Son dönemde yaşanan iç ve dış gelişmeleri değerlendirdiğimizde kritik bir zaman dilimine girdiğimizi görmek zor değil. 2019 hiç de kolay geçmeyecek gibi görünmektedir. Gelişmeleri sıralayarak fotoğrafı görmek daha kolay olacaktır sanırız.
29.05.2019 10.30
2.357 okunma
Savaş Geliyorum Diyor
Osman Arslan

Dr. Osman ARSLAN

Son dönemde yaşanan iç ve dış gelişmeleri değerlendirdiğimizde kritik bir zaman dilimine girdiğimizi görmek zor değil. 2019 hiç de kolay geçmeyecek gibi görünmektedir. Gelişmeleri sıralayarak fotoğrafı görmek daha kolay olacaktır sanırız.

1. DEVLET POLİTİKALARININ PANAROMASI

a) Halkın 15 Temmuz sonrasında hızla silahlandı/rıldı/ğı, şu anda yüzde 85’i ruhsatsız 25 milyon silahın halkın elinde olduğu veri olarak biliniyor.  Çekiç güç döneminde ve Açılım döneminde Irak ve Suriye sınırından sokulan on binlerce bylock marka silahın son 5 yılda el konularak hızla el değiştirmesi tesadüf olmasa gerektir. Üstelik son iki yılda silahla işlenen suçlarda yüzde 61 oranında artış saptandığı halde silahlanma konusunda tedbir alınmaması, bu yöndeki gelişmenin “istenen bir şey” olduğunu, planlı ve bilinçli yapıldığını gösteriyor. Devlet göz yumuyorsa elbette bunun bir sebebi olmalıdır.

b) Yeraltı dünyasının ülkücü liderlerinin çözüm süreci öncesinde ardı ardına yaşanan suikast, kaza ve hesaplaşmalarla öldürülmeleri, İnterpol aracılığı ile bulunup tutuklanmaları sonrasında Büyükşehir ve sahil bantlarında Kürtçü(PKK) mafya egemenliği sağlanmıştı. Son dönemde, 2016 sonrasında daraltılarak yeniden sahil ve büyükşehir sokaklarının Ülkücü mafyanın eline verilmeye başlandığı pek çok gelişmelerle gözlemleniyor. Yani yeraltı dünyasının parası da bölücülerin elinden alınarak devletçi (bir mafyaya milli diyemeyeceğimiz için) kontrole alınmaya başlandı. Bu da bir planlı çalışmayı gösteriyor.

c) Devlet/ Hükümet, FETÖ’nün tasfiyesi ile birlikte hızla ulusal savunma sanayiinde kritik alanlarda açıklarımızı kapatacak milli sanayi ve teknoloji atılımları yaptı. Tehdit algısının zamanlamasına yetişemeyecek açıklarını da dış alımlarla kapatma yoluna gitti: S-400, F-35 alım girişimleri gibi. Bugüne kadar durmasına, bugünse hiçbir gücün bu alımları yapmasını engelleyememesine bakılırsa gözüne bir gözüken var devletin.

d) FETÖ ve PKK başta olmak üzere bütün gayr-ı milli unsurların varlığını imha, mümkün değilse mimimize etme mücadelesi, sempati kitlelerini ise bloke etme çabasıyla birlikte yürütülüyor. Kırmızı, sarı be yeşil listelerin; Gezi ve 15 Temmuz duruşları kriter alınarak neredeyse tüm vatandaşların potansiyel tehdit durum haritalarının çıkartıldığı, her yeni olayda ortaya çıkan emarelerle anlaşılmaktadır. Devlet vatandaşına hakim olma çabasındadır.

e) Ergenekon dönemi ulusalcı STK ve üç büyük takımın taraftar gösterileri ve yönetici tutumları hatırımızdadır. Çözüm sürecinde de FETÖ’nün çizgisinde STK ve taraftar grup eylemleri adeta kusuyordu kamuoyunda. Şimdi ise aynı tür gelişmeler, bu sefer “millici” nitelikte artan STK ve taraftar eylemleri ile belirginleşmiş durumdadır. Bu da devletin halkına bilinçli bir yön verdiği emarelerden bir başkası.

f) Sinema ve TV’lerin, roman ve belgesellerin patlama ölçüsünde millici içerikli yapımlarla halkın her kesimine hitap edecek farklı üsluplarla yayın yapması halkı kuşatacak bir milli duygu köpürtme çalışması olarak ayrıca saptanmalıdır.

g) Kamuoyunu yönlendirmede etkisi büyük olan medya organlarının sahipliği bakımından Demirören grubunun Doğan Medya’yı alması sonrasındaki yayın çizgisine bakınca toplam medyanın yüzde 75 oranında millici yayında toparlanmış olması, geriye kalan yüzde 25 tirajın/izlenme oranının ise yüzde 15’inin yabancı sermaye elinde olması dikkat çekmektedir. Medya sahipliğinin sermayedarların ağırlığında(yüzde 95) olması siyaset etkisine açıklığa, bu patronların çapraz medya sahipliği kurması ise kitle manipülasyonuna açıklığa delalet eder. Yani devlet, medya kontrolünü de sağlamış durumda görünmektedir. Bunun da 2012 sonrasında adım adım bilinçli bir süreç sağlandığını vurgulamalıyız. Devlet medyayı da kontrol eder düzeye gelmiştir.

h) Üniversitelerde 2012 yılına kadar bölücü/yıkıcı akımların egemenliği ve yüksek ses vermesi söz konusu iken, geçen olağanüstü süreçlerden sonra yaşanan ihraçlar, emekliliğe sevkler, istifalar, tutuklamalar ve içerik müdahaleleri ile öğrenci örgütlenmelerine yapılan dokunuşlar artık ulusalcı- millici tavrı baskın karaktere kavuşturmuş bulunmaktadır. Zinde güçlerin üniversite gençliği ayağı da kontroldedir artık.

ı) Siyasette yeni bir milat kurulmuş; bu dönemde ‘milli varlık ve beka davası’ ana tema haline getirilmiş ve bir araya gelmeyecek gruplar birlikte hareket etmeye başlamış, bunun da gerekçesini “varlık ve beka davası” olarak ortaya atmışlardır. Bunu, devletin derinlerinden bir sesin; Bahçeli’nin gırtlağından çıkan bir sesle dile getirdiği de bilinmektedir. Devlet projesi olduğu buradan da bellidir.

k) Türkiye, durup dururken “Mavi Vatan 2019” tatbikatını tarihinde ilk defa Karadeniz, Ege ve Doğu Akdenizi kapsayacak biçimde yaparak savaşa hazır olduğu mesajı verdi.

l) ABD, “Bin Yılın Savaşı” adı altında Nevada’da Türkiye’yi tanımlayan bir ülkeyi işgal ediyor. İşgal süresi 4 gün planlanıyor. Bizde seferberlik süresi 4 gün. Yani seferberlik yapılamadan işgalin bitirilmesini sağlayan bir tatbikat.

m)Son olarak seçimler sonrasında Cumhurbaşkanının ortaya attığı ve 19 Mayıs’ta Samsun’da liderlerin verdiği toplu fotoğrafa dönüşen “Türkiye İttifakı” da, “vatan ve bağımsızlık” temelli bir geniş birlikteliği siyaset kurumunda da oluşturma girişimi olarak devletin istediği tablolar arasına eklemek gereklidir.

Bütün bu adımlardan anlaşılacağı gibi devletin bir kaygısı var. Anlaşılıyor ki devlet bir hazırlık yapıyor. Üstelik acelesi var gibi hızlı bir süreç yürütüyor. Bu devlet çabasının bir savaş öncesi hazırlık olduğu anlaşılmaktadır. Bu çabanın sebebi üzerinde durmak, bu değişime devleti zorlayan nedenleri kavramak önemlidir.

2. ETRAFIMIZDA NELER DÖNÜYOR?

Şu Türkiye etrafındaki gelişmelere baktığımızda Türkiye’nin neyin telaşlı hazırlığı içinde olduğunu anlamak çok kolay olacak:

a) ABD’nin bir Batı Trakya ve Balkanlarda bu yaz yapılacak olan SABER GUARDIAN ve DECISIVE STRIKE YUNAN askeri tatbikatları gerekçesiyle 700 farklı tipte on bin zırhlı araç ve tonlarca mühimmatını, binlerce askerle birlikte Edirne Dedeağaç'a yığdığını biliyoruz.

b) ABD, Yunanistan’a yaptığı mali yardımların diyetini askeri planlarına hayır diyemez hale getirdikten sonra kaşıdığı Yunan milliyetçileri eliyle Türklere karşı alacak hamleler içinde.

c) ABD kurduğu üs vasıtasıyla Bulgaristan'da on bine yakın asker konuşlandırdı.

d) AB, Türk sınırında kullanılmak koşuluyla Bulgaristan'a 1000 kadar zırhlı araç verdi.

e) İngiltere Kıbrıs’a ha bire asker ve mühimmat yığmaya devam ediyor. İngiliz Hava Kuvvetleri, ‘F-35’ savaş uçaklarını Güney Kıbrıs'taki Akrotiri üssüne göndermeye başladı. ABD, Türkiye’ye 2 tane vermediği f-35’lerden Kıbrıs’a 130 adet getirdi.

f) 120 bin PKK terör ordusu, 150 bin Barzani Peşmerge terör ordusu, 10 bin deniz piyadesine ilaveten ABD, Suriye'de binlerce tıreyler silah,araç,gereç ve mühimmat ile donatıp hazır hale getirdi.

g) Buna ilaveten ABD Başkanı Trump, Suriye ve Irak'taki birliklerine 150 bin kişilik takviye kuvvet göndereceğini açıkladı.

h) Doğu Akdeniz'de bir kısmı nükleer başlıklı füze taşıyan 200 savaş ve uçak gemisi toplanmış durumda.

ı)Yunanistan’ın, işgal ettiği adalarımıza ağır silah ve mühimmat yığınağı ABD'den çeşitli taarruz ve nakliye helikopterleri ve silah satın alarak takviye edildi.

i) DEAŞ'ın yayınlamış olduğu bir resimde, örgütün sözde lideri Bağdadi Türkiye dosyasını incelerken görülüyordu.

j) Manidar bir zamanlama ile ateşkes anlaşmasını Suriye’ye deldirerek Rusya’nın İdlib’te başlattığı katliamlar güneyimizde devam ediyor…

k) Doğumuzda İran’la iyice ipleri geren ABD muhtemelen Irak’aki güçlerle savaşı iyice kapıya dayamış bulunuyor.

l) İsrail, Türkiye’den geçecek olan doğalgaz boru hattını çekerek Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya uzatma kararı aldı.

m) Sudan’da Türkiye yanlısı iktidar devrilerek liderleri tutuklandı. Türk desteği olabilecek Trablusgarp/Libya’da merkezi kontrolün sağlanmasına izin verilmiyor. Pakistan’da iş başına getirilen yeni yönetim tarihinde ilk defa BM’de Türkiye ile farklı yönde oylar kullanmaya başladı.

m) Nisan’ın ortasında Yunanistan, Rum Kesimi ve Mısır Medusa-8 adıyla Doğu Akdeniz’de hava-deniz tatbikatı gerçekleştirdi.   Tatbikata ABD, Suudi Arabistan, BAE başta olmak üzere Bulgaristan, Fransa, Almanya, İtalya, Ürdün, Kuveyt, Fas, Bahreyn, Portekiz, Romanya, Sırbistan ve Sudan’dan gözlemcilerin katılması ilginçti.

n) Nisan Ayı’nda, İtalya ve Fransa arka arkaya Ermeni tasarılarını gündemine getirdi.

o) Medya alanında önemli gelişmeler oldu: İngiliz yayın organı Indepentdent, Türkçe internet sitesini devreye soktu. Burada dikkatimizi çeken sitenin sermayesiydi. İnternet sitesi İngiliz ancak sermaye Suudi Arabistan’a aitti. Öte yandan Uluslararası 4 kamu yayın kuruluşu Deutsche Welle (DW), VOA, BBC ve France 24 tarafından Türkçe içerik sağlanacak YouTube kanalı +90 yayın hayatına başladı.

ö)  Türkiye toprakları içerisinde bulunan Amerikan askeri sayısı 3 ayda 2 kat artarak 4 bine yükseldi. Türk üssünün bulunduğu Katar’da ise bu rakam son 3 ayda 3 binden 7 bine çıkarıldı. Türkiye ve Katar dışında Bahreyn, Kuveyt ve Suriye’de de asker sayısını artıran Pentagon, adeta bir savaş hazırlığı yaptığını gözler önüne serdi.

SAVAŞ GELİYORUM DİYOR!

Tablo ortadadır. 1. Dünya Savaşı öncesi gibi önce çevremizi sarıyor, yığınak yapıyorlar. Seçimler gerekçesiyle birbirimizle uğraşmanın vakti değildir. Kapımızda bir savaş görünüyor. Bu savaş Türkiye’yi işgal planı olarak iyice somutlaşmış, kapımıza dayanmış durumdadır. Yunanistan’ın 18 adayı pervasızca işgali tesadüfi bir cüret değildir, tahriktir. Türkiye’yi ateşe çekme çabası, fitili ateşleme gayreti olarak yorumlanmalıdır.

Prof. Sencer İmer’in belirttiğine göre, savaşılacak ülke yapmak için ABD, bir ülkeyi önce “başarısız devlet” sonra da “haydut devlet” ilan edermiş. Türkiye başarısız devlet statüsüne çekildi. İran ve Venezuella gibi haydut devlet denildiği gün, savaşın da başlayacağı vakit olacaktır.

Türkiye’nin ABD ile gizli-açık savaşacağını, bu olmadan bağımsız olamayacağını 2004 yılından bu yana sürekli işleyen bir kişi olarak bugün, devlet politikalarının doğru olduğuna, bu hesabı barış veya savaş şartlarında vermeden “Türkiye” olamayacağımızı tekraren ifadede fayda görüyorum.

Öyleyse “Yaşasın Türkiye İttifakı” demenin zamanıdır. “Bütün vatanseverler birleşiniz” çağrısının tam vaktidir. Türküyle, Kürdüyle, Lazı, Çerkezi, Gürcüsü, Abazası ile birleşme günüdür.

Şimdi son yazımızın son paragrafını yeniden sorma zamanıdır:

TIPKI ONLAR GİBİ

19 Mayıs olayından bir asır sonra aynı şekilde ‘beka’ meselesiyle yüzleştiğimiz, 15 Temmuz gecesi bir kurtuluş kıyamı yaşadığımız bu dönemde, Samsun’a çıkılan, Amasya, Sivas ve Erzurum’da sergilenen kararlılıkla Ankara etrafında birleştiğimiz, sonra da dünyaya gösterdiğimiz ruhla yeniden birleşmeye var mıyız? onlar gibi, “Manda ve himaye kabul edilemez!” diyecek miyiz? “Milletin kaderini yine milletin azim ve kararı belirleyecektir!” diyebilecek miyiz? “Vatan bir bütündür, tecezzi(parçalanma) kabul etmez!” diye haykırabilecek miyiz? Ve vakti gelince şehadete “Ya istiklal, ya ölüm!” diyerek koşabilecek miyiz?

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya