Hiçbir şey yok iken “Kün fe-yekûn” vardı. O muazzam emir verilir verilmez kâinat var oldu ve kendi içinde varlığını tekâmül ettirdi. Yaratılışın son güzel halkası insan oldu. Rabbimiz ona isimleri ( kelimeleri, anlamlarını, fonksiyonlarını, kendini ve âlemleri tanımasını, ilmi) öğretti. Dünyayı ona mesken ve makarr yaptı. Doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün, güzel ile çirkinin, hayır ile şerrin, hak ile batılın karşısında deneme sınavı için konumlandırdı. Deneme sınavını geçenlere “hiçbir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği, hiçbir insanın hatır ve hayalinden geçmediği” duyumlar ve algılar üstü ebedi bir cennet hayatını; deneme sınavını geçmeyenlere ebedi pişmanlık ve hüsran ile sınırsız acı ve elemleri ile yakıcı cehennem ateşini va’detti.
27.06.2019 13.53
209 okunma
Söz
Mustafa Yıldız

                Tabirim caiz ise “söz” yaratılışın işaret fişeğidir.

                Hiçbir şey yok iken “Kün fe-yekûn” vardı. O muazzam emir verilir verilmez kâinat var oldu ve kendi içinde varlığını tekâmül ettirdi. Yaratılışın son güzel halkası insan oldu. Rabbimiz ona isimleri ( kelimeleri, anlamlarını, fonksiyonlarını, kendini ve âlemleri tanımasını, ilmi) öğretti. Dünyayı ona mesken ve makarr yaptı. Doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün, güzel ile çirkinin, hayır ile şerrin, hak ile batılın karşısında deneme sınavı için konumlandırdı. Deneme sınavını geçenlere “hiçbir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği, hiçbir insanın hatır ve hayalinden geçmediği” duyumlar ve algılar üstü ebedi bir cennet hayatını; deneme sınavını geçmeyenlere ebedi pişmanlık ve hüsran ile sınırsız acı ve elemleri ile yakıcı cehennem ateşini va’detti.

                İnsanoğlunun serüveni devam etti. İlkel bir yaşam halinden fıtratındaki medeni vasfıyla yeryüzünde bir hayata ulaştı.

                Lakin zıt kutuplar çatışıyordu. Çatıştıkça parçalanıyorlardı. Parçalandıkça amaçlar, vasıtalar çeşitleniyordu. Toprak kapmalar, üstünlük savaşları, mevki makam kapma, kendini tanrı olarak görenler yeryüzünü, çıkarıldıkları cennetin misali yapmak görevini unutup onu cehennem arenasına çevirerek zulüm, katliam, kan dökme, mazlum ve mağdur üretme canavarlığını icra etmeye devam ettiler ve devam ediyorlar.

                Buna karşılık dünyaya imtihan için gönderildiklerini bilenler, bu zulmün ve kötülüğün karşısında kalkan olmaya ve dünyayı cennet misali yapmak amacına hizmet etmeye devam ettiler ve ediyorlar.  Gâh yendiler, gâh yenildiler.  Bu serüven kıyamete kadar devam edecek.

                “Kuvveden fiile çıkmak” diye bir söz var. Bunun anlamı, bir eylem olmadan önce fikir ve niyet olarak belirir. Sonra söz haline gelir; sonra icra edilir. Müslüman, bir işe başlamadan önce “Bismillah” diyerek ilimi ve iradesi dışında hiçbir yaprağın kımıldamadığı, hiçbir gözün kırpışmadığı, hiçbir nefesin alınıp verilmediği Rahman ve Rahim olan Rabbinin adıyla başlar. İşte sözün, kuvveden fiile geçtiği an. İşaret fişeği. Bu mevzuyu istediğiniz kadar uzatabilirsiniz.

                Lakin insan ilişkilerini sosyal hayatta, ticarette, siyasette, kültürde ve ekonomide… Her yerde yöneten ve yönlendiren, komutunu iradeden alan sözdür.

                Güzel söz Kuran’daki ifadeyle dalları âlemi tutmuş, kökleri mümbit ve bereketli toprakta olan, ürün veren güzel bir ağaç gibidir.. Kötü söz ise kökleri dışarıda kalmış, ürün vermeyen kuru çalı çırpı halindeki bir ağaca benzer.

                Güzel, doğru, faydalı, istikameti tam gösteren sözün sahibi de iyi insandır. İnsanlara faydadan başka bir şey vermez.

                Kötü, yalan, aldatıcı ve hıyanet kokan sözlerin sahibi ise insana, hayvana, evrene zarardan başka bir şey üretmez.

                Söz üzerine söylenecek sözler bitmez. Allah’ın sözleri ise yeryüzünün ağaçlarını kalem yapsan, bütün denizleri mürekkep yapsan yine de bitmez. Bir o kadar daha yapsan yine bitmez. İnsan ölünce bu dünyada söyleyeceği sözleri biter. Ama ölüm ötesindeki gerçek hayatta bu sözlerin hesabını verir.

Bitmeyen sözün bir gönül ziyafetini Yunus Emre (rahimehullah) den dinleyelim:

KELECİ BİLEN KİŞİNİN

Keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz, 
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz 

Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı, 
Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz. 

Kelecilerin pişirgil yaramazını şeşirgil, 
Sözün us ile düşürgil, demegil çağ ede bir söz. 

Gel ahi ey şehriyari sözümüzü dinle bari, 
Hezar gevher ve dinarı kara toprağ ede bir söz. 

Kişi bile söz demini, demeye sözün kemini, 
Bu cihan cehennemini sekiz uçmağ ede bir söz, 

Yüri yürü yolun ile, gafil olma bilin ile, 
Key sakın ki dilin ile, canına dağ ede bir söz. 

Yunus imdi söz yatından, söyle sözü gayetinden, 
Key sakın o şeh katından seni ırağ ede bir söz. 

Yunus Emre 



(Günümüzün Türkçesiyle Zeki Çalar yorumu) 

SÖZÜNÜ BİLEN KİŞİNİN 

Sözünü bilen kişinin, yüzünü ak eder bir söz, 
Sözü pişirip diyenin, işini sağ eder bir söz. 

Söz olur keser savaşı, söz olur bitirir başı, 
Söz olur zehirli aşı bal ile yağ eder bir söz. 

Sözlerini iyi pişir, yaramaz sözü değiştir, 
Aklın ile dile düşür, söyleme anlamsız bir söz. 

Gel ey kardeş dostun yari, sözümüzü dinle bari, 
Bin elması, bin dinarı, kara toprak eder bir söz. 

Kişi bilsin söz demini, demesin sözün kemini, 
Bu cihan cehennemini sekiz cennet eder bir söz. 

Doğru yürü yolun ile, gafil olma bilgin ile, 
Çok sakın ki dilin ile, seni de yaralar bir söz. 

Yunus şimdi söz yatından, söyle sözü gayetinden. 
Çok sakın, o Hak katından, seni uzak eder bir söz. 

Yunus Emre 

Düzenleme ve yorum: Zeki Çalar 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya