Şiraz Perslerin başşehri ama şehir içinde Perslerden kalma fazla bir eser yok. Moğolların yıkımına uğramayan iki şehirden biri Şiraz, diğeri Tebriz’dir. Şiraz halen İran’ın beş büyük şehrinden biri.
23.07.2019 09.26
881 okunma
PERSLERİN BAŞŞEHRİ ŞİRAZ
İsmail Aydın

                Şiraz Perslerin başşehri ama şehir içinde Perslerden kalma fazla bir eser yok. Moğolların yıkımına uğramayan iki şehirden biri Şiraz, diğeri Tebriz’dir. Şiraz halen İran’ın beş büyük şehrinden biri. 

                Nadir Şah’ın öldürülmesinden sonra idareyi ele alan Kerim Han Zend döneminde Şiraz  bir depremin ardından ikinci defa (1767) başkent yapılmıştır. Zend kabilesinden olan Kerim Han, Nadir Şah’ın komutanlarından olup birçok mücadeleden sonra küçük yaştaki Şah III. İsmail’in vekili olarak liderliği ele alıyor. Kerim Han yaptığı her işi vekil sıfatıyla yapıyor, Şah Abbas’ın İsfahan’da yaptığını yapmaya çalışarak Şiraz’ın imarına büyük önem veriyor.

                Kerim Han Şiraz’da cami, hamam ve kale yaptırmış. Hamama ait bölümlerde, keseciden ücret alan yetkiliye kadar hamam görevlileri hemen elinizden tutuvereceklermiş gibi balmumu heykelleriyle canlandırılmış.

                Kerim Han’ın yardımcısı Mirza Kalentar isimli bir Yahudi. Rehber Mirza Kalentar’ın entrikalarından uzun uzun söz etti ama onları not almadım. Günümüz İsrail’inde etkin bir ismin Şirazlı olduğunu söyledi ama onu da not almamışım. Bugün İran’da 25.000 civarında Yahudi olduğu kabul ediliyor. Yahudiler, Persler döneminden itibaren İran’da etkin roller oynamışlar. İlhanlılar döneminde Yahudi Sa’adüddevle Argun’un veziri olmuştur.

                Mirza Kalentar’e ait ev müze olarak kullanılıyor. Binanın içine girmeden evin büyüklüğü ve bahçenin güzelliği, özellikle klima görevi yapan bölüm dikkat çekiyor. Girişten itibaren bina içine İran tarihindeki, özellikle Kerim Han dönemindeki sanatkâr ve görevlilerin balmumundan yapılmış heykelleri yerleştirilmiş. İran’la iyi ilişkiler geliştirmek isteyen Fransız elçisinin Kerim Han önünde küçülerek eğilişi başarıyla canlandırılmış. Sarayın duvarlarına, Firdevs’inin Şehnamesinde geçen Rüstem’in devi öldürülüşü, Pers ve Med dönemlerine ait resimler yapılmış. Behrâm, Zaloğlu Rüstem, Keykûbad, Keykâvus gibi isimler en çok canlandırılan figürler. İran kültüründe efsanelerin oldukça büyük yeri var. Kanatları fırtınayı andıran Simork kuşu bunlardan biri. Şiraz ismi de “aslan parçası” anlamına geliyor.

                Sabah ilk durağımız Nesir’ül Mülk Camii oldu. Kemerli, mavi turkuaz-sarı çini süslemeli, 12 sütunlu, dikdörtgen bir cami. Her gelen millet İran’a bir şeyler vermiş İran’dan da bir şeyler almış. Mesela Türk rengi firuzeyi yani turkuazı Türkler vermiş ve her yerde görmek mümkün.  Tabii, Türkler Anadolu’ya gelirken yol üzerindeki İran’dan da bir şeyler almışlar, mesela Orta Asya’daki yünlü yaygının adını “Halı” olarak değiştirmişlerdir. Kur’ân’da bulunmayan ama dilimizde dine ait terimler olarak yer etmiş bulunan peygamber, namaz, oruç gibi pek çok kelime İran kökenli. Türkçeye farsça kelimeler karışırken, İran diline de % 30 civarında Türkçe kelime karışmış.

                Kafdağı, eskilere göre dünyayı çepeçevre kuşatmış olan gayet yüksek bir dağ. Simurg, otuz kuş demek. Anka ise boynu uzun, otuz kuş büyüklüğünde bir kuştur. Bu iki kelime dilimize geçerken Kafdağı masallarında Zümrüdüanka şekline dönüşmüş.

                On iki sütünlu Nesir’ül-Mülk Camii, Şiraz’lı bir tüccar tarafından yaptırılmış. Her biri Şia geleneğindeki 12 imamdan birini temsil eden sütunlar, Persopolis şehrindeki sütunlara benziyor. Mihrabın namaz kılınan diğer yerlere nazaran çukurda oluşu dikkatimizi çekti. Niçin böyle yapılmış diye rehbere sorduk; onun imama verdiği mesaj, “arkanda namaz kılanlara güvenme ve kibire kapılma, bir gün çukura yani mezara gireceksin” anlamı taşıyormuş.

                Cami avlularındaki başlarında kabir taşları bulanmayan mezarlar dikkatimizi çekmişti ki, onun da sebebi insanların bir gün toprak olacağı ve çiğneneceği mesajını vermesiymiş. Toprak demişken, cami ve mescitlerde taşa benzeyen, yuvarlak ve pişmiş toprak parçaları gördük. Nedir diye sorduk, “secde toprağıdır, onun üzerine yapılan secde toprağa yapılmış kabul ediliyor” cevabını aldık, nitekim namaz kılanlar arasında onu secdede tam alnının ortasına getirerek secde edenleri gördük.(Gelecek yazı, Sadi ve Hafız Türbelerini Ziyaret.)

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya