BATI medeniyetinin “kavramları” ile düşünerek, “paradigmaları” ile hareket ederek, negatif ikiz kardeş olan “kapitalist ve sosyalist” sistemlerini SENTEZLEYEREK, ait olduğumuz İSLAM medeniyetinin “değerleri” ile BATININ değerlerini “vülgarize” edip melezleştirerek, yeni bir İNSAN modeli, yeni bir TOPLUM düzeni, yeni bir İNSANLIK medeniyeti İNŞA etmek mümkün müdür.?
16.07.2019 09.52
1.572 okunma
YENİDEN “İSLAM MEDENİYETİ” İÇİN
Şazeli Çügen

                BATI medeniyetinin “kavramları” ile düşünerek, “paradigmaları” ile hareket ederek, negatif ikiz kardeş olan “kapitalist ve sosyalist” sistemlerini SENTEZLEYEREK, ait olduğumuz İSLAM medeniyetinin “değerleri” ile BATININ değerlerini “vülgarize” edip melezleştirerek, yeni bir İNSAN modeli, yeni bir TOPLUM düzeni, yeni bir İNSANLIK medeniyeti İNŞA etmek mümkün müdür.?

                EL CEVAP: Her canlı varlık nasıl ki kendi türünde ve kendine has genetik kodları ile hayata gözlerini açmakta ise, Medeniyetlerde kendine has “değerler sistemi” ile hareket eder ve kendi genetik kodlarının damgasını hayata ve topluma vurarak hayat haline sistem haline MEDENİYET haline gelirler. Medeniyetler İNSAN görüşü ile DÜNYA görüşü ile hayat ve kâinat görüşü ile kendine hastır orijinaldir taklit değildir sentez değildir vülgarize asla değildir.

                Medeniyetler birbirlerinden bilgi teknoloji sermaye üretim teknikleri ticaret metaları gibi sahalarda alış verişlerde rahatlıkla bulunabilirler. Beşeri medeni sosyal ilişkilerde olabilirler olmalılar da. Bu İNSAN kardeşliği olmak lığının doğal bir sonucudur.

 Ancak “değerler” söz konusu olduğunda alış veriş edemezler, İNSAN görüşünde değiş tokuş edemezler, DÜNYA görüşlerinde değiş tokuş yapamazlar. Ederlerse EĞER “iddialarını” kaybederler orijinalitelerini yitirirler, kendileri olmaktan uzaklaşarak, “taklit” ettiği medeniyetin “hükümranlık” alanına gererler, meydan okuyamazlar yenilgiyi baştan zihni bir ön kabul ile benimsemiş olurlar, kimliklerini kişiliklerini kaybederler ki bu HAL mağlubiyetin köleliğin sömürgeleşmenin zihin dünyasında düşünce dünyasında ve “değerler” dünyasında kabul edilmesinin zeminini teşkil eder.

Medeniyetlerin temel “değerlerini” vülgarize ederek yeni bir İNSAN modeli ortaya koymaya çalıştığımızda, “Avrupa’nın “kolhozlarında İNSAN ÇİFLİKLERİ kurarak yeni bir üstün MELEZ nesil ortaya koymaya çalıştığı gibi” ancak değerlerin melezleşmesinden sağladığınız netice “şahsiyetli İNSAN” olmaz insana benzer “şempanze ya da goril” yaratıklar olabilir. Ben burada bir “ironi” yapmış oluyorum. Ancak tüm “eklektik” düşünce sistemleri ile bir MEDENİYET İNŞASI olamıyor olsa olsa taklit ile dikilen bir yamalı bohça sistemleri “kolonizasyon sistemleri” olunabiliyor.

Batı medeniyeti başta olmak üzere tüm “beşeri ideolojik sistemler” İNSANIN fıtri genetik yapısının zıddına, kendi EGOLARINI tatmin için FITRATI bozma ifsat etme gafleti ve hırsı içinde “enses ilişkilerin ve eş cinsel evliliklerin” meşruiyetini sağlamakla AİLE ve ÜREME düzenlerini bozarak sosyal ve beşeri BUHRANIN doruk noktasını yaşamaktadır.

Yalnızlaşan ve kendine yabancılaşan İNSANLIĞIN arayış ve buhranı ancak, İNSANIN kendi “ fıtri varoluşunun” farkındalığını ortaya koyarak ve yeryüzünün “sorumlu hür iradi varlığı” oluşunun şuurunda olarak, varlık EMANETİNİ sırtlandığında, EGOSUNU yarı tanrı olma hırsından, heva ve hevesinden vazgeçirerek, önce RABBİNİN “uluhiyetine” sonra da RABBİNE olan “ubudiyetine” ve “hükümlerine” bir “KUL” olarak bağlandığında, işte o zaman YERYÜZÜNÜ israf etmeden ve HEMCİNSİ olan “tüm insanlığı” fesada uğratmadan ADALET üzere yöneterek HAKKANİYET üzere paylaşarak MEDENİ İNSANİ beşeri toplum düzenlerini kurarak, yeni bir İSLAM MEDENİYETİNİN inşası ile SONA erecektir.

“Üç asırdan” bu yana yeryüzünde “hükümranlığını” tesis edip insanlığı, BEN ve ÖTEKİ diye kategorize ederek GÜCÜN hiyerarşik sistemleri ile “sömürgeleştiren” BATI medeniyeti, bu hâkimiyetini, insanlığın “ortak maruf evrensel değerleri” ile kurmamıştır. Tam tersine tüm “üretim” araçlarının bilgi teknoloji ve sermayenin KABA SİLAHLI GÜCÜ ile ve “misyonerlik” aldatmacalarıyla insanlığın yer üstü ve yer altı KAYNAKLARINI oburca bencilce fütursuzca ve TEKELCİ bir yapılanma ile uluslararası ŞİRKETLERİ ve HANEDANLARI aracılığı ile kendine HAKSIZ yollardan “transfer” etmesi ile “KAN” ile “göz yaşı” ile “zülüm” ile tesis etmiştir.

Bu aydınlanma adına sürdürülen “BATININ sömürücü ikiyüzlü hükümranlığı” yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde yaşayan düşünce insanları olarak çok rahatlıkla ifade edebiliriz ki, yirmi birinci yüzyılın son çeyreğinde belki de ve mukadder olarak umuyorum ki yeryüzünde esamisi okunmayacak ve bir çok kavim ve millet etnografık kalıntı haline gelebilecektir.

Sürekli olarak yanıldığımız NOKTA şudur ki İSLAM medeniyeti kendine has olan orijinal olan “değerler sistematiğinin” eksikliğinden zayıflığından zafiyetlerinden beşeri alanı terk etmiş değildir. Bu mağlubiyet bu geri çekilme “değerler ve ölçüler” yenilgisi asla değildir. Bu mağlubiyet başta ÜRETİM araçları ve yöntemleri olmak üzere “gücün parametreleri” olan bilgi teknoloji ve sermayede Pazar ve pazarlamada sanayileşmede ve de muharip birliklerinin yeni güçlü teknolojik silahlarla teçhiz edilmemesi gibi “maddi” nedenler neticesinde GÜCÜNÜ kaybetmesinden dolayı olmuştur ve yenilmiştir alandan geri çekilmiştir. Bu ricat asla bir “yok oluş” bir “ölüm” değildir.

Bu kaba maddi teknolojik GÜÇ farklılıkları, aldatıcı yaldızlı paradigmaları, ya da toplumların hayat standartlarındaki yükseltileri, mağlupların “değerler sistematiklerinin ZAAFİYETİ” olarak anlaşılmamalıdır. Burada “medeniyet inşasında esas unsun” değerlerin “sürekliliği” ve “dinamizminin” “değişim içinde gelişimi” determine edecek bir güç halinde yaşamasının sağlanmasıdır.

Aksi halde böyle bir “aşağılık kompleksi”  mağlupları ebediyen taklitçiliğe ve köleliğe mahkum eder ki yok oluş ve tarihin çöp sepetine atılış mukadder olur. Bu yol çıkmaz yoldur bu sokak çıkmaz sokaktır kurtuluş yolu değildir mutluluk yolu değildir zafer yolu değildir izzet ve şeref yolu değildir ve İNSANLIĞA yeni bir MEDENİYET İNŞA etme yolu hiç değildir.

 İSLAM coğrafyalarında öyle bir EĞİTİM öğretim ve YÖNETİM sistemi uygulanmaktadır ki aydınlarımız akademisyenlerimiz ve de yöneticilerimiz, KENDİMİZDEN daha çok BATIYI öğreniyoruz BATIYI taklit ediyoruz BATIYI uyguluyoruz onun kavramları ile düşünüyor onların ürettikleri ile hayatlarımızı sürdürüyor onların yönetimlerini taklit ediyoruz. Her VAKIADA BATIYA endekslenmiş bir zihniyetle, “diğer MEDENİYETLERİ” adeta YOK SAYARAK “kör bir ufuksuz mantıkla” hareket ediyoruz. KENDİMİZİ unutuyor KENDİMİZ olmaktan çıkıyor ve yaşam tarzlarımızla hayat anlayışlarımızla bambaşka bir medeniyetin KULLARI KÖLELERİ oluyoruz sürekli ve ebediyen kaybediyoruz.

SONUÇ OLARAK: Hiçbir başarı “öyküsü” Çilesiz meşakkatsiz mücadelesiz yazılamaz. Hiçbir ÜRETİM alın teri Sırt teri üretim teri dökmeden yapılamaz.  Hiçbir “zafer” üstün bir STRATEJİ olmadan başarılamaz. Hiçbir MEDENİYET te kendine has “değerleriyle” ve GÜCÜN parametreleriyle donatılmadan ve bir MEYDAN savaşı yapacak İRADE GÜC ve üstün STRATEJİLERE ulaşmadan yeryüzünde ALAN hâkimiyeti kurması ve “hükümranlık” tesis edebilmesi imkânsız gözükmektedir.

Tıpkı “asrısaadette” BİZANS ve KİSRANIN dize getirilerek “kazandığımız” gibi, ya da 1914 ve 1945 CİHAN harplerinde “kaybettiğimiz” gibi.

İNSANLIK, ister TARIM çağında olsun, ister SANAYİ çağında olsun, isterse günümüz BİLGİ çağında olsun, ÇAĞININ GÜÇ “para metlerini” ( sermaye- teknoloji-sanayi-silah-enerji gibi) ve “paradigmalarını” (inançlar-dinler-medya-bilgi ve üniversiteler gibi) ellerinde bulunduranlar, daima dünyanın HÂKİM GÜÇLERİ olarak insanlığın başının BELASI ola gelmişlerdir. TAKİ “ İSLAM toplumları-milletleri oluşuncaya ve “darüs selam” olan İSLAM MEDENİYETİ İNŞA edilinceye kadar.

Aksi hallerde her MEDENİYET RÜYASI “ütopya” olmaktan başka bir vakıa değildir.

Vesselam  Şazeli Çügen

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya