21 Haziran 2019 coğrafi iklim kuşağının en uzun gecesini hep birlikte yaşayarak o sıcak o yakıcı kavurucu ve olgunlaştırıcı YAZ aylarının temmuz ve ağustosundan sonra sonbahar yaklaşırken KIŞA olan hazırlıklarımızı yapmak için karınca misali hummalı bir çaba içine girer geleneksel insanımız.
25.06.2019 15.10
245 okunma
Gün Dönümü
Şazeli Çügen

21 Haziran 2019 coğrafi iklim kuşağının en uzun gecesini hep birlikte yaşayarak o sıcak o yakıcı kavurucu ve olgunlaştırıcı YAZ aylarının Temmuz ve Ağustosundan sonra sonbahar yaklaşırken KIŞA olan hazırlıklarımızı yapmak için karınca misali hummalı bir çaba içine girer geleneksel insanımız.

Nasıl 21 Mart ilkbaharın müjdecisi 21 Aralık kışı aralayan kanatlı kapısı ise 21 Haziran ve 21 Eylülde yazın başlangıç ve bitişinin dört mevsimli merdivenin basamaklarıdır.

İnsan ve toplumlar

Ekvatorun merkezinde güneyinde ve kuzeyinde dünyanın doğusunda ve batısında dağlarında ovalarında adalarında yarımadalarında denizlerinde ve sularında sürekli olarak bu coğrafi ve iklimsel dönencenin mevsimsel döngüsü içinde hayatlarını zayıflar ya da güçlüler olarak idame ettirirler. İnançlarını ve kültürlerini yaşarlar sanat ve zanaatlarını icra ederler siyasi iktisadi ve de beşeri yaşam tarzlarını üreme ve üretme mücadelesi içinde sürdürmeye devam ederler.

Fert ve toplumsal hayatın fiziksel olarak bağımlı oldukları bu coğrafi iklimsel ve kültürel şartlarda inişli çıkışlı süreçlerde üreme üretme ve de güvenlik eksenindeki bu yaşam mücadelesi döngüsü devam eder durur.

İşte GÜN dönümleri

İnsan için bu yaşam mücadelesinde dönemsel olarak bir hazırlık süreçleridir ki insanlar ve toplumlar bu mevsimsel döngü içinde hayat standartlarını yükseltmek için hazırlıklarını yaparlar güvenliklerini temin etmek için gerekli tedbirleri alırlar ve topluca yaşamanın gerektirdiği tüm kurallara en güzel biçimlerde uyduklarında birlik ve beraberliklerini de devam ettirirler.

Aksi taktirde GÜN dönümleri uyumun refahın güvenliğin birliğin dirliğin dönencesi olmaktan çıkarlar zayıflığın güçsüzlüğün lüks ve israfın sefahat ve sefaletin işaretlerini verdiğinde de toplumsal parçalanmanın ve kaosların da mevsimsel süreçlerini oluştururlar.

Demek istiyoruz ki

Toplumların hayatları da tıpkı mevsimsel dönenceler gibi birbirini sürekli olarak dömine ederek yeni dönemlere hazırlayan ve determine eden sosyolojik dinamiklerin etkisi altında yeni ve yepyeni değişim ve gelişim süreçlerine sürükleyebilirler.

Bu yeni dönemler yepyeni süreçler ölümünde çöküşünde yok oluşunda işaretlerini verdikleri gibi dirilişinde yükselişinde dipdiri oluşumların da işaretlerini verebilirler.

ALLAH cc “bir toplum kendini değiştirmedikçe ALLAH cc o toplumu asla değiştirmez” sünnetullah yasası gereğince DEĞİŞİM DÖNÜŞÜM ve de GELİŞİMİN sosyolojik dinamikleri kendi içinde kendi coğrafyalarında kendi iklimlerinde oluşumlarını sürdürerek beşerin sosyal yasalarının icrasını katıksız olarak devam ettirirler.

İşte burada can alıcı nokta değişimin dönüşümün ve de gelişimin İRADESİ fert ve toplumsal yapıların kendi ellerinde olmasındadır. Bir iyilik ya da kötülük ne gökten iner ne de yerden fışkırır. Tüm iyilikler ve de kötülükler fert ve toplumun ancak “kendi ELLERİ ile kazanıp hazırladıklarından başka bir şey değildir” “neye layık isek öyleyiz” demektir.

İnsan İRADESİ hürriyetlerle donatılı olduğunda gelişimin refahın medeni olmanın ana dinamosu olarak SORUMLULUK bilincinin gelişmesin de ahlaki olgunluğun oluşmasının da temel zemini teşkil etmektedir.

Buradaki sınır HAK ve HUKUK sınırıdır ki birisi fert ve toplumun HAK ve HÜRRİYET sınırlarını tayin ederken diğeri de YÖNETİMİN olmazsa olmaz sınırlarını tayin etmektedir. Haklar ve hürriyetler fert ve toplum hayat tarzını belirlerken HUKUK normları ise başta YÖNETİM olmak üzere tüm hayatı kapsayarak rızaya dayalı toplumsal ve yönetsel uyumu dizayn etme rolünü oynarlar.

Ferdin hak ve hürriyetleri hayati önemde nasıl vazgeçilmezlerimiz ise yönetimin HUKUK düzeni de o kadar hayati önemde vazgeçilmezlerimiz den dir.

Hak ve hürriyetler doğuştan olan haklar olup asla değiştirilemez lik özelliklerini taşırken yönetimin HUKUK düzeni de bu doğal hak ve hürriyetler temelinde fert ve toplumun üreme üretim ve medeni hayat standartlarına göre uyumlu olarak değişkenliğini arz ederler.

Buradaki değişkenlik sınırı fert ve toplumun hak ve hürriyetlerinden toplumsal yaşamın medeni UYUMU için sınırların tayini demek olan hak ve menfaatlerin bir kısmının toplumsal sözleşme gereği rızaya dayalı olarak KISITLANMASI söz konusu olabilir ki bu yapıya modern zamanlarda HUKUK DÜZENİ denilmektedir.

Bu YAPI elbette ki metazori ve keyfi bir yapı olamaz ben yaptım oldu zihniyeti ile de olamaz.

Toplumsal bir sözleşme olan anayasa ve yasalardan oluşan bu HUKUK düzeni rızaya dayalı olarak sürekli olarak yenilenebilmektedir. Bu yenilenme ihtiyacı fert ve toplumun gelişim dinamizmi ve de hayat standartları düzeyi ile birebir ilişkilidir.

Bu YAPI ithal edilemez taklit edilemez zor ile kaba güç ile inşa edilemez.  

Ancak ülke ve toplumsal dinamikler gereği bu hukuksal yapı kendine has olarak ÜRETİLİR ve de rızaya dayalı olarak TATBİK edilirler aksi taktirde taklit edilen ithal edilen ya da zor ve kaba güç kullanılarak tatbik edilen hukuk düzenleri tıpkı yamalı bir bohça gibi asla dikiş tutmaz ve toplumsal bünyenin medeni kültürel insani kodları tarafından sürekli olarak dışlanarak dışarı atılmaya çalışılır ve asla benimsenemez.

Konuyu biraz müşahhas hale getirelim

İçinde bulunduğumuz bu “yeni YÖNETİM” süreci içinde ülke olarak referanduma giderek YÖNETİM sistemimizi “partilisi fazla” “CUMHURBAŞKANLIĞI hükümet sistemi” olarak değiştirmiş olduk henüz denemenin ilk yıllarını yaşamaktayız daha önümüzde eğer inkıtaa uğratılmaz ise dört yıl gibi istikrarlı bir dönem gözükmektedir. Bizler bu dönemin DENEME sürecinin tamamlanması taraftarıyız. Çünkü bir KURAL-SİSTEM denenmeden eksiği ve fazlası asla bilinemez ve de bir gelenek tesis edilemez. Bunca emek bunca gayret ve bunca fedakarlıklar bunca zaman da boşa gitmiş olur.

Ancak ufuktaki sosyolojik dinamiklerin işaretleri de DEĞİŞİMİN doğal yasaları gereği hükmünü icra ettirmeye de devam etmektedir.

31 Mart yerel seçimlerinden bakiye kalan ve yenilenmesi istenen İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimini de 23 Haziran 2019 tarihinde tamamlamış olduk ve milli irade yine aynı doğrultuda tecelli etmiş oldu ülkemiz için hayırlı ve uğurlu olmasını diliyoruz.

Böylesine bir YEREL seçim irade tecellisinin ne anlama geldiğini herkesin ve her kesimin iktidarı ve muhalefeti ile tüm toplumsal dinamiklerin çok doğru anlaması bilmesi ve çok dikkatli olarak sıkı takip etmesini de gerektirmektedir.

Dönence süreçlerinin gündönümlerinde mevsimler müjdelenirken güneş her gün doğudan doğmaya batıdan batmaya devam ederken gün doğmadan neler doğar diyoruz.

Vesselam

Şazeli çügen

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya