Güne gülümseyerek başlayıp sevdiğimiz işi yapmak hayatımızı güçlendirir. Böyle başlayınca güne zamanımız neşe içinde akıp gider. İş dediysem, kişisel hayatı bir kenara koyup ölümüne çalışmak değil. Bahsettiğim özel hayatın, tatilin ve dinlenmenin içinde barındığı çalışma hayatıdır. Yoksa durmadan çalışma insanı yıkıcı ve verimliliği azaltan sonuçlara götürür. Çok daha hızlı koşup hiçbir yere varamayız. Daha uzun saatler çalışanlar tükenmişlik sendromu içinde daha az iş bitirirler.
07.10.2019 15.57
1 yorum
1.667 okunma
İş ve hobilerimiz
Ali Akça

Güne gülümseyerek başlayıp sevdiğimiz işi yapmak hayatımızı güçlendirir. Böyle başlayınca güne zamanımız neşe içinde akıp gider. İş dediysem, kişisel hayatı bir kenara koyup ölümüne çalışmak değil. Bahsettiğim özel hayatın, tatilin ve dinlenmenin içinde barındığı çalışma hayatıdır. Yoksa durmadan çalışma insanı yıkıcı ve verimliliği azaltan sonuçlara götürür. Çok daha hızlı koşup hiçbir yere varamayız. Daha uzun saatler çalışanlar tükenmişlik sendromu içinde daha az iş bitirirler.

Duygularının farkında olan kişi hem iş ve hem de özel yaşantısında daha iyi performans sergiler. Yapılan işin ve fikirlerinin önemsendiğini, kuruma sunduğu katkının işe yaradığını gördüğünde; işini anlamlı ve değerli bulur. Yaptığı iş hayatın bütünü için anlam ifade ediyorsa, bunları yapmak insana katkı sağlıyorsa, o zaman işe yaradığını gözlemler. Bu durum tutkuları ateşler, işin daha da iyi yapılmasını sağlar. Güzel insanların kendi tutkularını paylaşarak ve bizde yeni tutkular uyandırmalarına, dünyayı sevgi dolu kılmalarına bayılırız.   

Hayatın kısalığı yaşam ilerledikçe daha iyi anlaşılır. Dolu bir insan yaşamında insani duyguların geniş yelpazesinin tümünü hisseder. Neşe ve sevgiden korku ve öfkeye her duyguyu tadar.  Josh Billings’in ifadesiyle “Bu hayatın yarısı çok hızlı evet demekle, diğer yarısı da zamanında hayır diyememekle geçiyor.” O halde işin dozunu iyi ayarlarsak; “evet ve hayır” ları yerinde kullanabilirsek daha az acı hissederiz. İş hayatımızı iyi ayarlayamaz isek iki gün kazanmak için beş günümüzü satmak zorunda kalırız.

İş ve özel hayatımızda; en zor günlerimizde bile aramızdaki sevgiyi kaybetmeyeceğimiz, canımız pahasına birbirimize sahip çıkacağımız ve her şeye rağmen birlik içinde hayatta kalabileceğimiz dostlarımız olsun isteriz. Diğer taraftan; önyargılı, suni ve çıkara dayalı birlikteliğin, günümüzde böyle bir dostluk seviyesine ulaşmanın ise zor olduğu bir gerçektir.

İnsan bazı mesleklere kendisini adar. Para gibi motivasyon unsurları olmadan işe zaman ayırmak, fedakârlıkta bulunmak, karşılık beklememek ve tüm bunları varlığımızın bir anlamı olarak görüp değerlerimiz ve benliğimizle uyum içinde yapmak önemlidir. İnsanın kendisini işe adaması, işini en iyi biçimde eğlenceli hale getirerek yapmasıdır. Yıllar süren hizmetinin kurumu tarafından takdir edildiğini bilen insan için işi mutluluk kaynağıdır.

Montaigne “Her insanda insanlığın bütün halleri vardır” der. İşini seven insan, işe yaradığını, faydalı işler yaptığını, iş arkadaşlarına yardım ettiğini, vatandaşlara hizmet verdiğinin farkındalığına varınca, iş yerinde daha çok çalışma azmine ulaşır. Başkalarına yaklaşmak, yardım etmek, yardım almak ve iletişim kurmak mutluluk veren keyifli davranışlardır. İnsanın aklını, yaratıcılığını, yeteneklerini devreye sokup yaşama katkı sağlaması onu mutlu eder. Zamanımızı dengeli kullanıp israf etmemek gerektir.

Kimi zaman insan bedenen ve ruhen sıkıntıya kapılır ve çıkmaza girer. Böyle anlarda hobi onu aydınlığa çıkaracak bir ışık ve umuttur. Bitmez tükenmez yorgunluğumuz hobilere zaman ayıramamaktandır. İnsan kendine, hobilerine ve özel hayatına yeterince vakit ayırmalıdır. Kendi kişisel ihtiyaç ve isteklerinden çoğu zaman vazgeçmemelidir. Yaşamın en başıboş zamanını kendine ayıran insan mutlu olur. Bazen doğaya en yakın “an” olabilmek. Hep ötelediğimiz hayatı elle tutmaktır.

Napolyon şöyle der: “Yasaların işlemediği tek bir hırsız vardır ve bu hırsız insanoğlunun en değerli şeyini çalar: Zaman…” Zaman hırsızlarına fırsat verip vermemek aslında insanın elindedir. Günümüzde insan en değerli dakikalarını hobilerine ayırması onu mutlu edecekken; oysa insanın zamanını alıp gidenler; anlamsız arkadaşlar, sosyal medya, gereksiz dedikodu yapan insanlar, sürekli tüketenler, tükenmiş bir ilişkiyi sürümek, insanı ruhsal ve bedensel olarak bitiren birlikteliklerdir. İnsan zamanın peşine bunlar için takılır, sürüklenir her fırsatı harcamaktan kaçınmaz.

Merakımız hobiye, hobi tutku ve sanata dönüşünce; dinamizm aksiyona, aksiyon insanı dinamizme götürür. Her gün aktivite yapmak yararlıdır. Gezi, dil kursları, müzik, resim, edebiyat, düzenli egzersiz, bahçecilik vb. yeni teknolojilerle beceri geliştirmek zevk verecektir. Bakış açısını pozitife yöneltmek, sanat ve estetik şeylerle, evcil hayvanlarla ilgilenmek mutluluk pınarının kaynağıdır. Ben sanatın, sarsıcı şaşırtıcı ve uyarıcı işlevlerinden hoşlanırım. Ankara’nın sanat yaşamı hareketlidir.

Hobiler, bir şeyi zevk olsun diye yapmanın tadını çıkarmaktır. Kendi hayatına yer açmaktır. Katkı sağlar, büyüleyici ve sürükleyicidir. Mutluluğa açılan kapıyı aralamak aslında oldukça basit. Mutluluğun derecesi insanın yaşamakta olduğu hayatı sevip sevmediği oranda artıp azalır. Bazen hiçbir şey yapmadan durmak bile derin bir mutluluktur.

İnsan çok çalışırsa ailesine yeterli zaman ayıramaz. Yürüyüş insanın en iyi ilacıdır, yürüyüşe minik alışkanlıklarla başlayabilir. Farklı insanları arayıp bulmak, onlarla neşeli vakit geçirmek de hobiden sayılır. Yaşamı anlamlı kılan sağlık, dinçlik, mutluluk ve huzurdur. Doyumlu bir hayat ve hobilerimiz olan iki güzel mutlulukla derinleşip anlam kazanır.

Dostlukla.

Ali AKÇA

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Tatlı dil
Eyvallah çok derin düşünceler
Yorum Ekleyen: Mustafa Yıldız     17.10.2019 22:44:15
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. 1986 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda göreve başladı.  Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. 2002-2006 yılları arasında T.C. Kuveyt Büyükelçiliği’nde Ekonomi Müşavirliği görevinde bulundu. Halen, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görevini sürdürmektedir.

 

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya