Munzur dağları ve çevresindeki coğrafyanın adına Dersim denir. Dersim bir köy, kasaba veya şehir adı değildir. Bu yer yer 3000-3500 metre yüksekliğindeki dağlık, engebeli, giriş yerleri çok zor olan bölgeye altı ayrı geçitten geçilerek ulaşılır. 70-80 yıl öncesine kadar iklim şartları nedeniyle sekiz ay yollar kapanır, bölgenin iç kısımlarına gidilmesi adeta imkansızlaşırdı.
14.06.2019 06.16
759 okunma
Dersim'i Birde Böyle Okuyun
Abdurrahman Zeynal

Munzur dağları ve çevresindeki coğrafyanın adına Dersim denir. Dersim bir köy, kasaba veya şehir adı değildir. Bu yer yer 3000-3500 metre yüksekliğindeki dağlık, engebeli, giriş yerleri çok zor olan bölgeye altı ayrı geçitten geçilerek ulaşılır. 70-80 yıl öncesine kadar iklim şartları nedeniyle sekiz ay yollar kapanır, bölgenin iç kısımlarına gidilmesi adeta imkansızlaşırdı.

Celaleddin Harzemşah ve ordusu bu nedenle bölgeye gelmişti. Bu nedenle Harzemşah'ın kabri bölgedeydi. Türkmenler bu kabri ziyaret eder, bu nedenle adak adarlardı.

Osmanlının gerileme dönemiyle başlayan süreçte savaşları kaybetmesi, insan kaybı, askeri düzenin bozulması, bölgede eşkıyalıkları artırmış, suç işleyenler hemen silaha sarılıp bu geçit vermez dağlara sığınmış, yol kesmiş, insanları soymuş, asırlarca bölge insanına kan kusturmuşlardı.

Mücavir alanda suç işleyen eşkıyalar devletin takibinden kurtulmak için Dersim bölgesine kaçmakta, orayı kendilerine korunaklı üs yapmakta böylece Erzincan, Elazığ, Malatya, Adıyaman  hatta Erzurumun batı köylerine kadar gelerek baskınlar yapmış, hırsızlığın en alasını yapmışlardı.

Sultan Abdülhamit döneminde görev yapan Tümgeneral Ziya Yergök Paşa bölgede; "Koç uşağı, Arslan uşağı, Han uşağı gibi kabile adlarına, Tokmak Baba, Bilgeç, Sarıoğlan, Kızıltaş, Karataş gibi yer adlarına bakılırsa aslen Türk olduklarına hükmedilir" diyerek bölge hakkında bilgileri aktarmaktadır.

Munzur Baba Efsanesi de bölgenin zihin, inanç ve kültür dünyasına etki ederek Munzur dağına isim olmuştur. Ziya Paşanın anılarında olayı anlatılırken "Dersimlilerin Kızılbaş, mallarını çaldıkları insanlarında Sünni olduğu" dikkate alındığında bir mezhep çatışmasının var olduğu da dikkate alınmalıdır.

Bölgede vaki olan eşkıyalıklar, hırsızlıklar, yol kesmeler halkın şikayetleri sonucu Sultan 2. Abülhamit'e kadar ulaşmış, bunun üzerine padişahın emir vermesiyle 1908(H.1324)  ordu şakileri cezalandırmak üzere, Erzincan ve Elazığ Ovacıktan harekete geçerek eşkıyanın peşine düşmüştür.

Harekata yarısı redif olmak üzere 13 tabur piyade, üç dağ bataryası, Hamidiye Alayından oluşan askeri birlikler Neşet Paşa komutasında harekete geçilmiş, bu harekatta Mersinli Cemal Paşa, Kaymakam Osman Şem'i Bey ve Kurmay başkanı olarakta2 Kucur Hilmi Bey katılmışlardır.

Ziya Paşa olayı özetle anlatırken "28 Mayıs 1324(10 Haziran 1908) Çarşamba günü ordu harekete geçmiş, derin vadilerden, dar boğazlardan geçerek eşkıyayı takip etmiş, sonuçta şehir ve gaziler verilerek Seyit Rıza ve adamlarına ulaşılmış, kaçacak başka yerleri olmayan Seyit Rıza ve adamları 200 tüfek ve adamıyla teslim olmuş, bugünkü denetimi serbestisi gibi bir uygulamayla her Cuma gelip imza vereceğine söz alınmış, serbest bırakılmışlardı. İmza işi bir hafta sürmüş, sonra Seyit Rıza ve adamları sırra kadem basmıştı" demektedir.

Cephede bu gelişmeler olurken 2. Meşrutiyet ilan edilmiş, askerde düzen  ve disiplin bozulmuş, ordu kesin sonuç alamadan geri çekilmişti.

Sonrasında Eşkıyalık bölgede can almaya devam etmişti. Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı bölgede eşkıyanın güçlenmesine zemin hazırlamış, bölgede başlarına buyruk, kendilerince bağımsız hareket eden yapılar oluşmuş, devlet otoritesi ortadan kalkmıştı.

Eşkıyalar dağ geçitlerini tutmuş, Dersim bölgesi kanun kaçaklarının adeta üssü olmuştu. Öte yandan Sansa Deresi ve Tercan taraflarında Kosunoğlu ve Altındiş Mehmet eşkıyaları yoldan gelip geçenleri soymaya devam etmişti.

Devlet güçlenip kuvvet kazanınca eşkıyanın hizaya getirilmesine karar vermiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi 25 Aralık 1935 tarihli oturumunda aldığı kararında:

"Erzincan vilayetinin Pülümür kazası ile Elaziz vilayetinin Nazımiye, Hozat, Mazgird, Ovacık, Pertek, Çemişkezek kazalarından teşekkül etmek üzere Tunceli vilayeti kurulmuştur." Devlet bu işlemden sonra geçilmez boğazları geçmek, Munzur ve Karasu üzerinde köprüler yapmak suretiyle  bölgeye hakim olmaya başlamıştı.

Eşkıya bundan rahatsızdı. Bu nedenle Seyit Rıza ve adamları bölgedeki karakollara saldırarak askerleri şehit etmiş, başlarına buyruk kesilmişlerdi.

İşte Dersim Harekatı bu şartlar altında başlamış ve İngiliz ve Fransız oyunu böylece ifşa edilmiş, devlet bölgeye hakim olmuştu.

9/6/2019 Erzurum.

Kaynak: Harbiye'den Dersim'e 1890-1914. Yayına Hazırlayan Sami Önal. Remzi Kitapevi, İstanbul.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya