Günümüzde Müslümanların ENÇOK düştükleri hatalardan biri de, saygı duydukları Hoca Efendilerin, Şeyh Efendilerin veya ilmine-irfanına güvendikleri ÂLİMLERİN sohbetinden edindiği bilgiyi; dini konularda yeterli bir DELİL kabul etmeleridir. Bu ifademden, bu değerli kişiler "yanlış söylerler, kandırırlar, inanmayın..." demek gibi ASLA bir niyetim yok.
23.08.2019 15.13
2 yorum
531 okunma
NASİHAT YORUMU FETVA DEĞİLDİR
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)

Günümüzde Müslümanların ENÇOK düştükleri hatalardan biri de, saygı duydukları Hoca Efendilerin, Şeyh Efendilerin veya ilmine-irfanına güvendikleri ÂLİMLERİN sohbetinden edindiği bilgiyi; dini konularda yeterli bir DELİL kabul etmeleridir. Bu ifademden, bu değerli kişiler "yanlış söylerler, kandırırlar, inanmayın..." demek gibi ASLA bir niyetim yok. Böyle bir sözden Allah'a sığınırım. Allah için bir KELİME söyleyenden Allah razi olsun.

Demek istediğim şudur:
Camilerimizdeki kürsüler FETVA makamı değildir, İRŞAD makamıdır. Hocalarımızın, Vaizlerimizin, Müftülerimizin camilerimizde; Şeyh Efendilerin sohbetlerinde, Din Alimlerimizin konferanslarında yaptıkları konuşmalar va'z, nasihat, sohbet ve sunumdur.

Böyle bir konuşma esnasında konuşmacı hatibin ağızından, konunun heyecanıyla o anda konuyu başka mecralara akıtacak, maksadı taşıracak ve aşıracak sözler çıkabilir. Bu sözler YANLIŞ sözler değildir. Ama dinleyen yerinde tutamaz ise, aklı kaydırıcı olabilir!

Sözümüzde olsun, işimizde olsun, hertürlü davranışlarımızda geçerli olan ve Peygamber Efendimizin bütün Eshabının rivayeti doğrulayıp onayladığı MÜTEVATIR bir hadis- i şerifi bu konuda şöyledir: "İŞLER NİYETLERE GÖREDİR" buyurmuştur. Söz söylemek de bir İŞ olduğuna göre; söylenen sözün anlamını, konuyla alakalı tutmak ve söyleyenin niyetine göre ALGILAMAK gerekir. Sistematik İslam Hukukunun Ana Maddelerini içeren MECELLE'nin bi maddesi de şöyledir: "الاعتبار بالمعاني لا للالفاظ = İtibar lafza değil, manayadır" denilmiştir.
Buna göre, konuşma sırasında kullanılan kelimelerin anlamının, lastik gibi uzatılarak kendimize göre yorum yapıp konu dışına çıkarılmak suretiyle "başka manalara, başka mecralara ve başka konulara çekilmesi" YANLIŞTIR. Arabamızın eskiyen tekerini değiştirirken, yerine takılacak yeni tekerin de cantın aynı ölçüsünde olması gerekir. "Teker mi teker" diyerek yerine (yani mevzuya/konuya) uymayan bir teker takarsak yolda kalırız!

İşte Müslümanlarımız da Camide, sohbette, konferansta, nerede olursa olsun, dini bir konuşma dinlerken konuyu iyi takip etmeli ve konuşmacının kullandığı kelimeleri, cümleleri konunun dışında kullanmamalıdır.

Bu konuda yapılan yanlışlıklardan biri de; sevdiğimiz, itimad ettiğimiz, saygı duyduğumuz Sufilerin, Şeyh Efendilerin, Din Büyükleri Ülemanın sözünü ve görüşünü AYET-HADİS derecesinde kesin DELİL/NAS kabul etmemizdir. Ölçü bu olursa, o zaman nekadar böyle değerli dediğimiz ÂLİM varsa; o kadar DİN oluşur. Hz.MUSA'ya gönderilen TEVRAT'ı da, Hz.İSA'ya gönderilen İNCİL' ide Yahudi ve Hıristiyan din adamları (Haham ve Papazlar) böyle bozmuşlar ve böyle tahrif etmişlerdir.

Öyle ise; kim olursa olsun, saygınlığı nekadar yülsek olursa olsun, bunlar ne konuşurlarsa kouşsunlar; eğer söyledikleri KUR'AN'A VE SÜNNETE (Kitap-Sünnet) uymuyorsa kabul etmeyelim; RED edelim. Peygamber Efendimiz, "Kim, hakkında bizim bir hükmümüz olmayan bir şey uydurursa o reddedilmiştir" (R.Salihin, 1/168) buyuruyor.

Söylenen sözün Kitaba ve Sünnete aykırılığını anlamak için de İLMİ KAPASİTE gereklidir. Hertürlü hastalıklara göre ilaçların bulunduğu Eczaneye REÇETESİZ gider de, RASTGELE ilaç alıp yutarsak, zehirlene de biliriz. Bedenimizin sağlık sorunları için ilacı, nasıl ehli olan doktora yazdırıp reçeteye göre veren eczaneden alıyorsak; ruhumuzun/dinimizin sağlığı için yararlı olan bilgileri de EHLİNDEN almalıyız; yoksa şaşırıp zehirlene de biliriz. Atalarımız,"Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder" demişlerdir.

Unutmayalım! Din hizmetinin doktorları ALİMLER /HOCALAR, eczacıları da ÂBİDLER/SUFİLER'dir. Hastalığımızı (konuyu) tahlil ve teşhis ederek ilacı/fetvayı yazacak olan doktor/âlimdir. Reçeteye/fetvaya göre uygun ilacı verip bize şifayı sağlayıcak olan da eczacı/sofidir. Eczacı, doktorun yazmadığı ilacı verirse, hasta zehirlenip ölebilir. Sofi de Şeriatın/âlimin söylemediğini söylerse, o zaman Müslüman da manen zehirlenip ölebilir(itikadı bozulur). İşte Şeyhini Peygamber yerine koyan örneklerini görüyoruz!..

Sağlıklı bir dini hayat dileklerimle !..

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
Tebrik
Elinize dilinize sağlık.
Yorum Ekleyen: Abdulbaki BİLGİN     25.8.2019 09:23:22
işte budur
Degerli hocam kaleminize sağlık , Olay bu işte.Allah sizin gibi din adamlarını basimizdan eksik etmesin.Sağolun.
Yorum Ekleyen: emir güven     25.8.2019 00:36:38
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...