Jön Türkler’in adı ilk defa 1828 yılında Charles Mc Farlane tarafından “Genç Osmanlı” nesline atıfta bulunarak kullanıldı. Bu kavramın kullanımı Avrupa’da ortaya çıkmış olan yönetime muhalif kesimlerin, oluşturdukları partilerin bir benzeri gibi göründüğü için kullanılmıştır. Bu akımlar siyasi muhalif bir akım olduğu kadar aynı zamanda edebi bir akım da sayılmıştır.
19.07.2019 05.23
1.396 okunma
JÖN TÜRKLERDEN GÜNÜMÜZE
Ahmet Sargın

                Jön Türkler’in adı ilk defa 1828 yılında Charles Mc Farlane tarafından “Genç Osmanlı” nesline atıfta bulunarak kullanıldı. Bu kavramın kullanımı Avrupa’da ortaya çıkmış olan yönetime muhalif kesimlerin, oluşturdukları partilerin bir benzeri gibi göründüğü için kullanılmıştır. Bu akımlar siyasi muhalif bir akım olduğu kadar aynı zamanda edebi bir akım da sayılmıştır.

              Jön Türk Cemiyeti çatısı altındaki kişilere tek tek bakıldığında da siyasi görüşleri birbirinden çok farklı olan kitlelerin olduğu anlaşılmaktadır. Jön Türklerin cemiyet yapılanmasında 2000’e kadar üye bulunduğu bilinmektedir. Bu isimler siyasi ortamdan dolayı Osmanlı Devleti’nde fazla barınamamış ve yaşamlarının çoğunu Avrupa’da ya da Mısır’da sürgün hayatında geçirmiş kişilerdir.

              “Yeni Osmanlılar” ve “Genç Türkler” de denilen” jön Türkler”, Avrupalıların onlara verdikleri Fransızca “Jeunes Turcs” adıyla meşhur olmuşlardı. Bu ifade, genel olarak o yıllarda Avrupa’da politika, fikir ve edebiyat konularında aşırılık taraftarı gençleri ifade eden bir kavramdı. Bu grubun ifadesi ise, ilk defa Mustafa Fazıl Paşa’nın yayınladığı bir mektupta “Genç Osmanlılar” karşılığı olarak kullanılmıştır. Jön Türk kavramı Osmanlı topraklarında yetişmiş, devlet idaresine karşı gelmiş ve yabancılar tarafından yönlendirilmiş ihtilalcilerin tamamının ortak buluşma noktası olmuştur.    

             Çoğunluğu Batı da ikamet eden bu aydınlar II. Abdülhamid rejimine karşı örgütlenmişlerdir. Amaçları Kanun-i Esasi’yi yeniden yürürlüğe koyup, meşrutiyet anlayışını getirmektir. Avrupa’ya kaçan “Jön Türkler” bu dönemde birçok gazete ve dergi çıkartarak “istibdat rejimi” ile sıkı bir mücadeleye girişmişlerdir. Yayınladıkları dergi ve gazeteler yabancı postalar aracılığıyla yurda sokulmuştur.        

             Osmanlı Devleti’nin çeşitli dönemlerinde “Genç Türkler, Yeni Osmanlılar, Jön Türkler” isimlerini almıştır. Özellikle 1800’lü yıllardan sonra bu ve benzeri akımlar giderek daha da yaygınlaşıp ve güçlenmişlerdi.  Jön Türkler de Avrupa’daki yeniliklerden etkilenip, bazı kesimin desteğiyle yönetimdeki kişilere karşı benzer bir mücadeleye girişmişlerdir. Bu akımın mücadelesi kanlı bir iç savaştan çok; edebi yazılarla belli bir kesimi yönlendirme gayesi şeklinde olmuştur.

                Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durumu bilen ve memnun olmayan Jön Türklerin yanında bir de, bu çatı altında yaşayan fakat devletin gidişatını pek umursamayan kimseler de vardı. Osmanlı halkı denen ortak bir anlayışın olmamasının sebebi ise bu topraklarda yaşayan halkın; din, dil, ırk farkının çok çeşitli olmasından kaynaklanmaktadır. Örneğin, bu çatı altında yaşayan Hristiyan halk, kendi dinlerini yaşayabileceği bir devletin himayesine girmek için çalışmışlardır.         

                      Jön Türkler 1889-1908 yılları arasında çıkardıkları gazeteler ve dergiler ile fikir hayatına yeni bir yön vermeyi başarmışlardır. İngiltere, Fransa, Avusturya, Bulgaristan, İtalya, Yunanistan, Romanya, İsviçre, Brezilya, Belçika, Amerika ve Kıbrıs olmak üzere 13 yabancı ülkede 152’nin üzerinde gazete veya dergi yayınlamışlardır. .

            Jön Türkler, Fransız ve İngiliz hükumetinden destek görmüşlerdir. Yurt içinde ve yurt dışında kurdukları dernek ve yayınladıkları dergi ve gazeteler ile II. Abdülhamit Han’ın şahsında Devlete karşı bir propagandaya girişmişlerdir. Her din ve milliyetten insanın olduğu bu grubun ortak özelliği Osmanlı Devleti’ne karşı oluşlarıdır.

           Jön Türklerin faaliyetleri  Osmanlı Devletin yıkılışını hızlandıran önemli sebeplerden biri olmuştur. Batı dünyası karşısındaki tavırların taklitten öteye geçememesi, devlet kademelerinde yer almak, meşhur olmak, hatta Mithad Paşa da olduğu gibi, kendi ailelerini hanedan ailesi yapmak için azınlıklarla, eşkıyalarla, Rum-Ermeni çeteleriyle ve Avrupa devletleriyle işbirliği yapmaktan çekinmemeleri bu faaliyetlerin en acı tarafı olmuştur.

             Netice olarak Osmanlı topraklarındaki sulh ve sükûnu, dört bir yandan patlak veren ihtilaller, isyanlar, hükumet darbeleri ve savaşlarla yok etmişler, çıkarılan idaresizlik, kargaşa ve savaşlar ortamı içinde milletin felaketini hazırlamışlardır. Birinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile Jön Türk faaliyetinin sonu olmuş, Jön Türkler çareyi;  daha önceden yaptıkları gibi yurt dışına kaçmakta bulmuşlardır. 

            İşin özeti şudur: Tarih tekerrür ediyor!  Bugün de Türkiye’ye ve siyasi iktidara düşman olan kesimler yurt dışına kaçıyor. Türkiye düşmanı hain güçler tarafından besleniyor ve ülkemize ihanet kinlerini kusmaya devam ediyorlar. Her biri bir ülkede saklanırken bu ülkeler tarafından besleniyor, kollanıyor zengin ve lüks bir yaşam içinde hayat sürüyorlar. Her fırsatta da bize karşı kin kusmaya devam ediyorlar.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya