Bugüne kadar dinî alanda en sık duyduğum sorulardan biri “Allah bizi niçin yarattı?” veya “Ben niçin yaratıldım?” sorusudur. Malum, bu sorunun klişe cevabı “ibadet ve imtihan için yaratma” izahına dayanır. Ancak bu izah söz konusu soruyu soranların da malumudur. Bu demektir ki “ibadet ve imtihan” cevabı birçok insan için yeterli olmamıştır. İslam geleneğinde Kenzi Mahfî (gizli hazine) ve “Nur-i Muhammedî” gibi kavramlarda ifadesini bulan irfânî açıklamalar da vardır ancak daha ziyade tasavvufî gelenekte kabul gören bu açıklamalar da pek şâfî-kâfî olmamıştır.
22.06.2019 12.02
249 okunma
'Ben niçin yaratıldım?'
Mustafa Öztürk

Bugüne kadar dinî alanda en sık duyduğum sorulardan biri “Allah bizi niçin yarattı?” veya “Ben niçin yaratıldım?” sorusudur. Malum, bu sorunun klişe cevabı “ibadet ve imtihan için yaratma” izahına dayanır. Ancak bu izah söz konusu soruyu soranların da malumudur. Bu demektir ki “ibadet ve imtihan” cevabı birçok insan için yeterli olmamıştır. İslam geleneğinde Kenzi Mahfî (gizli hazine) ve “Nur-i Muhammedî” gibi kavramlarda ifadesini bulan irfânî açıklamalar da vardır ancak daha ziyade tasavvufî gelenekte kabul gören bu açıklamalar da pek şâfî-kâfî olmamıştır.

Kur’an’da “hâkim” kelimesiyle Allah’ın hikmet sahibi olduğu, “bi’l-hak” lafzıyla da yaratılışın gaye ve hikmete matuf bulunduğu ifade edilmekle birlikte bu gaye ve hikmet vazıh ve etraflı biçimde ya da bütün boyutlarıyla açıklanmamıştır. Bununla birlikte Zâriyât 51/56. ayetteki “Ben insanları ancak ve ancak bana boyun eğmeleri, ibadet etmeleri için yarattım” ifadesi, yaratılıştaki temel gayeyi çerçeveleyen bir ilâhî bildirim olarak kabul edilmiştir. Ancak söz konusu ifade kendi nüzul bağlamında insanların gerçekte ne maksatla yaratıldığı sorusuna cevap mahiyetinde değil, “illâ” (ancak ve ancak) edatındaki vurgudan da anlaşılacağı gibi, insanlar ve cinler dâhil bütün varlıkların Allah’a boyun eğmek, dolayısıyla hiçbir varlığı O’na eş koşmamak gibi aslî/fıtrî bir mükellefiyete sahip olduklarını belirtir.

Ayette insanların yanında cinlerin de zikredilmesi, ilk hitap çevresindeki müşriklere, “Kendisine ilahlık yakıştırdığınız, hatta Allah ile nesep bağı bile kurduğunuz gaybi varlıklar da sonuçta Allah’ın kullarıdır” şeklinde bir göndermede bulunarak, müşriklerin cinler ve melekler gibi birtakım varlıklara tanrısal özellikler atfetmelerinin temelsiz ve geçersiz olduğunu belirtmektedir. Bütün bunlara rağmen Zâriyât 51/56. ayet dolaylı olarak insanın Allah’a kulluk için yaratıldığı gibi dolaylı bir mesaj da içerir. Ancak bu mesaj birçok ayetteki rab ve abd kelimelerinde zaten mündemiçtir. Kaldı ki A’râf 7/179. ayetteki “ve-lekad zera’nâ li-cehenneme kesîran mine’l-cinni ve’l-ins” ifadesi yaratılışla ilgili olara, bambaşka bir şeye işaret etmektedir. Daha açıkçası, bu ifade, Zâriyât 51/56. ayetteki, “Bana boyun eğip ibadet etsinler” mealindeki ifadenin aksine, insanlar ve cinlerden pek çoğunun cehennem için yaratıldığını bildirmektedir.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya