Modern hayat herkesi aynı şekilde mutlu edemiyor. Aceleci, kaygılı, hızlı bir yaşam telaşı içinde aile ve dostlardan uzak kalıyoruz. Şehirler iç dünyamızdaki gerçek mutluluğu, kendimize özgü yaşam tarzımızı allak bullak ediyor. Sahip olduklarımızdan ziyade davranışlarımıza bağlı mutluluk pek narin uçucu bir his olup kolay yakalanmıyor. Yakalasak bile onu elde tutmak büyük çaba istiyor.
10.06.2019 14.08
1.171 okunma
Dostun Mutluluğu
Ali Akça

Modern hayat herkesi aynı şekilde mutlu edemiyor. Aceleci, kaygılı, hızlı bir yaşam telaşı içinde aile ve dostlardan uzak kalıyoruz. Şehirler iç dünyamızdaki gerçek mutluluğu, kendimize özgü yaşam tarzımızı allak bullak ediyor. Sahip olduklarımızdan ziyade davranışlarımıza bağlı mutluluk pek narin uçucu bir his olup kolay yakalanmıyor. Yakalasak bile onu elde tutmak büyük çaba istiyor.

Dostluk yüksek bir değerdir. “Mutluluk nerede?” diye birbirimize sormak yerine; insan dostluğun büyüsünü keşfederse, doğru sevmeyi öğrenebilirse mutlu olur. Dost ile yahut sosyal bir ağın tam ortasında bulunarak, çevresi insanlarla donatılmış kişi çok mutlu olabiliyor. Bilgiyi, varlığı ve duyguyu dost ile paylaşmak, ona dokunabilmek, hissederek yaşamak mutluluğun kazanç kaynaklarından en önemlisidir.

Mutluluk içinde yaşam enerjisiyle dolup taştığımız yıllar çoğaldıkça, hayatın ne kadar kısa olduğunu daha iyi anlıyoruz. Yılları devirdikçe özümüze doğru dönüyor, yapmacık ilişkilere, yalan dostluklara, mutsuz ortamlara sırt çevirip uzak durmaya çalışıyoruz. Karşılıklı güven duyabildiğimiz ve birbirimizi dinleyip anladığımız ömürlük dostlar bize haz veriyor. Almanya’da yapılan araştırmalara göre insanların yüzde 45’i kendini arkadaşıyla/dostuyla mutlu hissediyormuş. Etrafımıza baktığımızda, insana dokunanların, sıcak insan ilişkilerine önem verenlerin daha mutlu olduklarını gözlemliyoruz.

Uzun ve sağlıklı bir hayatın vazgeçilmezi sahip olunan yaşam tarzıdır. Coşkulu, tutkulu ve anlamlı bir hayat yaşamak ve mutluluğa ulaşmanın en büyük şansı candan dostlarla birlikte olabilmektir. Hepimiz için eşit olmayan insan ömrü bir anda gelip geçiyor. Öyleyse yaşam dengemizi kurmamız, sevdiklerimizle hoş ve güzel zamanı paylaşmamız huzurun değerini katlayabilecektir.

Harvard Üniversitesi Profesörü George Waillant “Hepimiz bu hayatta bizi anlayacak birilerine ihtiyaç duyuyoruz, ancak öncesinde farkına varmamız gereken birçok şey var. Günübirlik hayatlar kendimizi, insanları ve dünyayı anlamamız için bize lekesiz bir ayna tutuyor.” der. Unutmayalım! Dostun dilinde gönlümüze birer birer dizdiği söz incileri vardır.

Dosttan, dostun kokusundan, özleminden, dostun cana can katışından bahseden Şair Eşrefoğlu dizelerinde şöyle diyor:

“Yine Dost’un kokusu geldi cane

Yine can mest olup oldu revane”

İnsanın bu mısraların çağrıştırdığı yahut bu ifadelerin ilhamına kaynak bir iki kadim dostu olsa dünyalar onun olmaz mı?

Epikuros; “Bir şey yiyip içmeden önce, ne yiyip içeceğinize değil, kiminle yiyip içeceğinizi düşünün; çünkü yanında arkadaşı olmaksızın yemek yemek ancak bir arslana ya da kurda mahsustur” diyerek arkadaş ve dostla birlikteliğin, paylaşımın önemini vurgulamıştır. Karşılıksız, menfaate dayanmayan, iyiliksever,  gerçekçi ve dürüst dostumuz olsun! Değer ve kıymet bilen güvenilir ve paylaşımcı dostlarla zamanı birlikte çoğaltalım. 

Varsa eğer, dostluğun gelişmesi ve sürekli yenilenmesi emek ister. Dost canlısı olmak, onlarla nitelikli zaman geçirmek; hayata ve hayatımızdakilere minnettar olmak huzurumuzun eksilmez kaynağıdır. Dostluk ve arkadaşlığa önem vermezsek; doğduğumuz o yalnızlığa sanki geri dönmüş gibi oluruz. Herkes samimi dostları ve ailesiyle birlikte inanılmaz güzel vakit geçiriyorken bizim eşimiz dostumuz yoksa yapayalnız sıkıntı çekeriz.

Biz dostları, onlarda bizi mevcut halimizle kabulleniriz. Ruhlarımız o kadar derinden birbiriyle uyuşur, karışır ve kaynaşır ki, tarifi mümkün değildir. Arkadaşlarımızın mutlu yüreklerini ve mutlu yüzlerini, güzel sözlerini özleriz. İnsan iş hayatının sonuna gelip emekliliğe karar verdiğinde daha fazla para kazanamadığı için değil; ziyaret edemediği yerler, beslemediği ilişkiler, arayıp sormadığı dostları için gerçek anlamda pişmanlık duyacaktır.

Bugün kendi evimize, etrafımıza dijitalden bariyer örüyoruz. Daha sonra bol bol yaşarız diye hayatı, dostları önemsemiyoruz, erteliyoruz, güneş ışınlarının bize ulaşmasını engelliyoruz.  Evde otururken akıllı aletlere bakmaktan birbirimizin yüzlerindeki gülümsemeyi kaçırıyoruz. Eski yemek sohbetlerini çoktan unuttuk. Teknoloji ne denli gelişirse gelişsin, dostluk olmadan, insan topluluklarını bir arada tutan bağ oluşmadan yaşam tadını bulamaz.  

Baba evine, doğduğumuz beldeye gitmeliyiz. Hem kan bağımız olan akrabalar; hem de can bağımız olan arkadaşları unutmamalıyız. Güzellik, hoşluk; sınırsız keyif yaşatır, şen olur baba evleri içimiz şenlenir. İçimize derinden bir huzur ve memnuniyet duygusu çöker.

Yaşamımızda yapacağımız birkaç değişiklik bile mutluluğumuz üstünde inanılmaz etkiler oluşturabilir. Sevdiklerimizle kendi seçtiğimiz yerlere yapılacak seyahat bizi mutlu edecektir. Yeni insanlar tanıyıp mutluluğa kanat açmaya vesile olacaktır. Bizi bir arada tutan bağ dostluk değil midir? En değerli dost, bitmez enerjileriyle bizi safça çocuklarımızdır.

Araştırmalara göre, "Evliler bekârlara göre daha mutlu ve daha uzun ve hayatlarından daha memnun olarak yaşıyorlar. Zira iki insanın birlikteliği hayata karşı daha güçlü bir direnç ve küçük şeylerden mutlu olma arzusunu da beraberinde getiriyor. Eş, dost, aile ile birlikteliğin anlamını kavrayanlar hayatı daha çok seviyorlar.

En iyi dostumuz şüphesiz kendimiz ve eşimizdir. Sağlığı, huzuru, sevgiyi, mutluluğu onunla bulur ve birlikte yaşarız. Hayatta kalan ömrümüzü farkındalıkla yaşarsak verimli bir hayat geçirme şansımız büyüktür. Giderek önemini kaybeden “Paylaşmak” alışkanlığını yeniden canlandırmak bizi mutlu edecektir.

Yaşadığımız şu hayatta, bilinmeyen yollar keşfeden insanın mutluluğu dostlarını sevdiği oranda artıp çoğalıyor. Buna önem vermeyenler, aşkta ve dostlukta mutsuz olup düşünce yapısını değiştirmeyenler, farkında olurlar mı bilmem, yavaş yavaş tükendiğini hissetmeyenlerdir.

Dostlukla…

 

Ali Akça

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. 1986 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda göreve başladı.  Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. 2002-2006 yılları arasında T.C. Kuveyt Büyükelçiliği’nde Ekonomi Müşavirliği görevinde bulundu. Halen, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görevini sürdürmektedir.

 

YAZARLAR
...
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya