Bu yazımda Arapçada “taklid” olan, Türkçede “taklit” olarak telaffuz ettiğimiz kelimenin zihnimde çağrıştırdığı bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Bu dünyada başta insan olmak üzere, pek çok canlıda kendi dışındaki bir canlıyı taklit etme yeteneği olduğunu görüyoruz. Bitkilerde, cansız varlıklarda (fiziksel, kimyasal ve bitkisel olarak) taklit anlamına gelen davranışlar olup olmadığı konusunda bir fikrim yok. Varsa, erbabının malumudur.
16.06.2022 05:33
227 okunma
Taklid
Mustafa Yıldız

Bu yazımda Arapçada “taklid”  olan, Türkçede “taklit” olarak telaffuz ettiğimiz kelimenin zihnimde çağrıştırdığı bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Bu dünyada başta insan olmak üzere, pek çok canlıda kendi dışındaki bir canlıyı taklit etme yeteneği olduğunu görüyoruz. Bitkilerde, cansız varlıklarda (fiziksel, kimyasal ve bitkisel olarak)  taklit anlamına gelen davranışlar olup olmadığı konusunda bir fikrim yok. Varsa, erbabının malumudur.

İlk Taklit

Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Âdem’in iki oğlu hakkında verilen bilgiler içinde taklitçi karga figürünü görüyoruz.

Kardeşi Habil’i öldüren Kabil, yeryüzünün ilk insan cinayetini işlemişti. Kardeşinin cesedi konusunda ne yapacağını bilmez bir halde iken bir karganın gelip yeri eşerek öldürdüğü kuşu gömdüğünde  “Yazıklar olsun bana bu kuş kadar olup da kardeşimi gömmeyi akıl edemedim” diye pişmanlık gösterdiği ifade edilmektedir.

Hayvanlar âleminde maymun, karga, papağan, köpek ve daha pek çok hayvan, yaratılışlarındaki içgüdü ile veya öğretilmiş davranışlarıyla insanların hayretini celp eden taklitler yaparlar.

Kargayı taklit eden veya peygamberleri takip eden insanoğlu, bütün bir tarihi boyunca ya “takib” ya da “taklid” yapmıştır.

Takip, simetrik bir izleme olup daha çok özgün bir duruma yükselmek için tutulan bir yoldur. Taklit ise özgün olmayıp kopyadır; aslı gibi değildir.

Taklidî İman Meselesi

Taklidî iman, bir kısım âlimlere göre geçerli sayılmazken âlimlerin çoğunluğu nezdinde geçerli sayılmakla beraber, onun hakikî iman seviyesine yükseltilmesi zorunlu görülmüştür. Nitekim çocuğun imanı önce taklitle başlar, bilahare kendi aklî melekeleriyle hakikî iman seviyesine ulaşır.

Bu husus, kişinin İslam toplumunun üyesi olarak kabul görmesi için insanların tespit ettiği bir kıstastır. Allah katındaki makbul imanı ise yalnızca Allah bilir.

Hayatın bir gerçeği olarak taklit bazı durumlarda makul görülmektedir. Taklit (öykünme) başlangıçta makul görülse de özgünlük derecesine yükselmedikçe olumlu sonuç vermez. Mukallit (taklitçi) taklid edileni geçmedikçe yaptığı ve yapacağı işler gerçek değerine kavuşamaz.

Çırak ustasını geçmeli ki, usta sayılabilsin. Hep çırak seviyesinde kalan biri, usta sayılmaz ve insanlar onun yapacağı işi tercih etmezler.

Eğer çırak ustasını hiçbir zaman geçemeyeceğini düşünürse insanlığın gelişmesinde yapacağı her iş kadük kalır.

Peygamberlik Allah vergisidir ve hiçbir kimse çalışmasıyla ve çabasıyla o makama erişemez. Bu istisna dışında her insan geçilebilir. Bu yol kimseye kapalı değildir. Tersini düşünenler, bazı insanları putlaştırırlar, onları aşamayacaklarını sanarak hem kendi gelişmelerini, hem de toplumun gelişmesini sınırlandırırlar.

Tarikat Ve Siyaset Takitçileri

Pek çok tarikatçı ve siyasetçi böyle bir yanlışın içindedir. Ölmüş şeyhinin ve siyasî liderinin gölgesinde yürümeye devam ederler. Onların ayağını bastığı yerlere basarak yürürler. Modası geçmiş sloganlarını kullanırlar. Giderek hayatın gerçekleriyle çelişen davranış tarzlarından ayrılmazlar. Dünya değişir ama onlar değişmezler. Oysa değişmeyen tek şey, değişimdir.

Eğer o şeyhler ve liderler aşılmaz kişiler kabul edilirse ve eğer onlar din ve dünya işlerinde yeterince başarılı olmadılarsa bu anlayışa göre onları taklit edenler de daha çok başarısız olurlar. Onların başaramadıklarını taklit edenler mi başaracak?

Geçmiş kişi ve olayların tecrübelerini zihin, gönül ve akıl potasında eriterek yeni ve özgün iş ve hareketler ortaya konulursa gelişme ve yükselme çığırına girilir. O zaman  “taklit”ten kurtulup “takip”  yoluna girilmiş olur.

         Mevlana ne güzel demiş:

         “Her gün bir yerden göçmek ne iyi

         Her gün bir yere konmak ne güzel

         Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş

         Dünle beraber gitti, cancağızım

         Ne kadar söz varsa düne ait.

         Şimdi yeni şeyler söylemek lazım”

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Mustafa Yıldız
DİĞER YAZILARI

MUSTAFA YILDIZ KİMDİR?

Mustafa Yıldız 1951 yılında Konya'nın Kulu İlçesinin Hisar köyünde doğdu.1963 yılında İlkokuldan mezun olduktan sonra birkaç yıl Arapça okudu.

1967–1968 ders yılında Ankara İmam-Hatip Okulu'na girdi. 1973–1974 yılında bu okuldan mezun olduktan sonra Ankara merkezinde İmam-Hatip olarak memuriyete başladı. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan memuriyetini sürdürürken diğer yandan öğrenimini sürdürerek mezun oldu.

1981 yılında Erzincan'da kısa dönem askerlik görevini yaptı.

1983 yılında Diyanet işleri Başkanlığı adına Almanya'ya Din Görevlisi olarak gitti. 1988 yılında yurda dönen Yıldız, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Süreli Yayınlar bölümünde Diyanet Gazetesi, Diyanet Çocuk Dergisi... Gibi yayınların hazırlanmasında çalıştı ve adı geçen yayın organlarında yazılar yazdı.

Bir yıl sonra1989 Eylülünde istifa ederek serbest ticarete atıldı. Bu tarihten sonra aktif siyasete atılarak, belediye başkanlığı adaylığı, milletvekili adaylığı ve on yıl boyunca bir partinin Ankara İl Başkanlığını yaptı.

2003 yılında ticaret ve siyasetten ayrılan Mustafa YILDIZ, açıktan atama ile Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Daire Başkanlığı nezdinde göreve başladı. 2 yıl sonra adı geçen dairede Kamuoyu Değerlendirme Şube Müdürü olarak 12 yıl boyunca anket çalışmalarını ve sanat sergilerinin yöneticiliğini yaptı. Petek adlı şiir kitabını bu görevinde iken yayımladı.

Belediyedeki görevine başladıktan kısa bir süre sonra Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Bölümünde master yaptı.

Mustafa Yıldız’ın yayımlanmış 2 kitabı ile yayımlanmamış 5 kitabı; çok sayıda dini, sosyal ve kültürel içerikli yayınlanmış makalesi bulunuyor.

60’lı yıllardan beri muhtelif yayın organlarında şiirler ve yazılar yazmaktadır. Yeniden Milli Mücadele ve Pınar dergilerinde şiir ve yazıları yayımlanan Yıldız, AnaHaberGazete internet gazetemizin de köşe yazarıdır.

Mustafa YILDIZ, Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı mütevelli heyet üyesidir.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığında Şube Müdürü görevinden emekli olan Mustafa Yıldız, 4 çocuk ve 7 torun sahibidir. Ankara’da ve Konya’nın Kulu ilçesinde ikamet etmektedir.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya