Önceki yazımızda “AİLE ÜZERİNE” bir yazı kaleme almıştık. Bu yazımızda aile kurumuyla yakından alakalı olması nedeniyle mahremiyet ve tesettür konusunu ele alacağız.
11.04.2022 05:27
631 okunma
Mahremiyet ve Tesettür Üzerine
Mehmet Aktan

Önceki yazımızda “AİLE ÜZERİNE” bir yazı kaleme almıştık. Bu yazımızda aile kurumuyla yakından alakalı olması nedeniyle mahremiyet ve tesettür konusunu ele alacağız.

Değerli okuyucu;

Aile müessesesi, uzun zamandan beri “Batı” kaynaklı bazı iç ve dış mihrakların saldırısına tabi tutulmuş ve maalesef bu yüzden oldukça önemli bozulmalara uğramış bir kurumumuz. Özellikle de son zamanlarda bu dejenerasyon had safhaya ulaşmış bulunuyor. Halbuki aile; toplumun temel taşıdır. Ailenin yozlaşması, doğrudan doğruya toplumun da yozlaşması anlamına gelir.

Elbette Aziz Milletimiz sadece aile bazında değil her kesim ve kısımda yıkıma yönelik saldırı altında. Devletimiz’ in siyasi irade olarak; “Batı Medeniyeti” ni tercih etmesinden itibaren Milletimiz her yönden saldırıya maruz kalmış ve bu saldırılar önemli ölçüde de sonuç almıştır.

Bu gerçeği tespit ettikten sonra, yazımızın konusu olan “MAHREMİYET ve TESETTÜR” konusuna geçmek istiyorum.

Değerli okuyucu:

Mahremiyet, kelime manası olarak gizlilik anlamına gelmekle beraber, Yüce Din’ imizin emrettiği şekliyle; Şahsî ve ailevi hayatın gizliliği, birbirlerine nikâh düşecek insanların her yanı kapalı bir mekânda ya da gözlerden ırak yerlerde zaruret olmadıkça bir arada bulunmamaları, halvet etmemeleri anlamına gelir.

Tesettür (örtünme) ise: Erkeklerin göbek üstünden diz kapağı altına kadar, kadınların ise el ve yüz dışındaki tüm beden bölümlerinin örtülmesiyle birlikte, bu örtünün, bakıldığında vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde vücudu kapatmış olması halidir. Kadınların baş örtülerinin de omuzlarına kadar inecek şekilde olması gerekmektedir.

Örtünme konusunda erkek ve kadın arasında belirgin bir farkın olması yaratılışla ilgilidir. Bu fark; kadın vücudunun her bölümünün erkeği çok fazla etkilemesine karşı, erkek vücudunun örtülmesi gereken kısımlar dışındaki bölümünün kadını fazlaca etkilememesi fıtratından kaynaklanmaktadır.

Zamanımızda kadın vücudunun hayatın her kesiminde (San’ atta, ticarette, reklam sektöründe, sosyal hayatta vs. alanlarda) daha fazla ilgi çekmek için nasıl ve ne ölçüde kötüye kullanıldığını baktığımızda bu farkı görmemek ve kabul etmemek mümkün değildir.

Değerli okuyucu:

Aile, insanoğlunun çoğalmasının yegâne zeminidir. Aile dışında insanoğlunun çoğalması uzun vadede mümkün olmaz. Çünkü aile dışındaki doğumlarda çocuğun annesi onu doğuran kadındır. Ancak genelde babası belirsizdir. Bu durumda hiçbir erkek kendisinden olduğundan emin olmadığı bir çocuğu sahiplenip, ona babalık yapmak istemez. Babadan mahrum bir çocuğun hayatını idame ettirmesi ve sosyal hayatta yer alması çok istisnai bir durumdur. Ya doğuran kadın bizzat doğurduğu çocuğun hayatına bir şekilde son verir, ya da babasız çocuk sosyal hayatın dışına itilir. Hayat onun için bir zindandan farksız hale gelir. Tarih boyunca bebeklerin, özellikle de (Kadının toplumdaki yeri sebebiyle) kız bebeklerin katledilmesi aile kurumunun toplumda büyük yara almış olmasından kaynaklanmaktadır.

Şu hâlde aile: insanoğlunun varlığının idamesinde elzem ve evrensel bir kurumdur. Ailenin mevcudiyetini temin her toplum için birinci derecede elzem bir görevdir. Bu görevi savsaklayan toplumlar erinde geçinde yok olmaya mahkûmdur.         

Kadın ve erkek arasında, iki mıknatısın birbirini çekmesi gibi çok güçlü bir ruhsal ve cinsel çekim vardır Ayrıca insanda yaratılıştan çok güçlü bir çocuk sahibi olma arzusu, çocuk sevgisi vardır. Bu çekim yüzündendir ki kadın ve erkek karşı konulmaz bir şekilde evlenip, çocuk sahibi olmak isterler. Devamında da eş ve çocuklarını her türlü olumsuzluk ve tehlikelerden, gerektiğinde canları pahasına korumak eğilimindedirler. Hayatlarını kolaylaştırmak isterler. İnsanoğlunun çoğalmasının meşru zemini budur. Yüce Rabbimiz’ in koyduğu “Neslin idamesi” kanunu budur.  

Yüce Rabbimiz, yarattığını en iyi bilen olduğundan, yarattığı için en uygun kaideleri de koymuştur. Çoğalma için aileyi, aile konusunda da mahremiyet ve tesettür kaidelerini koymuştur.

Peki aileyi ayakta tutmamız için ne yapılmalı?

İşte yazı başlığımızdaki mahremiyet ve tesettür ailenin var olabilmesinin en temel şartlarıdır. Mıknatısların birbirinin çekim sahalarına girmelerini engelleyen ilahi bir bariyerdir. Yüce Rabbimiz, Kur’ anı Kerim’ inde: “…Zinaya yaklaşmayınız” buyuruyor. Bu, mıknatısların birbirinin çekim sahalarına girmemesi emridir. Bu emir mahremiyet ve tesettüre riayet emridir! Mıknatıslar birbirlerinin çekim sahalarına girdiği anda çekim başlar. Birbirlerine yaklaştıkça çekim daha çoğalır. Yakınlık ne kadar artarsa çekim de o derece güçlenir.

Mahremiyet ve tesettür kaidelerine riayet edilmediği takdirde; aile dışındaki başka kadınların, ailenin erkeğiyle, aile dışındaki başka erkeklerin de ailenin kadınıyla karşılıklı ilgileri başlamakta, gelişmekte ve en nihayet aileye mensup kadın ve erkek aileden koparılabilmektedir. Bu, kadın ve erkek arasındaki fıtri çekimin, arada mahremiyet ve tesettür gibi bir bariyer olmaması halinde ortaya çıkardığı kaçınılmaz bir sonuçtur.

Aile huzurumuzun kalmayışı, anlaşmazlıkların, boşanmaların, kadın ve çocuk cinayetlerinin çoğalması elbette sadece mahremiyet ve tesettür kurallarına uyulmamasından kaynaklanmıyor.

Ancak, mahremiyet ve tesettüre riayetsizliğin aile kurumuna ne ölçüde etkili olduğunu samimiyetle bir düşünelim.

Değerli okuyucu;

Bir taraftan mahremiyet ve tesettürün sosyal hayatımızdan epeyce uzaklaştırılmış olması, diğer taraftan ailenin “Aileyi kadın ve erkek birlikte yönetir” şeklindeki hukuk kuralıyla aile kurumumuz yıkılmaya çalışılmaktadır.

Ve bu yıkım sadece bizim toplumumuz için geçerli olmayıp tüm dünya için geçerlidir. Çünkü mahremiyet ve tesettür evrenseldir, çünkü fıtrîdir. Her ailenin varlığının devamı için elzemdir.

Allah’ a emanet olunuz. 11.04.22022

 

Av. Mehmet AKTAN

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya