Ezanların minarelerden hoparlörler ile okunmaya başlandığı ilk dönemlerde; her mahallede, kenarda köşede bütün camilerden ezan sesleri ayrı ayrı dakika ve saniye farkı ile dinlenirdi. Böyle bir uygulama ile de namaz vakitlerinin geldiği, büyük bir coşku içinde herkese her yerden duyurulmuş olurdu.
22.06.2022 08:37
101 okunma
Ezanların Merkezi Sistem Sorunları!
Kemal Cengiz

Ezanların minarelerden hoparlörler ile okunmaya başlandığı ilk dönemlerde; her mahallede, kenarda köşede bütün camilerden ezan sesleri ayrı ayrı dakika ve saniye farkı ile dinlenirdi. Böyle bir uygulama ile de namaz vakitlerinin geldiği,  büyük bir coşku içinde herkese her yerden duyurulmuş olurdu.

Bu şekilde okunan ezanlar renkli çiçekler gibi dakikalarca ruhlara neşe ve mutluluk saçardı. "İhtizaza" gelen imanlı gönüller, aldıkları bu manevi hazzın etkisiyle ürperip titreşerek harekete geçer, camilere koşardı.

Böyle bir uygulama ile okunan ezanlardan ve İslami coşkudan rahatsız olan inançsız çevreler (laik kesim), 1997'de başlayan "meşum 28 Şubat" sürecinde lehlerine dönen konjektörü fırsat bilerek "ezanlarda ses kirliliği" uydurma bahanesiyle  kendilerine göre bir TEMİZLİk(!) yapılması gerektiği fikrini hayata geçirmeyi "maalesef" başardılar:

Bu şeytani düşüncelerine göre; her camiden ayrı ayrı okunduğunda, (saniyeler farkı ile de başlasa) "bayağı bir süre kulaklarda çınlayan" ezan seslerinin bir çırpıda okunup bitirilmesi için böyle bir MERKEZİ SİSTEM gerekiyordu.

Ancak, geçmişte olduğu gibi "Türkçe ezan dönemi mi geliyor?" şeklinde halkın tepkisinden çekindikleri için de, bu uygulamayı özellikle hastaların ve çocukların rahatsız olduğu (gerçekte kedilerin rahatsız olduğu) bahanesine bağladılar. İstirahat vakti olan  gecenin başlangıcında ve bitiminde okunan "yatsı ve sabah" ezanlarının kalın seslerle ve bozuk nağmelerle okunduğunun rahatsızlık verici olduğunu örnekleyerek

görünüşte makul ama "ŞEYTANİ" olan gerekçeler gösterdiler .

Bunda "art niyetli" olmadıklarını kanıtlamak  için de, ezanın sözde BED SES dedikleri BOZUK  sesle okunmasını önlemek maksadıyla böyle bir uygulamanın başlatılması gerektiğini savundular.

Olağanüstü durumların yaşandığı bu dönemde, itiraf edelim ki Diyanet İşleri Başkanlığımız da  buna engel olamadığı gibi;  uygulamayı meşrulaştırmak adına, özetlemeye çalıştığım bahanelerin "geniş geniş" anlatıldığı bölge ve il müftüleri toplantıları düzenledi.

İlçe Müftüsü olarak fiilen görevde olduğum için  benim de katılmak zorunda kaldığım bu toplantıların birinde,"bed sesin önleneceği ve ezanın merkezi sistemden güzel sesli görevlilerce okunacağı…" gibi bir takım o günkü düzenin savunduğu DÜZME gerekçeleri doğru bulan  DALKAVUKLAR da  çıkmıştır. Bunlar, bu mukaddes davanın "virüsleri" olarak geçmişte olduğu gibi bugün de ve her zaman da çıkacaktır.

Ancak, toplantılara katılan müftülerin "kahir ekseriyeti", ezanların merkezi sistemle okunması uygulamasının "yararından çok zararı olacağı" kanaatiyle "aleyhte görüş beyanında bulunmuşlar" ve uygulamaya karşı çıkmışlardır.

Şahsen ilçe müftüsü olarak Ankara'da katıldığım böyle bir toplantıda, üst düzey Diyanet yetkililerinin karşısında ben de bu sistemin aleyhinde görüşlerimi çekinmeden açıklamış olmamın "vicdani huzurunu ve onurunu" hala yaşıyorum.

MERKEZİ SİSTEME KARŞI olanların savundukları görüş ve düşünceleri kısaca  özetleyecek olursak:

1-   Böyle bir sistemin, her camide ayrı ayrı görevli olan müezzinleri fuzuli görevli hale getireceği ve sistemin merkezi olan camiler dışındaki diğer camilerin görevlileri imam-hatip ve müezzin-kayyımları "tembelleştireceği", 

2-   Cemaati, cumalar dışında  fazla bulunmayan camileri ve görevlilerini  "gereksiz" göstereceği,

3-   Camilerde ibadet hizmetinin ifasından başka; "Kur'an okumayı öğrenme, dini konularda vaaz ve nasihatlar ile  aydınlanma, cemaat  ruhuyla toplum kaynaşmasının sağlanması" gibi daha birçook DİN HİZMETİNİN PASİF HALE geleceği,  ısrarla ve geniş bir şekilde dile getirilmiştir.

Ancak, toplantıyı yöneten üst düzey görevliler, ortaya çıkan tepkiyi kendileri de "haklı görmüş" olmalılar ki, müspet veya menfi" hiçbir görüş beyan etmeden, aldıkları notlarla toplantıdan ayrılmışlardır.

Yurt çapında yapılan bu toplantıların bitiminden sonra NETİCEDE;  ezanların MERKEZİ SİSTEM ile okunması; olağanüstü dönemin isteklerine göre, müftülüklere "yazılı talimat" olarak DİKTA edilmiş ve böylece MERKEZİ SİSTEM Türkiye çapında başlatılmıştır.

Uygulama başlatıldıktan sonra; "ezan sesleriinin en ücra köylere kadar iletileceği" müjdesi(!) uydurması ile şehirlerden başlayarak ilcelere sonra da kasaba ve köylere kadar Türkiye çapında bütün camilerde hayırsever vatandaşlardan toplanan yardımlarla bu MERKEZİ EZAN SİSTEMİ kuruldu.

Şimdilerde ise bu sistemden, 'alan razı, satan razı" hesabı ile

cami görevlileri, ezanı merkeze yıktıkları için rahat ve memnundur.

Cemaat ise camiye gelmese de her vakitte kulağına bir ezan sesi geldiğinden  kulağının pası silindiği için memnun görünüyor.

Ancak bu uygulamadan Yüce Allah'ın memnun olduğu kanaatinde değilim.

 İslam Fıkhımıza göre "namazın ŞARTI kabul edilen vaktin" hareketli olması nedeniyle her an bölgelere göre hatta kasaba ve köylere kadar değişmesi sayesinde, yeryüzünde kıyâmete kadar ezan seslerinin kesilmeyeceği müjdesi de bu uygulama ile KESİNTİYE uğratılmış oldu.. 

İslam alimlerinin, hikmetli ve saygın olan bu görüşü de böylece körletildi.

Çünkü böyle bir sistem ile bir yörede bir anda okunup bitirilen ezan sesleri ile o yörenin manevi huzur ve bereketi de kaçmaktadır

Canlı ezan sesleri ile bütün camilerden ayrı ayrı ve canlı canlı dakikalarca çınlayan EZAN SESLERİ  varken; cansız mikrofondan tek kişinin sesi, yine cansız hoparlörlerden ruhsuz  enerji (elektrik) gücüyle yansıtılan ezan sesi kimseyi tatmin etmiyor.

Gereği için uyurmak bizden, takdir Diyanetimizden ve muvaffakiyet Rabbimizdendir !

Selam ve saygı ile arz ederim !..

22.06 2022

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbul-Haseki 4. Dönem) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya