Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa’nın yaklaşık 5000 yıllık Türk Tarihi boyunca milletimize en büyük zararları veren devlet adamlarımızın başında geldiğinin belgeselini bu yazımızın bu bölümünde de anlatmaya devam edeceğiz. Hatırlanacağı üzere, yazımızın birinci bölümünde, Enver Bey’in Türk Tarihi’nin en büyük ve zararlı yıkımlarından birinci olarak Almanlar hesabına Sultan II. Abdülhamid’i yıkan iki darbenin ön saflarında nasıl roller oynadığından bahsetmiş, ikinci bölümünde ise, ikinci büyük yıkımlarından olarak yine Almanlar hesabına hile ve baskıyla nasıl Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili yapılıp bu sefer de Enver Paşa sıfatıyla yine Almanlar adına onların bir çeşit “paralı askerleri” ve “vekalet savaşçıları” olarak sırf kendi kararıyla Osmanlı Devleti’ni Almanlar safında nasıl harbe soktuğundan bahsetmiştik. Yazımızın bu bölümünde ise, yine Almanların onu sıkıştırması sonucu sırf kendisinin kararlarıyla yenileceğimiz hem Almanlar ve hem de bizim tarafımızdan biline bilene onlar hesabına SAVAŞTIĞIMIZ DOKUZ CEPHE’ nin isimlerini sıralayacak, yazımızın dördüncü bölünde de bunları anlatacağız.
01.07.2022 08:02
187 okunma
Yakın Tarihimizden İbret Levhaları
Süleyman Kocabaş

Enver Paşa’nın Almanlar Hesabına Yenileceğimiz Biline Biline Vekalet Savaşçısı Olarak Açtığı Cephler

Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa’nın yaklaşık 5000 yıllık Türk Tarihi boyunca milletimize en büyük zararları veren devlet adamlarımızın başında geldiğinin belgeselini bu yazımızın bu bölümünde de anlatmaya devam edeceğiz. Hatırlanacağı üzere, yazımızın birinci bölümünde, Enver Bey’in Türk Tarihi’nin en büyük ve zararlı yıkımlarından birinci olarak Almanlar hesabına Sultan II. Abdülhamid’i yıkan iki darbenin ön saflarında nasıl roller oynadığından bahsetmiş, ikinci bölümünde ise, ikinci büyük yıkımlarından olarak yine Almanlar hesabına hile ve baskıyla  nasıl Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili yapılıp bu sefer de Enver Paşa sıfatıyla  yine Almanlar adına  onların  bir çeşit “paralı askerleri” ve “vekalet savaşçıları” olarak sırf kendi kararıyla Osmanlı Devleti’ni Almanlar safında nasıl harbe soktuğundan bahsetmiştik. Yazımızın bu bölümünde ise, yine Almanların onu sıkıştırması sonucu sırf kendisinin  kararlarıyla yenileceğimiz hem Almanlar ve hem de bizim tarafımızdan  biline bilene onlar hesabına SAVAŞTIĞIMIZ DOKUZ CEPHE’ nin isimlerini sıralayacak, yazımızın dördüncü bölünde de bunları anlatacağız.

Osmanlı İçin Bir Çıkmaz Sokak: I. Dünya Harbi

I. Dünya savaşının sebepleri, ana hatlarıyla Batı’nın sömürgeci ve yayılmacı emperyalist büyük devletlerinin, sömürgecilik tarihinin gelinen bu safhasında, sömürge imparatorluklarını ancak bir dünya harbinin çıkartılması ortamında yapacakları son toprak ilavelerini gerçekleştirmek emelleri olmuştu. 

 I. Dünya savaşının asıl ikici gücü, Almanya’nın birliğini 1870’de   geç kurup, sömürgecilik mücadelesine geç katılması olmuştu. Adı geçen tarihe kadar, dünyanın bütün kıtalarının neredeyse  tamamı Büyük Almanya’nın dışındaki emperyalist  devletler İspanya, Portekiz, Hollanda,  İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya tarafından sömürgeleştirildiği için  Almanya’nın hissesine pek kârlı bir alan kalmamıştı.  I. Dünya Harbinin arifesi yıllarda,  dünyada   sömürgeleştirilemeyen fakat üzerlerinde sömürgecilik mücadeleleri ve rekabetlerinin bütün şiddetiyle devam ettiği Osmanlı İmparatorluğu, İran, Afganistan, Çin ve Japonya’dan ibaret 5 devlet ve ülke kalmıştı. Bunlar içinde büyük jeopolitik önemi ve zengin ekonomik kaynakları ile en gözde sömürgeleştirilecek alan  Osmanlı İmparatorluğu idi. Bu sebepten Büyük Almanya, dünyada en kârlı sömürgecilik alanı olarak kendisine adı geçen imparatorluğu seçmiş, onu, İngiltere’nin  Hindistan’ı sömürgeleştirip, “İngiliz Hindistanı” haline getirdiği gibi, kendisi de Osmanlı’ya öncelikle “muhlisane hulul” yollarıyla nüfuz ederek onu kendisinin bir   “Almanya Osmanlısı” haline getirmek  istiyordu. Nihai tahlilde bunun gerçekleşmesi bir dünya harbiyle olacaktı. Büyük Almanya’nın bundan daha da büyük hedefi, kendi savaş bloğu Üçlü İttifak Devletleri (Almanya, Avusturya – Macaristan ve Osmanlı Devleti) ile rakibi savaş bloğu Üçlü İtilaf Devletlerini (İngiltere, Fransa ve Rusya)  yenerse, bütün kıta Avrupası ile diğer kıtalardaki sömürgeler de onun hakimiyetine gireceğinden bu harpten en kârlı olarak kendisinin  çıkacağı hesaplarını yapmıştı.  Ama gelin görün ki, Büyük Almanya’nın evinde yaptığı hesap çarşıya uymayacaktı. Sömürgecilikte rakipleri İngiltere, Fransa ve Rusya karşısına İtilaf Bloğu  olarak dikilecekti. Bloğun birinci hedefi, sömürgecilik mücadelesinde Büyük Almanya’yı tasfiye etmek yanında ikinci hedefi Osmanlı İmparatorluğunu kendi aralarında yapacakları paylaşım antlaşmalarıyla paylaşarak, nihayetinde sömürge imparatorluklarını  onun üzerinden tamamlamaktı. Bu emellerini gerçekleştirmek için   Üçlü İtilaf Devletleri de bir dünya harbi istiyorlardı.  Buna en hevesli devletlerin  başında Çarlık Rusyası İmparatorluğu geliyordu. Osmanlı üzerindeki emeli Çar I. Petro’dan (Deli Petro) beri “Sıcak Denizlere İnmek” olan Rusya, Osmanlı ile I. Dünya Harbi’ne kadar yaptığı 11 harple, Osmanlı toprakları Karadeniz’in kuzeyi ve Kafkaslara yerleştikten sonra, son merhale olarak  İstanbul ve Boğazlar ile Doğu Anadolu’yu da kendisine ilhak ile emelinin gerçekleşmesine son noktayı koymak istiyordu. Rusya, bunu tek başına gerçekleştirmez, bu ancak sömürgecilikte rakibi büyük devletlerin rızası ile olabilirdi ki, bu sebepten bir dünya harbi kendisi tarafından da istenilir olmuştu. Rusya bu politikasını daha 1878 Berlin Antlaşmasından sonra pişirmeye başlamış, bunun teorik mimarları Sultan II. Abdülhamid döneminde Çar II. Aleksandır ve Rusya’nın İstanbul Büyükelçisi  Nelidov olmuştu. Özellikle Nelidof, Büyük Devletlerin desteği alınmadan ve onlarla paylaşım antlaşmaları imzalanmadan İstanbul ve Boğazların ele geçirilemeyeceğini iyice vurgulamış, bunların tatbikatları ise I. Dünya Harbi’nin arifesi yıllarda Çar II. Nikola ve Dışişleri Bakanı Sazanof tarafından yapılmıştı. Sazanof, Türkçeye de çevrilen hatıralarında Nelidov’un   yolu üzerinde olduklarından bahisle,  ancak Büyük Devletlerle yapacakları paylaşım antlaşmaları ile Osmanlı üzerindeki son emellerini gerçekleştireceklerinden bahisle, bunun bir tezahürü olarak I. Dünya Harbine girmeleri karşılığı  12 Mart 1914 İstanbul Antlaşması ile İstanbul ve Boğazları, 1916 Skes –Picot Antlaşmasıyla da Doğu Anadolu’da  6 vilayetin kendilerine  ilhakını müttefikleri İngiltere ve Fransa’ya kabul ettirdiklerini yazar. Bu sebepten de Rusya, kendisi yanında İngiltere ve   Fransa’nın Osmanlı ile ittifak yapmasını hiç istememiş, Osmanlı heyetleri bu devletler nezdine ittifak görüşmelerine gittikçe, bu devletlere haber göndererek, Osmanlı ile ittifak yapacak olurlarsa onları Üçlü İttifak Antlaşmasından  çekilmekle tehdit etmiştir. İngiltere ve Fransa da, Almanya’yı mağlup etmek için Rusya ile ittifakı pek gerekli gördükleri için istemeyerek de olsa onun  bütün isteklerini  yerine getirmişler ve bunlar da Osmanlı’yı ancak bir dünya harbi ortamında parçalayacaklar ve kendi hisselerine konacakları için bu harbi ister olmuşlardır.

Görülüyor ki, Osmanlı zorla ve bir noktada istemeyerek de olsa  Almanya ile ittifaka İtilaf Devletleri tarafından itilmiştir. Bu devletler, harp çıkarsa, harp süresince Osmanlı Devleti’nin tarafsız kalmasını istemişler, ancak zaferlerinden sonra Osmanlı’ya saldırarak ondan paylarına konmak istemişlerdir. Bu sırada, Almanya’nın da Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü garanti etmesi, Osmanlı yöneticilerine daha cazip geldiğinden I. Dünya Harbi sonunda İtilaf Devletlerinin olabilecek saldırılarından korunmak için “ehven –i şer” kabilinden Almanya ile ittifaka sürüklenmişlerdir. Almanya da zafer kazanmak için Osmanlı ile ittifakı pek gerekli gördüğü için onun ittifak tekliflerini evet demiştir.

Yapılan projeksiyon tahminlerine göre, I. Dünya Harbi yılları ve sonrasında  İtilaf Devletleri bize de saldırarak, paylarına konmak için onu tarihten sileceklerdi. Ya Almanya galip gelirse o ne yapacaktı? Bu sefer de onun  hakimiyetine girecektik. O yıllarda, Almanya Dışişleri Bakanı  Jagow’un itiraf ettiği üzere,  Almanya’nın Osmanlının toprak bütünlüğünü koruma vaadi sözde bir vaat olup, bu, kendi ifadesiyle “karşılıklı etki  bölgelerimizde ilhaklara girişebilecek  kadar  güç  kazanabileceğimiz  ana kadar” devam edeceğinden bahsetmişti. (Prof. Vladimir     Potyemkin, Uluslararası İlişkiler Tarihi,  Çev. Atilla Tokatlı. C. II, May Yayınları, İstanbul, 1978, s. 465 – 466) Bizden bir belge: İsmet İnönü’nün yazdıkları: “Almanlar, istedikleri ölçüde  kesin bir zafer kazansaydılar, onlardan kurtuluş kolay olmayacaktı. Açıkça  görülüyordu ki, Türkiye’ye gitmek üzere  gelmemişlerdi. ” (İnönü’nün Hatıraları, Haz. Sabahattin Selek, Burçak Yayınları, Ankara, 1968, s. 244)

Bir dünya harbi ortamında, Osmanlıyı  paylaşmak ve üzerinde hakimiyet kurmak yalnızca İtilaf ve İttifak Devletlerinden Almanya ve Avusturya –Macaristan’ın emellerinden değildi. Başka unsurlar da vardı ki bunlar vatan bölücü unsurlardan son olarak,  etnik bölünmeye dayalı olarak Araplar, Siyonist Yahudiler ve Ermeniler de emellerini gerçekleştirmek için bir dünya harbi ortamını, özellikle bunlar İtilaf Devletlerine istinat ederek ister olmuşlardı. Bu sebepten, Kâzım Karabekir’in hatıralarında  yer aldığı üzere  İstanbul’da azınlıkları içinde I. Dünya Harbine girmemizin en harareti propagandasını yapanlar başta Siyonist Yahudiler olmak üzere  bu etnik unsurlar olmuşlar, harp ortamında emellerini gerçekleştirmek sevdasına düşmüşlerdi. (Kâzım Karabekir, Cihan Harbine Neden Girdik, Nasıl Girdik, Nasıl İdare Ettik?, C. II, Tecelli Matbaası, İstanbul, 1937, s. 104)

1830’da Osmanlı’dan ayrılarak bağımsızlığını kazanmış küçük komşu devletlerden Yunanistan da yeniden büyümek için bir dünya harbi fırsatından faydalanmak emeline kapılmıştı.   Bunun şampiyonluğunu Başbakan Elefterios Venizelos yapıyor, İtilaf Devletlerine ve özellikle de İngiltere’ye istinat ederek, 1912 Balkan Harbi sonunda Yunanistan devletçiğini iki katına çıkardığı gibi bu sefer de I. Dünya Harbi fırsatından faydalanarak Doğu Trakya ve Ege Denizi sahili Osmanlı vilayetlerini de kendisine ilhakla ülkesini yeniden iki katına  çıkarmak emeline kapılmıştı.

Yenileceğimiz Biline Biline Almanlar Hesabına Açılan Cepheler

Osmanlı Devleti’nin 2 Ağustos 1914 Osmanlı – Almanya İttifak Antlaşmasını dahil olmakla amacı ne idi?  En önemli ve başta gelen  sebep, Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa’nın harpte Almanya’nın galip geleceğine kesin inancı idi. Ona göre, Almanya galip gelirse, bu aynı zamanda ölmekte olan Osmanlı’nın yeniden diriltilmesi olacak, önceden kaybettiği sevdasına düşmüştü toprakların büyük bir kısmını geri alacaktı. Bununla da kalınmayacak, “Türk  Birliği ve  Turan İmparatorluğu” kurularak, böylece Orta Asya Türkleri de Çarlık Rusyasının esaretinden kurtulacaklardı.  

Bu sebeplerden harbin yönetiminde, Kâzım Karabekir ve Ali İhsan Sabis’in  hatıralarında yazdıklarına göre,   İstanbul’dan kendisine  itiraz edecek ve aklı başında bütün muhalifi  subayları buradan cephelere tayin ile uzaklaştırarak  tek etkili ve tek söz sahibi Enver Paşa’nın harp politikası, Almanya’nın galibiyetini Türkiye’nin de  galibiyeti olarak görmesi sonucu, bütün cabasını Almanya’nın kazanmasına hasretmesi olmuştu. (Kâzım Karabekir, Cihan Harbine Neden Girdik Nasıl Girdik Nasıl İdare Ettik?, C.I, Tecelli Matbaası, İstanbul, 1937, s. 86 ve Ali İhsan Sabis, Harp Hatıralarım, C.I, Güneş Matbaası, Ankara, 1951, s.  98 – 99) 

Alman İmparatoru  II. Wilhelm ve Genelkurmayı  da  harbin,   Avrupa’nın merkezinde yapılacak harple kazanılacağı için burada çembere alınıp mağlup olmamak için  müttefikleri Osmanlı Devleti’ne harpte verdikleri ana görev, İtilaf Devletleri İngiltere, Fransa ve Rusya’nın kuvvetlerinin  “harbin çevre toprakları” denilen Osmanlı toprakları üzerinde birçok cepheler açılarak   tutulması, oyalanması ile  Almanya’nın Avrupa’da serbest kalması üzerine kurulmuştu. Birçoğu Osmanlı Devleti’nin  yenilmesi pahasına da olsa Almanların istekleri ile onların hesabına sırf Enver Paşa’nın kararıyla açılan 9 cephe şunlardı:

  1. Kafkasya Cephesi
  2. Çanakkale Cephesi
  3. Mısır – Süveyş Kanalı Cephesi
  4. Irak Cephesi
  5. Filistin – Suriye Cephesi
  6. İran Cephesi
  7. Hicaz –Asir ve Yemen Cepheleri
  8. Avrupa Cepheleri
  9. Libya Cephesi

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya