05.07.2019 09.07
1.184 okunma
Onun işi ayrı, benim işim ayrı!
Ersoy Baba

 

Merhaba sevgili okurlarım. 

Kemal Sunal lise son sınıfta fazladan 3 yıl okumuş. Edebiyat öğretmeninin;

-"Çocuklar çok okuyun. Bu vatana okuyan insanların faydası vardır. Okumak iyidir" demiş. O da son sınıfta fazladan 3 yıl okumuş. Okumak iyi ve önemlidir. Benim makalemi de sonuna kadar okuyun, vatana ve millete faydalı olun.

Gıda sektöründe bilhassa Kuruyemiş sektöründe oldukça ünlenmiş bir iş adamı arkadaşım anlattı. Size anlatmazsam çatlarım. Dedikodu niyetine değil. Muhabbeten mahkûmum böyle olayları herkese iletmeye…Onun ağzından yazıyorum:

“Mecidiyeköy’de karakolun yanında küçük bir lokantada oturuyoruz. Yanımda tabelacı Ahmet var. Ahmet tabelacıydı ama bela mıknatısı gibiydi. Bazen birkaç gün bazen de haftalarca ortadan kaybolduğu olurdu. Ortadan kaybolduğunda bilirdik ki gene bir belaya bulaştı ve içeri düştü.

Ahmet kimsenin tabela dikemeyeceği yere tabela dikmekle mahirdi. Bazen bizim bir bayimizdeki tabelayı geri almamız gerekirdi. Tabela bizim ama dükkan sahibi tabelaya çöker ve vermek istemez. Üstündeki vinili değiştirip bedavadan tabela takmış olacak ya.. Ahmet o işlerde harika sonuç alırdı. Gözü pekti. Gider birkaç kişiyi devirir, tabelayı da alırdı.  Ama bela mıknatısıydı. Çekerdi belayı.

Yemeğimizi yedik. Çaylarımızı yudumlarken küçük bir telefon konuşmasının sonucunda civarda olan yeğeni Erdal’da bize katıldı.

Kısa bir sohbetten sonra Ahmet yeğeni için iş talebinde bulunarak yardım istedi.

-“Erdal iyi bir makam şoförüdür. Çok güzel araba kullanır” dedi.

-“Hangi türde arabalar kullandın” diye sordum. Erdal:

-“Bir süre önce Abbas Ağabeyin yanındaydım. Onda her tür araba işi vardı. Hepsinde tecrübeliyim” dedi.

Daha önceki işlerinin çok temiz işler olmadığını anladığım Erdal ile ilgili biraz da tantana olsun diye Ahmet’in kulağına eğilip:

-“Silah kullanmayı da bilir mi?” diye sordum.

-“Abi bilmez mi: Alasını bilir. Hem silahta hem yakın dövüşte çok iyidir” dedi. “Kendini siper eder, sana zarar getirmez. Müthiş bir çocuktur”

-”Taşıma ruhsatın var mı Erdal?” diye sordum.

Erdal hemen konuşmaya daldı:

-“Olur mu öyle şey abi. Beni mi sınıyorsun? Taşıma ruhsatı alacak kadar salak mıyım? İş bitince atıp kurtuluyorum” dedi.

O âlemlerin önemli bir raconunu da böylece öğrendim.”

Diye anlattı İş adamı arkadaşım. Bu muhabbet bana başka bir olayı hatırlattı. İyi bir mobilya markasının üst yöneticisi anlattı bunu da. Dedim ya anlatmazsam çatlarım. Anlatayım da siz çatlayın :)

 

“2000’li yılların başında 20-25 firma bir araya gelip bir export şirketi kurmuştuk. Kurucularının arasındaydım. Bu export şirketinde yönetim başka arkadaşlardaydı. İlk işleri de Türkmenistan’da bir mağaza açıp kurucu firmaların ürünlerini orada açılan mağazada satmak oldu. Bu iş sırasında bazı dolandırıcılara çarpılan şirket de büyük zarar etti. Zararı gören her firma Türkmenistan’daki mağazadan elini eteğini çektiğinden mağaza başıboş kalmış alacaklılar yığılmaya başlamıştı.

Ben ve ortak firmalardan bir yönetici “olan biteni acaba lehimize çevirebilir miyiz?” deyip Türkmenistan’a gittik. Burada Mağazanın başındaki kişiyi işten çıkarıp Orada yardımcı yönetici olarak çalışan bir Rus bayanı yönetime getirip, hesapları da bir Türk muhasebeciye emanet edip yurda döndük.

Aradan birkaç gün geçmişti ki, mağazanın yeni yöneticisi Rus bayan telefonla beni aradı.

-“Erdem bey, mafya geldi, 5000 Dolar haraç istiyor. Ne yapalım?”

Tabi ben biraz uzakta olmanın verdiği rahatlıktan, biraz böyle ayak takımına pabuç bırakmama alışkanlığından, biraz da akışına bırakma alışkanlığımdan “kesinlikle bir şey vermemelerini, yolunu yapıp mağazadan uzaklaştırmalarını” söyledim.

Rus bayan yönetici 2. ve 3. günde arayıp mafyanın çok sıkıştırdığını, haraç istediklerini söyleyince ben biraz işin derinine inmek zorunda kaldım.

-“Kim bu mafya, tanıyor musun?”

-“ Evet tanıyorum.”

-“Adı nedir?”

-“Adı İvan’dır.”

-“Kim bu İvan? Neyin nesi?”

Rus bayandan gelen cevap beni şoke etti;

-“İvan benim kocam.”

-“Haydaaa!!!

Benim bu tepkim üzerine Rus bayan yöneticinin açıklaması daha da şoke ediciydi.:

-“Ama kızmayın Erdem bey, O benim kocam. Kocam Mafyalık yapıyor. Ama onun işi ayrı, benim işim ayrı. ….”

….

Yani oralardaki işlerin ayrılığı bizdeki din ve devlet işlerinin ayrılığı gibi. İç içe ama ayrı:)

Benim kendi yaşadığım da bir sürü olay var. Ama “Adam hatıra anlatıp makale diye yutturuyor” demeyesiniz diye azar azar yazıyorum. Yoksa benim yazacaklarım Laz Temel’in Britanica ansiklopedisi gibi olur ki bu eminim diğer yazarlara haksızlık olur. İnsanlar okumaya başladı mıydı bitmeden başka makaleye geçemezler. Zaten okunma oranlarımla ilgili spekülasyonlar, tartışmalar, çekememezlikler o kadar fazla ki. AnaHaberGazete’nin ofisine girdiğimde sanki beni çekiştirmiyorlarmış gibi hemen konu değiştiriyorlar.

Üzülüyorum tabi. Üzülmez mi insan. Bir sürü kelli felli abiler var yazar olarak. Gerçi ben de kelliyim ama felli değilim. Onların fazladan felleri de var. Adamlar makale yazmadan önce bi sürü araştırma yapıyorlar. Notlar tutuyorlar. Kaynakçaları bile benim makalemden uzun. Buna rağmen okunma oranlarım yüksek olunca onlar için üzülüyorum.

Ama bir bakıma bu durum normal. Mesela Beypazarı’nda 50-60 vaadinin hiçbirini gerçekleştirememiş birini, hayatı belediyecilikte başarılarla dolu bir adama rağmen Ankara’nın başına getiren bu millet. Hakeza İstanbul’da da hiçbir proje sunmayıp sloganla, lak lakla iş başına getirilen Büyükşehir belediye başkanını da bu millet seçti. Benim makalemi de çok çok okuyan aynı milletten olabilir. (Bu örnekleri diğer yazarlarımıza motivasyon olsun diye yazdım. Alçak gönüllüyümdür onu da bilesiniz.)

Bu makale de burada biter.
Siz işinize, ben de kendi işime. Ne de olsa sizin işiniz ayrı, benim işim ayrı.

Kalın sağlıcakla….

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ersoy Baba
DİĞER YAZILARI

Yazarın Özgeçmişi:
Kayıp kimliği yüzünden 2019 seçimlerine kadar oy kullanamamıştı. 2019 seçimlerinde oy kullanamadığı tüm seçimlerin oyunu bir seferde kullanınca İstanbul seçimleri mahkemelik oldu. Seçimin iptali söz konusu oldu. Oylarının bu kadar etkili olacağını bilseydi valla da kullanmazdı. 

Mahallesinde Baba Ersoy olarak tanınan Ersoy Baba Bolu Mengen doğumludur. Mengenlidir ama sadece yemeyi bilir, yemeği yapmayı bilmez. Ersoy Baba Lise tahsilinden sonra Ankara'ya yerleşti. Ankara Ticari İlimler Akademisinin her gün önünden geçmiş olmasına rağmen İstanbul'a taşınınca bu eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Ersoy baba bi ara sokak sokak, ev ev gazete dağıtıcılığı yaptı. Sonra birden kendini aynı gazetenin editör masasında buldu. Editör yemekten döndüğünde masadan kalkmak zorunda kaldı. Hırs yaptı ve rakip gazetede köşe yazarlığına kadar yükseldi. Şimdilerde emekli oldu. Gidip kahve köşelerinde oturacağına gazete köşelerinde milleti yazılarıyla meşgul ediyor....

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya