Bu mütevazı çalışmanın amacı asla kin ve düşmanlık aşılamak değildir. Bir sözde “Kendini bil, düşmanın bil, yenilmez olursun” dendiği gibi öncelikli amacımız kendimizi tanımaktır.
26.02.2019 10.40
435 okunma
Çanakkale'den Suriye'ye (1)
İsmail Aydın

                Bu mütevazı çalışmanın amacı asla kin ve düşmanlık aşılamak değildir. Bir sözde “Kendini bil, düşmanın bil, yenilmez olursun” dendiği gibi öncelikli amacımız kendimizi tanımaktır. Zira olaylar öncelikli olarak kendimizi tanımayı tembihliyor. “Nerden geldim, nereye gidiyorum, ben kimim” gibi sorular, insanoğlunun öncelikli soruları. Ancak bu çalışmanın amacı, derin felsefi tartışmalara konu olmuş bu soruların cevabını vermek de değildir. Fakat şu kadarını söyleyiverelim: Genel hatlarıyla insanın biri içte (nefs), diğeri dışta (şeytan) olmak üzere iki düşmanı bulunuyor. İnsan kendisiyle baş başa kalsa belki içteki düşmanla mücadele edecek ve kendisiyle barış içinde yaşayacak. Ama ne var ki, dıştaki düşman onu rahat bırakmıyor. Dıştaki düşman içtekini dürtüklüyor: “Bak sana o şöyle yaptı” yahut “ Sana şöyle yapmak istiyor” gibi tahrikler.

                Olaylara tarihi süreç içinde bakıldığında da, milletlerin de biri içte (tefrika), diğeri dışta (başka milletler) olmak üzere iki düşmanı görülüyor. Eski dilde tefrikanın yani ayrılığın esası “Sen-Ben” kavgasıdır, ırkçılıktır, kavmiyetçiliktir, soy-sop mücadelesidir.

                Dıştaki kavga da, dış görünüşü itibariyle yine “Sen-Ben” kavgası gibi gözüküyor. Keşke bu mücadele, yeryüzünde sosyal barış için adalete yönelik bir niyetle yapılsaydı. O takdirde zalimin zulmünü ortadan kaldırmak, milletler için bir yükümlülük halini alırdı. Ne yazık ki, günümüz mücadeleleri, “demokrasi ve özgürlük kılıfı” arkasına gizlenen ekonomik mücadeleler gibi gözükse de, daha ötesi ve daha fenası Nemrutlaşan, Firavunlaşan, Karunlaşan mücadeleler olmasıdır. Bu sorunun cevabını bulmak, günümüz dünyası için büyük önem arz ediyor.

                Biz bu çalışmayla, netameli bu konunun da derinliklerine inmedik. Tarihi süreç içinde, özel olarak Avrupalılar Çanakkale’ye niçin saldırmıştı,  genel olarak bin yıldır Avrupalılara karşı yaptığımız savunmayı niçin yapmıştık ve günümüzde Suriye’de karşılaştığımız olay ne anlama geliyordu? Bu soruların cevabı geleceğimiz açısından önemliydi.

                Yeni nesillerimizin bu tarihi olayları hatırlarında tutmaları, Avrupa ile ABD ile Rusya ile kısaca bütün dış dünya ile geliştirilecek ilişkilerde önem arz ediyor. Bu vesileyle şehitlerimizi ve atalarımızı rahmetle anıyor, aziz milletimizi uyanık bulunmaya davet ediyoruz.

                Sevgi ve saygılarımla. 04.02.2019



İsmail Aydın
Keçiören / Ankara

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya