23 Haziran seçimlerinde daha seviyeli bir süreç yaşayacağımızı umarken 31 Mart’ı arattı. Sadece ülkenin kaybettiği zaman adına değil demokrasi kültürümüzün kaybettiği seviye adına da üzgünüz. Bir tarafta it diğer tarafta yat, bir tarafta Küçükkaya ile gizli görüşme diğer tarafta Öcalan’la gizli anlaşma iddialarının balon balon uçuştuğu bel altı bir mücadele, şükür ki bitti.
02.07.2019 17.34
930 okunma
SEÇİM YA DA DEMOKRASİ VE KİBİR
Osman Arslan

23 Haziran seçimlerinde daha seviyeli bir süreç yaşayacağımızı umarken 31 Mart’ı arattı. Sadece ülkenin kaybettiği zaman adına değil demokrasi kültürümüzün kaybettiği seviye adına da üzgünüz. Bir tarafta it diğer tarafta yat, bir tarafta Küçükkaya ile gizli görüşme diğer tarafta Öcalan’la gizli anlaşma iddialarının balon balon uçuştuğu bel altı bir mücadele, şükür ki bitti.  

ÖNCE ÜSLUP

Bu üslubun ne muhafazakarlıkta ne sosyal demokratlıkta yeri vardır. Böylesi seçim yarışlarının kazananı da galip sayılmaz. Çünkü bir taraf kazansa da demokrasi kültürümüz, ahlakımız, geleneğimiz yara almış olmaktadır. “Önce usul, sonra üslup en sona maksat” denmesi boşa değildir.

DAHA MAĞDUR GÖRÜLEN KAZANDI

Seçimler tarihimiz steriyor ki, siyasi mücadelede vatandaş hiçbir zaman yargıç gibi dava dosya inceleyerek haklıyı takdir etmiyor. Kimin üstüne çok gidiliyorsa onu mağdur görüp, ezilenin yanında yer alıyor. İmamoğlu’nun kazanmasının sebebi de vatandaş tarafından mağdur algılanması olmuştur. İmamoğlu, Yıldırım’dan daha iyi olduğu için değil, üzerine orantısız güçle daha çok gidildiğinin düşünülmesi nedeniyle pergeli daha da açarak kazanmıştır.

KİBİR AYIPTAN KÖTÜ GÖRÜLDÜ

Vatandaş, İmamoğlu’nun Vali’ye ‘it demesi’ni ayıp olarak kabul etse de, ona yapılan “VİP’çi seçkinciliği” bir ‘kibir’ olarak görmüş, kibri ayıptan daha ağır bir kusur olarak değerlendirmiştir. Sade vatandaş koruma ordusuyla gezen yeni ve eski bakanlaraçakarlı araçlarla trafiği tepeleyen binlerce vekil ve bürokrat aracına zaten ‘kendini ayrıcalıklı gören’ tutumlarından dolayı öfke hissi içindeyken VIP olayı bu tepkiyi İmamoğlu lehine tahrik eden bir yanlış muamele olarak görülmüştür. AK Parti’ye bu cezanın halktan kopmasına neden olan kibirli görünümü nedeniyle kesildiği açıktır. Bugün iktidarının 17. Yılında zorlanan AK Parti’ye iktidarının 13. Yılından bu yana yaptığımız hatırlatmalar bugün halkın dersine dönmüştür. 2015 yılında diyorduk ki, “tarihi büyük rolünü tamamlamak için AK parti devletin partisi olmaktan çıkıp sivil siyasete dönmelidir.” (http://www.osmanarslan.org/buyuk-rol-buyuk-oyun/)   

PRAGMATİZM İLKESİZLİĞE VARMAMALI

Öcalan’ın TRT 6’da konuşturulmasının, milliyetçi taban üzerinde ters tepki yaptığı da sandıklardaki kayıpların nerelerden olduğuna bakılınca anlaşılmaktadır. Siyasal pragmatizmancak ilkesiz görünmedikçe sonuç alıcı olabilir. MHP ile yola çıkmışken PKK’ya göz kırpmayı öneren yeni atanan Yüksek İstişare Kurulu Üyelerinin ‘açılım yıllarında kalan’ kadük çözümlerinin çözülme olacağı bir kez daha görülmüş bulunmaktadır. Bizim, yine 2015 yılında “PKK’nın sopalı tehdit enstrümanı olan HDP baskısı altındaki Kürt seçmenler özgür iradelerini kullanacak düzeyde rahatlatılmadan ne seçimin ne çözümün sağlığına itibar edilemeyeceğini, terörle bağını kesmiş siyasetle Kürtlerin tanışması gerektiğinin” altını çizeli beş yıl oluyor. (http://www.osmanarslan.org/kurtler-ozgurlesmeden-ne-secim-ne-cozum/) Teröre karşı silahlı mücadelelerdeki başarıya, sosyal ve kültürel projeler ve siyasetin terörize edilmesinin engellenmesi çabaları eklemek yerine, örgüt kanallarıyla temasa geçmek ve bundan medet ummak bir cinnet olsa gerek!

İKTİDAR BOZAR

Lord Acton'un meşhur sözüdür, “İktidar bozar; mutlak iktidar mutlaka bozar. Bu, her zaman böyledir. Tek başına iktidar olanlar, devletin denetim mekanizmalarını kontrol ederek iktidarını hesap vermekten müstağni kılarlar. Demokratikliğin (halk hareketinin) zehirlendiği ve halktan kopuşun başladığı an burasıdır. Düzeltmeye de buradan başlamak gereklidir. AK Parti, bir düzeltme yapacaksa parti vitrini değiştirmek gibi makyöz müdahaleleri yerine, devlet yönetimini, kendi yöneticilerini denetime açmak gibi öze müdahaleleri, gerçek bir ‘acı reçete’yi tercih etmelidir. Bunları, iktidar partisi özeleştirisini yaparken bir katkı olarak belirtmeyi gerekli görüyoruz.   

DENETİMSİZ GÜÇ GÜÇ DEĞİLDİR

FETÖ’nün cüreti bundan kaynaklanıyordu. İstihbarat elindeydi, sadece hasımlarını araştırırdı. Emniyet elindeydi, sadece hasımlarını tutuklardı. Yargı elindeydi, sadece hasımlarını cezalandırırdı. Kendileri, özel koruma altında her türlü hesaptan müstağni hale getirdikleri ‘devlet içinde devlet oldukları alanda’ fütursuz işler yaparlardı. Kibre kapıldılar ve sonları ihanete kadar vardı. Çünkü ancak hesap verebilenler kibre kapılmazlar. Dikkat edelim ki, kibre layık olan sadece Allah’tır, çünkü ‘hesap vermeyen’ sadece O’dur. AK Parti’nin sökülmeye başladığı görülen milletin gönlüne yeniden dönüşünün başka yolu yoktur. Palyatif tedbirler, üç defadır yapıldığı halde sonuç vermedi. Artık bu gerçek görülmelidir. Bizim 2015’ten bu yana AK Parti’ye önerimiz budur, gerisi sonuçsuz kalacaktır: Denetimsiz güç güç değildir.

İKİ DÜZ DALGA BAŞLAMIŞKEN…

90’lı yıllarda yaptığımız, 2003 ve 2013 tarihlerinde tekrarladığımız Alvin Toffler’in Dalgalar Teorisinden hareketle ülkemiz siyasi tarihinden yaptığımız çıkarım, siyasetimizin iki düz (sivil demokrasi) bir ters (devletçi) demokrasi dalgasıyla ilerlediğini ortaya koymaktadır. 1950’li çok partili yıllardan itibaren istisnasız yürüdüğünü gördüğümüz bu kural iktidarların duruşlarını değiştirmemesi halinde hep doğru çıkmıştır. Menderes, Demirel, Özal iktidarlarının iki düz demokrasi dalgasına denk gelip darbelerle (devletçi refleksleindiği gibi.

2013’te öngörümüzü şöyle yapmışız: “2013 yılında başlayan anti-demokratik dalga (17-25 Aralık sonrası alınan tedbirler) ile başlayan cumhuriyetçi(devletçi) ters dalganın 2016’da mağlup edileceğini öngörü olarak yazmıştık.(2013 17-25 Aralık darbesi ile başlayan ters dalga 2016’da 15 Temmuz darbe girişimnde mağlup edildi.)Tahminimizin bu tarihten sonrası, 2016 yılında başlayan yeni demokrat dalgası ise 2026’ya kadar sürek. 2010 ve 2013 yıllarında yazdığımız diğer öngörüler gibi bu da doğru çıkarsa, 2019 ve 2024 seçimleri demokrat blokun zaferiyle sonuçlanacağa benzemektedir. Bu tabloya göre, mevcut milliyetçilik rüzgarı, ulusalcılığa evrilmeden muhafazakarlıkla kol kola yürüyecek gibi gözükmektedir. http://www.osmanarslan.org/zafer-baska-ne-ister/)

DEMOKRATİK DALGAYI ISKALAMAK

Öngördüğümüz tarihsel akış birebir ilerlemektedir. 2016 sonrası başlayan düz demokrasi dalgasına bu sefer AK Parti binememiş, muhalefet yakalamıştır. 2019 seçimlerini daha demokrat propaganda yapan, sol oldukları halde sağ adaylar göstererek kucaklayıcı davrandığını gösteren taraf başarıyla noktalamıştır. Yine ikinci döneminden sonra bir parti akamet yaşamaya başlamıştır.

Diğer öngörümüz, yukarıda görüldüğü gibi 2013’te milliyetçilerin ulusalcılarla değil muhafazakarlarla birleşmesinin kaderleri olduğu şeklindeydi. Bu da bir farkla gerçekleşti, MHP içinden ulusalcılığa yakın bir partinin ayrılması(İYİ Parti) ile… Bu analizden hareketle de AK Parti’ye ısrarlı önerimiz, dalgaya karşı yürümeyi bırakması, ‘sivil siyasete’ dönmesidir. Belki bizim 2013 tarihinde yaptığımız uyarı, 2015’te gösterdiğimiz yanlışlığın bam teli, erken uyarı olduğundan algılanmamış olabilir; fakat artık kendi içinden çıkan muhaliflerin eleştirileri de bu sivillik ekseninde yürürken bunu artık fark etmelidirler. Demokrasi dalgasının üstüne çıkmadan 2023 seçimleri de AK parti için parlak gözükmemektedir. 

CUMHURİYETÇİ MİSİNİZ, DEMOKRAT MI?

Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile ülke ABD’de olduğu gibi iki blok halinde bütünleşerek seçim yarışına girecektir. 1996 yılında, Özal değişimleri ile birlikte, o dönemde yazdığım Bayrak Dergisi’nde Regis Debray’ın “Cumhuriyetçi-Demokrat” ayrımından hareketle öngördüğümüz Türkiye’nin kaçınılmaz akıbetini yaşarken kendisini cumhuriyetçi bloktan demokrat bloğa çekmeyi bilmesi gerekmektedir. (http://www.osmanarslan.org/cumhuriyetci-misiniz-demokrat-mi/)

ÖZETLE

Özetlersek, iktidar partisi yönetimini demokratik denetim mekanizmalarına açmaz, kibri büyüten süreci vitrinle halledemeyeceğini anlayarak bahsettiğimiz öze, esas noktaya inerek neşter vurmaz, bunu hazmedecek kadrolarla çalışmayı düstur edinmezse, tersine dönmeye başlayan çarkı durduramayacaktır. 

Bu anlayış dönüşümüne, devletçi duruştan sivil siyasete yeniden dönerek demokratik dalgaya atlamaz ve halkta karşılığı olan kadrolarla partiyi yönetmeye başlamazsa yine bu erimeyi durdurması zor olacaktır.

Başarı, hatasızların değil, rakibine göre daha az hata yapanın elde ettiği sonuçtur.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya