Hem Var, Hem Yok
Yurt dışında eğitim görmüş, siyasete sıcak bakmadığı halde, emekliliğinden sonra çevresinin zorlamalarıyla siyasete girmiş; okuyan, araştıran, sorgulayan; her olay ve durum karşısında bir anti tezi bulunan; eleştiriyi çok seven, ilginç fikirler ileri süren ve biraz da bunları dayatmaktan zevk alan, karar verdiği bir şeyde hatır gönül tanımayan, sık sık kendisinin tetiklemesi ile -aykırı konularda ve düşüncelerde- çok sevdiği beyin jimnastiği yapmak zorunda kaldığımız büyüğümüz ile akşam sohbetinde yine bir aradayız… Allah rahmet etsin, yaşça kendisinden küçük olmama rağmen, şahsıma ve fikirlerime itibar eder, değer verirdi. Kendisi cumalarına devam eder, benim de vakit namazlarının müdavimi olduğumu gayet iyi bilirdi.
İdris Doğan
12.02.2019 19.15
103 okunma

                                               HEM VAR, HEM YOK

Daha önce kısaca yazmıştım. Yıllar, yıllar önceydi, haydi 25 yıl olsun…

         Yurt dışında eğitim görmüş, siyasete sıcak bakmadığı halde, emekliliğinden sonra çevresinin zorlamalarıyla siyasete girmiş; okuyan, araştıran, sorgulayan; her olay ve durum karşısında bir anti tezi bulunan; eleştiriyi çok seven, ilginç fikirler ileri süren ve biraz da bunları dayatmaktan zevk alan, karar verdiği bir şeyde hatır gönül tanımayan, sık sık kendisinin tetiklemesi ile -aykırı konularda ve düşüncelerde- çok sevdiği beyin jimnastiği yapmak zorunda kaldığımız büyüğümüz ile akşam sohbetinde yine bir aradayız… Allah rahmet etsin, yaşça kendisinden küçük olmama rağmen, şahsıma ve fikirlerime itibar eder, değer verirdi. Kendisi cumalarına devam eder, benim de vakit namazlarının müdavimi olduğumu gayet iyi bilirdi.

Geçmiş gün, başka hangi konuları konuştuk hatırlamıyorum, lakin şöyle bir tespitte bulundu: “İdrisciğim, İslam âleminin mahrumiyet, tembellik, miskinlik içinde bocalaması insanın dikkatini çekiyor. Beş vakit namaz, Müslümanların çalışma düzeni geliştirmesi; hele şu kış aylarının kısa günlerinde öğle, ikindi, akşam namazlarını dört saat içinde eda etmek için birkaç kere iş bırakması -ister fikir, ister beden işçisi olsun- istikrarın ve verimliliğin önüne adeta bir engel. Bu durumu, ne kadar zorlasam da havsalam almıyor; siz bu konuda ne düşünürsünüz?” dedi. Benden cevap değil, açıklama bekliyor, ancak bu kesinlikle kendisince makul ve mantıklı olmalı.

         Bu tür düşünce ve varsayımları ilk defa duyuyor değilim, az çok zihni bir hazırlığım var. Lafı eveleyip gevelemeden başlamıştım söze: “Ağabey, bilirsiniz ben eğitimciyim, köklerim ilkokul öğretmenliğine dayanır. Biz öğretmenler okullarda, özel dershaneler olda bile -o zaman dershanede çalışıyorum- anlatacağımız dersin, ünitelerinin ve konularının önce bir yıllık plânını hazırlarız. Yıllık plân hazırlamak eğitim öğretim başlamadan önce, yaklaşık on beş yirmi günümüzü alır. Yapılacakları ay ay düşünür, program gereği tek tek satır satır yazarız. Sonra yaklaşık her aya tekabül eden konu gruplarının ayrıntılarını büyük bir dikkatle gözden geçirir ünite plânı hazırlarız. Bunlar yetmez her gün, günlük plân veya ders plânı hazırlarız. Bu plânlarda amaçlar, ilkeler, dersin işleyişleri, yararlanacağımız araçlar gereçler, kaynaklar, öğrenciye kazandırılacak davranışlar, hatta derste vereceğimiz örnekler ve öğrenciye yönelteceğimiz sorular bütün ayrıntılarıyla yer alır. Böyle müthiş bir plân hazırlığı yapan birinin iş disiplininden kopması; düzensiz, dağınık, başarısız bir eğitimci olması mümkün müdür?

         Plânlar, sadece eğitim öğretim alanını düzenlemekle kalmayıp nasıl hayatın bütün alanını etkileyerek ona yön verirse;  günlük beş vakit namaz programı da ferdin sadece dini hayatına değil; bütün yaşantısına düzen verip onu her türlü karmaşa ve kargaşadan uzaklaştırıp baştan ayağa disipline eder. Bayram ve Cuma namazları da -zaten siz bir şey demediniz- yıllık ve haftalık planlamalara fırsat ve zemin hazırlar, bana göre. Dini açıdan, beş vakit namazın farz oluş gerekçesini iyi bilirsiniz, o nedenle bu kısmını geçiyorum.

         Zatıâlinizin şahsımı nasıl görür aşağı yukarı bunu biliyorum. Eğer bir insanın veya Müslümanın başarısı söz konuysa, kendisinde bir hayat düzeni oluşmuş; bir iş disiplini geliştirmişse, bunda -elbette ailesinin, öğretmenlerinin, çevresinin katkısı önemlidir- namazın payı ise her şeyden daha öndedir, önceliklidir, etkilidir.

         Hedefler, hayaller, idealler bir plânı, bir programı, bir projesi olanlar için kıymet taşır. Cemaatle eda edilen beş vakit namaz, bir günün, günlük mesainin, hatta her saatin plânlamasına, bir program çerçevesinde insanın hayatını devam ettirmesine hem en önemli vesiledir, hem de destektir.

         Evet, namaz tertiptir, tanzimdir, temizliktir, gayrettir. Namaz kıldığı halde bir insanın pejmürde, dağınık, tembel, miskin, hazırcı, hileci olması, fitne fücur içinde kalması aldığı eğitimin, terbiyenin, adabın yetersiz olması, hatta sosyolojik, tarihi, coğrafi ve kültürel kaynaklı olabilir ki, böyle bir namaz gösteriş ve riyadan öte geçmeyen bir ritüel hâline dönüşür.

Nerede ve hangi işte olursa olsun, aynı işte yeknesak çalışmaktan bıkan, usanan, bezginlik duyan bundan dolayı yorulan zihin, gönül, beden ancak namazla yenilenip kendisini bulur. Kulluğunu, yaratılmışlığını, geçiciliğini, daha doğrusu âdemliğini namazla fark eden insanın yakın ve uzak çevresiyle kurduğu ilişkiler mükemmeldir.

Her namaz, kendisini eda eden için yeniden canlanma, yeniden uyanmadır. Namaz zihni açar, gönlü ferahlatır, bedenin gerginliklerini azaltıp onu dinlendirir; dolayısıyla namaz, mutluluk ve başarının harika bir anahtarıdır.

Esas mesele şu: Evet, namaz ancak Allah’ın istediği ve Resûlullah’ın gerçekleştirdiği bir namaz olursa, nur olma özelliğini kazanır. Eğer namaz, Müslüman’ın hayatında bir dirilişe, bir değişime ve gerçek bir dönüşüme vesile olmuyorsa, işte o namazdan korkulur. İşte o namaz, maun suresinde ifade edildiği gibi, insanın işinde, zamanında, emeğinde kayıptan başka bir şey değildir.

Bir kimsenin hayatı namazla aynı yönde ise, o kimse namazı ikame ediyor, yani namazın hakkını veriyor demektir. Aksi takdirde insanın hayatına, kılık kıyafetine, hukukuna, eğitimine, ticaretine -kazançlarına, harcamalarına- diğer insanlarla, canlı cansız dış dünya ile ilişkilerine, okumasına yazmasına, sanatına, sporuna karışmayan bir namaz, daha önceki ehli kitap ümmetlerinin nuru kaybolmuş namazlarına döner.

Namaz, kişinin kalbini, zihnini aydınlatan; hayatını nasıl düzenleyeceği hususunda ona yol gösteren, yaşadığı hayatta hak ile batılı, iyi ile kötüyü, hayır ile şerri birbirinden ayırt etmesini sağlayacak bir mihmandar. Kişiyi yaşadığı hayatta bütün kötülüklerden, hayâsızlıklardan, haram işlerden, Allah’ın yasakladıklarından koruyan bir namaz, kıyamet gününde kişinin yoldaşı olacak, yolunu aydınlatacak bir nur olabilir ancak.

         idris-dogan@hotmail.com                                    12.02.2019

                                                                          İdris DOĞAN

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
...