Mütevazılık, sürekli hale gelmiş bir özeleştiri kabiliyetidir. İnsanın kendinden kuşku duyabilme, haddini hududunu bilip kendi sınırlarına çekilme becerisidir.
10.02.2019 13.01
139 okunma
“Sadelikte asalet, tevazuda hikmet var!”
Erol Göka

Mütevazılık, sürekli hale gelmiş bir özeleştiri kabiliyetidir. İnsanın kendinden kuşku duyabilme, haddini hududunu bilip kendi sınırlarına çekilme becerisidir. Bazı doğu inançlarından yayıldığı gibi kendini küçümsemek, nefsini tümüyle yok etmek, hazzı ve mutluluğu kendine yasaklamak, hak etmeyen karşısında alçalmak değil ne olduğunu ne olmadığını bilmek ve kendini öylece kabul etmektir. Alçaklık, aşağılık olmak, kendini olduğundan daha aşağıda görmektir, hak ettiği değeri kendine vermemektir. Oysa alçakgönüllülük ne olduğunu bilmek, gücünü her şey olarak görmemektir. Alçakgönüllülük kibrin küstahlığından fersah fersah uzaktır ama vicdan azabı ve utanç ile de bir alakası yoktur. Mütevazı insan, özür dileyip, kendini suçlayıp duran insan değildir. Başkasına olmadığı gibi kendisine yönelik de yersiz bir öfkesi yoktur.

Mütevazılık, kendini, başka insanları ve hayatı sevmektir. “Her gerçek sevgide alçakgönüllülük vardır” diye boşuna denilmemiştir. Ama mütevazılık, en çok da hakikati kendinden daha fazla sevmektir. Hakikati idrak etmeye çalışan insanın ilk fark ettiklerinden birisi faniliği, büyük deverandaki, dünya hayatında yerinin bir noktadan bile küçük olduğudur. Kendi hakikatini bilen insan samimidir de. O yüzden mütevazı insanın en berrak görünümlerinden biri de içtenliğidir. Bu samimiyet noktası, mütevazılığı, bizim defalarca üzerinde kalem oynattığımız hasbilik ve halislik diye adlandırdığımız otantik’liğe iyice yaklaştırır. Şu yazıda (https://www.yenisafak.com/yazarlar/erolgoka/psikolojik-saglamliktan-fazlasi-hasbilik-2044326) ve birçok yerde hep vurguladığımız gibi, “hasbi insan, şeylerin biçimleriyle değil, bizatihi kendileriyle ilgilidir. Özgür ve cesurdur ama mutlak özgürlüğün imkânsızlığının farkındadır. Özgür olduğu kadar sorumludur. İnsanları incitmemeye, birlikte, dayanışma içinde hareket etmeye gayret eder ama yeri geldiğinde müdanasız olabileceğini de gösterir. Dik başlı, kimseyle uzlaşmayan biri değildir hasbi insan. İlişkilerine de azami ölçüde özen gösterir. Kulağı iç-sesindedir, sadece halinden memnun olmayı değil halinin de kendisinden memnun olmasını ister… Yanlış anlamamak gerekir. Halislik, hasbilik, ille de mutlu mesut bir hayat demek değildir, o bir yaşama tarzıdır; hayatı acısıyla tatlısıyla, sevinçleri ve kederleriyle kabul edebilmektir.” Tüm bu söylenenler, tevazu sahibi insan için de geçerlidir.
KAYNAK : Yeni Şafak
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya