oturumunda

                Yine havanda sular dövüldü yine kayıkçı kavgaları yaşandı

                Karşılıklı atışmalar sataşmalar suçlamalar şeklinde gerçekleşen BMGK yi her zaman olduğu gibi yine temel İŞLEVİ olan BARIŞ ortamını tesis edemedi

                UKRAYNA gerginliğinin bekraundu na baktığımızda

                Çeyrek asır önce 1990 yılında SOVYET blokunun çöküşü ile nispi bağımsızlık kazanan başta doğu Avrupa ülkeleri olmak üzere Baltık ülkeleri ve de balkan ülkeleri

BATI tarafından önce AB ne entegrasyonu sağlandıktan sonra ikinci olarak da NATO nun güvenlik şemsiyesine alınmasıyla birlikte RUSYA tarafından kırmızı çizgi olarak ilan edilen SINIRLARA dayanmış gözükmektedir

                İşte dananın kuyruğunun koptuğu nokta

Her iki tarafın kırmızı çizgisi üzerinde olan UKRAYNA da gerçekleşmektedir

UKRAYNA

                BATI için doğal sınırları içinde telakki edilirken RUSYA için ise kendi arka bahçesi konumunda telakki edilip kendi sınırlarını teşkil etmesi olayıdır tıpkı BELARUS beyaz Rusya gibi

                ABD ve RUSYA arasında yapılan diplomatik görüşmeler henüz açık edilmeyen kırmızı telefon görüşmeleri dahil olmak üzere yazılıp çizilen ve gönderilen üstelik içeriğinin açıklanmaması da istenen mektuplar ve nihayet BMGK yapılan özel oturum da göstermektedir ki

                Bu MUVAZAALI GERGİNLİK politikası ile

                ABD ve RUSYA arasında tıpkı SOĞUK savaş dönemlerinde olduğu gibi DÜNYA yeni bir NUFUZ alanı anlaşmasına doğru bir yapılanma içine mi sürüklenmektedir diye sorgulamadan edemiyoruz

                UKRAYNA özelinde gerilim politikasına baktığımızda

                RUSYA

                AB ve de ABD den şunu istemektedir

                Siz yeteri kadar genişlediniz eskiden bana bağlı olan ülkeleri hem AB ne ve hem de NATO ya alarak benim DOĞAL sınırlarıma dayandınız ve benim GÜVENLİĞİMİ tehdit altında tutuyorsunuz ben buna müsaade etmem diyerek hem masada diplomatik ataklar yaparak ve hem de sahada KUVVET kozunu kullanarak netice almak istemektedir

                Nitekim 2014 yılında Ukrayna sınırları içinde özerk bölge olan KIRIMIN

                Rusya tarafından önce işgal edilip sonrasında İLHAK edilmesine

Ne BATI ve ne de ABD tepkisiz kalıp ses çıkartmayıp hiçbir ETKİLİ yaptırım uygulamaz iken konu UKRAYNA meselesine “Donbask- donetsk ve luhansk” gelindiğinde

Başta ABD olmak üzere AB ve Birleşik Krallık tepkiler göstermeye başladılar

RUSYA

Bu özel konuda “MİNSK anlaşmasına” sadık kalınmasında ısrar ederken “MİNSK anlaşması sözü edilen Rus yanlılarının çoğunlukta olduğu ayrılıkçı DONBSK bölgesine ÖZERK bölge statüsü verilmesi sözüdür”

ABD ise

“KIRIMI” özerk bölge olarak ilhak ettiğin yeter

Bu ilhakla

KARADENİZDE çok güçlü bir stratejik kara ve deniz ÜSSÜ kurdun bununla yetinmelisin ve de UKRAYNANIN hem AB ne ve hem de NATOYA alınmasına ses çıkartmamalısın diyerek AÇIK gerginlik diplomasisini bu şekilde sürdürmektedir

ABD ve AB Ukrayna yı kendi doğal sınırları kabul ettiğinden dir ki

Rusya nın bu bölgede askeri güç yığınağı yaparak Ukrayna yı kuşatma altından vazgeçmesi konusunda ısrarcı gözükmektedirler

                İşin entrasan tarafı ise

                Ne AB üyesi ülkelerin ve ne de ABD nin henüz ortada Ukrayna lehine herhangi bir askeri yığınağı yığınaktan vazgeçtik her hangi bir kayda değer askeri yardımı dahi söz konusu olmazken üstüne üstlük

                NATO Ukrayna konusunda

“Bizim sorumluluğumuz sadece NATO üyesi ülkelerin güvenliğidir NATO olarak bu konusunda herhangi bir askeri güç hazırlığımız yoktur” derken ABD “Pentagon sözcüsü ise söz konusu Ukrayna gerginliğinde her hangi bir askeri seçenek masamızda yoktur” diyerek

                ABD ve AB tarafından

Zahirde açık diplomatik hatlar üzerinden konturollü bir gerginlik politikası sürdürülmesi tiyatrosu mu oynanmaktadır yoksa

Kapalı kapılar ardında neler olup bittiği hakkında şimdilik açık bir emare verilmesinin üstünün örtülmesi mi istenmektedir

Yazılan MEKTUBUN içeriğinin açıklanmaması konusu da böylesi bir örtülü diplomasinin yürütülmekte olduğu izlenimini bizlere açık etmektedir

                AB üyesi ülkelerinin ve de NATO nun bu konuda ETKİLİ olmamasını RUSYA ile çatışma istemeyişini bir nebze geçer akçe bir menfaat konusu gördüklerini kabul ile izah etmek mümkün gözükmektedir

                Özellikle

                ALMANYA nın “Kuzey akım 2” projesinin gerçekleştirilme isteği nedeni ile RUSYA ile olan ilişkilerini DENGE de tutma politikasını sürdürmesi  FRANSA nın henüz açık el bir politika ortaya koyamaması İNGİLTERE nin Baltık tan yaptığı askeri çıkartma yapmasını istisna eder isek

AB üyesi ülkelerin RUSYA nın ENERJİ arzı konusunda kendilerini bağımlı hissetmeleri gerçekliği ellerini ve kollarını bağlamış durumdadır

                Bu konuda

“YÖNTEM aritmetiğine” dikkat çekmek istemekteyiz

Başta AB üyesi ÜLKELER olmak üzere nispeten ABD de “turuncu” yöntemlerle

“Yumuşak güç” politikaları izleyip kendi hinterlandını başarılı bir şekilde genişletip doğal entegrasyonu sağlarken

RUSYA ise tarihi bir gelenek üzere inşa ettiği politika alışkanlıkları gereği “Sert güç” politikalarından asla vazgeçmiş gözükmemektedir

Bu nedenle

RUSYA masada alamadığımı sert güç kullanarak sahada alırım yönteminde ısrarcı gözükmektedir

Bu iki yöntemin

Hangisinin daha başarılı olduğu konusunda fotoğrafa baktığımızda

“Yumuşak güç” politikalarının daha verimli daha başarılı daha kalıcı ve de eşyanın tabiatına daha uygun olduğu gerçekliği açık seçik orta yerde durmaktadır

Burada RUSYA nın kulaklarını bir kez daha çınlatmak gerekmektedir ki

ASYA nın uçsuz bucaksız topraklarında çok az bir bölümünü teşkil eden

TÜRK cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarına karşı geliştirdiği SERT politikalarını bir kez daha gözden geçirmekle neler kazanabileceği konusunda kesin bir reel politik kuramı olduğunu elbette ki görmelidir

Eğer huylu huyundan vazgeçmez diyor isek

Zaman ve tarih bu kesin gerçeklik olan “reel politiğin” ne kadar sağlıklı bir bakış açısı olduğunu er geç ortaya koyacaktır

Muhtemel dir ki eşyanın tabiatına ters düşen bu SERTLİK yanlısı politikaları RUSYA daha fazla sürdüremeyecek ve de daha çok toprak kaybı ile neticelenebilecektir tıpkı ABD ve ÇİN nin de aynı hastalıklı politikalarla malül olduğu gibi

Sonuç olarak

Rus lider PUTİN

Çin olimpiyatları vesilesi ile ÇİN ziyaretinde Çin lideri Şi Pi ile bir dizi görüşme yaparak Çin ile kazan kazan ilişkisi temelinde enerji anlaşması yaparak doğu cephesini sağlama bağlamış oldu

RUSYA Ukrayna konusunu kırmızı çizgi ilan edip “Donbas” bölgesinden vazgeçmeden 

Başta ABD NATO ve AB den “güvenlik garantisi belgesi” kısaca yeni bir sözleşme isterken

AB ülkeleri ise henüz doğal sınırlarına ulaşmadığını sessiz tepkileriyle ve de etkisiz yardım destekleriyle sürdürmek istemekte UKRAYNA gibi hassas konuları ucu AÇIK olarak zamana havale etmek istemektedirler

ABD ise dünyanın jandarmalık görevini başarıyla sürdürmekte olduğunu teyit ederek RUSYA ile örtülü bir anlaşma zemini sağlayarak

PASİFİKTE olması muhtemel ABD ÇİN gerginliğinde ÇİN in YAYILMACILIĞINI sınırlandırılması konusunda RUSYA ile kesin bir ittifak yapma isteği ni açık etmese de ortaya koymaktadır

Nitekim

“Henri Kisingerin de” bakış açısı bu yönde idi

ŞUBAT ayı

TÜRKİYE açısından

“Yeni normalleşme döneminde”

Hem diplomatik atakların planlandığı ve hem de diplomatik kabullerin yapıldığı bir sürecin başlangıç ayı olmaktadır ki

Sayın cumhur başkanının UKRAYNA ziyareti ve serbest Pazar anlaşmasını imzalaması ve hemen ardından sayın PUTİN in TÜRKİYE ye gelme ziyareti

Bize göstermektedir ki

TÜRKİYE

Bölgesinde saygınlığı olan etkili bir yumuşak güç politikası izlemesi neticesinde

Hem arabuluculuk görevi yapabileceğini ve hem de bölgesel BARIŞ ve İSTİKRARIN temini konularında bölgesinin en etkin bir MERKEZ gücü olarak hem masada pozisyonlar alarak ve hem de sahada kalarak  “yumuşak güç politikasını” sürdürmekte kararlı olduğunu

Diplomatik diliyle bölgesel ve küresel çapta bil fiil göstermektedir

Haydi kolay gelsin

Selam ve dua ile

Şazeli Çügen

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya