Hepimiz bir anne ile babadan doğduk. Yüce Allah Hayat Rehberimiz olan kitabında, "Ey insanlar! Biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık; birbirinizle tanışmanız için sizi Milletlere ve kabilelere ayırdık..
20.09.2019 23.53
35 okunma
DİYARBAKIR ANNELERİNİN FERYADI !
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)

Hepimiz bir anne ile babadan doğduk. Yüce Allah Hayat Rehberimiz olan kitabında, "Ey insanlar! Biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık; birbirinizle tanışmanız için sizi Milletlere ve kabilelere ayırdık.."(Hucurat/13) buyuruyor. Bu ilahi YARATILIŞ kanunu gereği hepimizin çocukları var.Yani hepimiz anne-babayız. Bu ayette Yüce Allah, "hepimizin aynı soydan (Adem ile Havva'dan) geldiğimize işaretle bizim birbirlerimizle tanışıp kaynaşmamızı  istemekte; ırk-köken kavgasıyla birbirlerimizle boğuşmaktan vaz geçmemizi öğütlemektedir.

Allah'a inanan kullar olarak Müslümanlara, hatta İNSANLIĞA bakışımız bu şekilde KARDEŞÇE  olması gerekirken; böyle miyiz?

Çocukları TERÖR ÖRGÜTÜ tarafından kandırılıp dağa kaçırılan ANNELER, Diyarbakır'da günlerdir SESSİZ ÇIĞLIKLARINA devam ederken; bazılarının SESİ ÇIKMIYOR. Hatta korkmasalar "dağılın" diyecekler. Bunu yapamadıkları için  çeşitli şekillerde rahatsız ediyorlar. Ellerinden gelse dağıtıp engelleyecekler; ama güçleri yetmiyor. MAZLUMUN  ve Masumun yanında DEVLETLERİ var.

Bu ZALİMLERİN kimler olduğu biliniyor; ama ne yazık ki çabuk unutuluyor!  Bunlardan başka türlü "merhamet anlayışı" da zaten beklenmez.

Ancak, benim burada garibime giden bir başka güruh var:

Sözde teröre ve terör örgütüne karşı olduklarını söyleyenlerden bazıları, böyle bir MİLLİ konuda bile BİRLİK olmaya yanaşmıyorlar.  ANNELERE destek için kendileri gitmedikleri gibi; gidenlere de engel olmaya çalışıyorlar. ANNELERLE görüşen Devlet Büyüklerimizi ve Bakanlarımızı da kınıyorlar. Neymiş bu, "ACZİYET"  miş. Devleti temsil makamında olanlar bu acziyeti gösteremezlermiş. Bahaneye bakın!  Vatandaşının derdine Devletinin ortak olması, onun kederini paylaşması ACZİYET oluyormuş. İnsan, söyleyecek söz bulamayınca ancak bu kadar bunayabilir. O zaman CENAZELERİMİZDE TAZİYELERİMİZİ de terk edelim. "Herkes kendi derdini kendisi çekerse daha güçlü olur" diyelim. Böylece duygusuz bir toplum olalım. İyi mi olur? Hayır. Peygamber Efendimiz, "Müslümanları birbirlerini sevmede, birbirlerine acımada ve birbirleriyle yardımlaşmada bir VÜCUDA benzetmiştir." Bu vücud örneğinde ancak felçli organlar, vücudun hissiyatını paylaşmaz. "Eğer biz bugün, ANNELERİN feryadını duymuyorsak, acılarını yüreklerimizde hissetmiyorsak ve onlara yapılan bu ZULMÜ görmüyorsak, RUHEN FELÇ olmuşuz" demektir. Yine Peygamberimiz, "Müslümanların meseleleriyle ilgilenmeyen onlardan değildir" buyuruyor. Bu tür maksatlı ACZİYET eleştirileri ile, gidecekleri de engellenmeye çalışıyorlar. İlgilenilmeyecekse,  asıl bu tür boş laflarla  ilgilenmeyelim.  Bu tür laf canbazlığına konuyu ÇARPITMA denir.

Teröre karşı açıkça tavır alamadıkları HİNLİKLERİNİ, Mazlumun yanında olamadıkları KABAHATLERİNİ ÖRTMEK İÇİN ACZİYET bahanesini bulmuşlar. Bazı durumlarda ÇARPARAK kopartılmak istenen parça,  koparan kimsenin gözüne-kulağına çarpar da onu kör, sağır ve sakat bırakır. TERÖRÜ AÇIKÇA LANETLEMEYİP ONA GİZLİ DESTEK OLANLAR,  KENDİLERİNİ SAKATLAYACAKLARDIR. Peygamber Efendimiz, "Allah'a ve Ahiret gününe imanı olan ya HAYIR söylesin veya SUSSUN!" buyurmaktadır.

ANNELERİN feryadı konusunda HAYIRLI iki çift söz söylemek istemeyenlerin yapması gereken, hiç olmazsa "en azından SUSMAK" olması gerekirken ; hâlâ konuşuyorlar ve konuştukça da batıyorlar, bitiyorlar. Bunun da farkında değiller. Konuşmalarına ACZİYET bahanesi bularak yaygara yapanlar, kendi kazdıkları kuyuya kendilerinin düşeceğini de düşünmüyorlar. Atalarımız, " Bir yüz ağlarken, bir yüz gülmez" demişlerdir. Ağlayanp ANNELERİN gözyaşlarını silmeyenler, yanıldıklarını yakın bir zamanda anlayacaklardır.

Nitekim, geçtiğimiz hafta sonunda, Doğu ve Güneydoğu'daki illerimizde yaşayan "terör mağduru" vatandaşlarımız sokaklara dökülmüştür. Halkın tepkisi sele benzer, kulak verilip gereği yapılmazsa, gittikçe artar ve önüne geçilmez. Karşısında duranları da sürükleyip boğarak götürür.

Bugün bir siyasi partinin il binası önünde SESSİZ ÇIĞLIK OLARAK OTURAN ANNELERE EĞER BU PARTİLİLER KULAK VERMEZLER VE EVLATLARINI TESLİM ETMEZLERSE;  yarın bu PARTİ  yetkililerinin evlerinin önünde ANNELER kapılarına dayanıp NARA atacaklardır. Bunların birazcık akılları kaldıysa, ANNELERİN FERYADINA kulak verirler.

YARIN ÇOK YAKINDIR !

 

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...