28.06.2022 11:32
1 yorum
202 okunma
Oteller Yahut Evler
İsmail Aydın

Kahırlı gümrük işlemlerinin, keşmekeş trafiğin, bastıran sıcağın ve ufak çaplı kazanın ardından, on beş yirmi dakikalık bir yürüyüşle kalacağımız otel-evlere ulaştık... Otel diyemiyorum çünkü otel değil, ev de diyemiyorum. Dış cephesi ve giriş kısmı parlak mermerlerle, pahalı granit taşlarıyla döşenmiş on dört on beş katlı binalar. Buraların turistik amaçla yapıldığı muhakkak. Ama buraya Avrupalı turist gelmez ki. Ancak İslam ülkelerinden turistler -evet turistler- gelebilir. Yani Hacı adayları, yani Müslümanlar.

Bir Müslümanın en çok dikkat etmesi gereken şey temizliktir. Ama buralarda temizlenmek mümkün değil, rahat etmek mümkün değil. Sakın konfor aradığımızı sanmayın.

Binanın içinde somya, ranza gibi şeyler olmadığı gibi dolap namına da bir şey yok. Odalarda onar santimlik sünger yataklar serili. Her odada en az altı yedi sekiz kişi kalıyor. Her dairede altı yedi oda mevcut. Kısaca her dairede en az kırk kişi kalıyor. Kırk kişiye sadece üç tuvalet. Banyo ile lavabo bir arada. Alafranga tuvalete oturup rahatlayıp temizlendikten sonra aynı yerdeki lavaboda abdest alacaksınız... Kırk adımı nasıl atıp da huzurla nasıl abdest alacaksanız, alın bakalım. İçeride bir dakika fazla kalsanız dışarıdan kapıya tak tak sesleri bindiriyor. Dışarı çıkıp tekrar abdest için içeriye girmeniz servisleri kaçırmanıza ve arkadaşlarınızı kaybetmenize sebep oluyor. Ondan sonra yürü yürüyebildiğin kadar, ara arayabildiğin kadar, çünkü bu ibadet arkadaşsız olmuyor, daha doğrusu güzel arkadaşla daha da güzel oluyor.

Kısaca binanın tuvalet, banyo, lavabo, mutfak hizmetleri tamamen kâr amaçlı olarak düşünülmüş, buralarda kalacak insanların birer Müslüman Hacı adayı olduğu asla hesaba katılmamış. Tıpkı konut sıkıntısının yaşandığı ülkemizde ev sahiplerinin, kiraya verdikleri evlerine ne banyo kazanı, ne mutfak rafı ve ne de en ufak bir dolap çerçeve koymadıkları gibi. Acı ama gerçek, vaktiyle biz de böyle evlerde oturmuş ve hatta pencere camlarına macun çektirmek zorunda bile kalmıştık.

 MESCİD-İ NEBEVİ’Yİ ZİYARET

Yukarıda özelliklerinden kısaca bahsettiğimiz otel-evlere şöyle böyle yerleştikten sonra akşam namazı için Mescid-i Nebevi’ye yürüyerek hareket ettik. Hacı adaylarımıza müthiş bir korku, kayboluruz korkusu hâkim.

Askerlik dışında ilk defa köyünden, yurdundan ayrılanlarla, ilk defa oturduğu evden ayrılan Hacı adayı kadınlarımız... Meraklı bakışlarla, sonradan otel olduğunu öğrendiğimiz yüksek binalar arasından süzülerek fevkalade güzel ışıklandırılmış Mescid-i Nebevi’ye ulaşıyoruz. Mescid-i Nebevi hiç yabancımız değil. Tam evimizde gibi hissediyoruz kendimizi... Burası yabancı değil, burası tanıdık bir yer, havasıyla suyuyla... Yüreklerimiz heyecandan küt küt atıyor... İşte geniş avlusundayız. Birazdan içine girip akşam namazımızı eda edeceğiz. Ama bundan önce kafile başkanımız yatsı namazından sonra buluşma noktamızı tespit ediyor: “10 numaralı kapının önündeki direğin dibi”. Bütün kafile hanımlar ayrı tarafta olmak üzere öylece mescide giriyoruz. Mescidin içi de dışı gibi fevkalade güzel ışıklandırılmış. Pervaneler, soğutucular içerideki havayı serinletmek üzere habire çalıştırılıyor. Akşam namazını kafile olarak topluca kılıyoruz. Ama cemaate yetişemediğimiz için bu kırk vakte dâhil değil.

Gözlerimiz Ravza-ı Mutahhara (Peygamber Efendimizin kabri)’yı arıyor ama koca mescidin neresinde bilemiyoruz. Hatta biz mescidin neresindeyiz kuzeyinde mi, doğusunda mı, batısında mıyız, onu da bilemiyoruz... Kendisinin nerede durduğunu bilemeyen insan neyin nerede durduğunu nasıl bilecek?

İşte, tam öyle bir mevkideyiz. Kimimiz meraklı, kimimiz endişeli bakışlarla mescidi, insanları inceliyor, sütunları sayıyor... Acaba mescitte kaç sütun var? Acaba bu kadar insan nereden gelmiş? Şu siyah derililer hangi memleketten? Şu kısa boylular hangi milletten? Uzun boylusu, kısa boylusu, beyazı, esmeri, siyah derilisi, sarı saçlısı, çekik gözlüsü... Aman Ya Rabbi! Ne büyüksün, nelere ka’adirsin, ne müthiş şey! Halikın harikası işte gözünüzün önünde meydanda... Hepsi insan, hepsi kardeşlerimiz... Bizleri ayrı ayrı mekânlarda yarattın, şimdide hac vesilesiyle bir araya topladın, yarın da mahşerde toplayacaksın.

Rabbim! Dönüş ancak sanadır. Kaçacak hiçbir yer yok. İnsan çepeçevre kuşatılmış...

Rabbim! Sen kaçılacak değil, ancak ve ancak sığınılacaksın. Ey Rabbbimiz bizlere bu şuuru ihsan eyle. Bizi bize, bizi nefsimize bırakma... Şu ma’şeri kalabalıktan, mahşeri hatırlatacak dersler çıkarmayı bize nasip eyle!

Yatsı namazını cemaatle kılıp, on numaralı kapını önündeki direğin dibinde kafile olarak toplanıyoruz. Kafile sorumluları yanında gelmeyenleri soruyor... Gelmeyenler bekleniyor, megafonlarla anonslar yapılıyor. Ankara 29. Kafile, Ankara 29. Kafile... Civardan başka anonslar duyuyorsunuz. Ankara 25. Kafile... İzmir 5. Kafile... İstanbul 39. Kafile... Adana bilmem kaçıncı kafile... Kafileler bu duyurularla toparlanıyor, otel-evlerine dönüyor.

Uykuya varmadan önce bütün odalarda yapılan konuşmalar aşağı yukarı şu minval üzere... Amma da muhteşem cami ha! Acaba kaç sütun var? O iri yapılı siyah derililer nereli? Nijeryalı mı? Endonezyalı mı? Nijerya dünyanın ne tarafında? Endonezya nerede? O kısa boylular Endonezyalıymış, gelinle damat önce hacca geliyor sonra evleniyorlarmış. Çok kibar insanlar. Çok kaba olanlar da var, onlar hangi milletten acaba? Daha buna benzer nice sorularla, sohbetlerle, sabah saat kaçta kalkacağımızı kararlaştırarak yavaş yavaş uykuya dalıyoruz.

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Temizlik
Hac göreviniz anladığım kadarı ile bizden daha zorlu geçmiş..59 yaşında iken gitmiştim eşimle..Bu gün bu yaşta sanırım o görevleri yapmakta bir hayli güçlük çekerim..Otelimiz temizdi..Odalarıda ailece kaldığımız için sıkıntı yoktu..Ancak Kabe dışında Müslümana yakışan bir temizliği ne yazık kı göremedim..Birde taksiciler fahiş fiyattan insanları taşımak istiyorlardı..Peygamberimizin gezdiği bu topraklarda bu gibi durumlar beni üzmüştü..Allah tüm hacıların haclarını kabul etsin...
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     1.07.2022 10:24:30
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya