Aradan 22 yıl geçmiş… Neredeyse çeyrek asır… Ama hükmü hepi topu üç beş sene sürdü. Bin yıl falan değil. Oysa 28 Şubat darbesinin yürütücüleri kendilerinden çok emindiler. Kurdukları sistemi demir yumrukla uzun zaman sürdürebileceklerini düşünüyorlardı. Peki, neden sürdüremediler?
01.03.2019 17.23
551 okunma
Neden bin yıl sürmedi
İbrahim Kiras

Aradan 22 yıl geçmiş… Neredeyse çeyrek asır… Ama hükmü hepi topu üç beş sene sürdü. Bin yıl falan değil. Oysa 28 Şubat darbesinin yürütücüleri kendilerinden çok emindiler. Kurdukları sistemi demir yumrukla uzun zaman sürdürebileceklerini düşünüyorlardı. Peki, neden sürdüremediler?

Bir defa, hiçbir askeri darbenin sürdürülebilir olması mümkün değil. Üç sene de sürse otuz sene de sürse öyle. Çünkü devlet yönetiminin belirli esasları, kuralları var. En önemlisi kurumları var. Güvenlikle ilgili yetki ve görev sahibi olan bir kurumun söz gelimi ekonominin denetlenmesiyle ilgili görev ve yetki sahibi olan bir başka kurumun işine karışması ve bunun sürekli hale gelmesi devleti yönetilemez yapar. Yönetilemez duruma gelmiş bir devletin yönetiminde olmak da mantık gereği manasız bir iş olur. Daha basit ifade etmek gerekirse, darbeci generaller askeri birliklerini idare ettikleri şekilde devletin kurumlarını da idare edebileceklerini zannettikleri için duvara çarptılar kısa sürede. Devletin işleyişi için diğer kurumlarla işbirliği yapmak zorunda olunca otoriteleri de sınırlanmış oldu.

* * *

Diğer taraftan 28 Şubat darbesi “postmodern” sıfatıyla tarif edildi biliyorsunuz. Postmodernden kasıt eskisi gibi emir-komuta zinciri içinde tankları yürütüp yönetime el koyularak gerçekleştirilen bir darbe olmayışıydı bunun. Daha doğrusu, darbeciler “sivil” müttefiklerle ortaklaşa gerçekleştirdiler bu işi. Öncelikle “sivil toplum” temsilcileri olarak Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu (TİSK), Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK- İŞ) ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) yöneticileri sahneye çıktılar. Demokrat kamuoyunun “beşli çete” adını taktığı bu grubun yanısıra “ana akım” medya organları ve iktidardaki Refah-Doğru Yol koalisyonunun siyasi muhalifleri de postmodern darbenin aktörleriydi. Dönemin cumhurbaşkanı merhum Demirel’in de kendi siyasi geçmişine yakışmayacak şekilde darbecilerden yana bir tutum sergilemesi sonucunda malum denklem kurulmuştu.

Yani Refahyol iktidarını elbirliğiyle deviren cunta aslında çok aktörlü veya çok ortaklı bir yapı durumundaydı. Dolayısıyla iktidarı ele geçirdikten sonra aralarında çıkar çatışmalarının ortaya çıkması kaçınılmazdı.

28 Şubat düzeninin neden bin yıl sürdürülemediğini açıklama sadedinde dile getirdiğimiz bütün bu gerekçelerin dışında en önemli sebep Türk toplumunun darbe yönetimini benimsemeyişiydi elbette. Kendi iradesiyle seçip yönetime getirdiği siyasi kadroların hangi bahaneyle olursa olsun herhangi bir kuvvet tarafından alaşağı edilmesini hoş karşılayacak bir toplum olabilir mi?

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya