İnsanoğlunun yaşadığı bir serüvendir. Bunun bildiğimiz önemli bir kısmı dünyaya hayatı. Kimilerine göre bir sınav ve deneme; kimilerine göre başı da sonu da bu dünyadan ibaret bir zaman.
02.01.2021 03:01
885 okunma
Umut ve Heyecan
İdris Doğan

İnsanoğlunun yaşadığı bir serüvendir. Bunun bildiğimiz önemli bir kısmı dünyaya hayatı. Kimilerine göre bir sınav ve deneme; kimilerine göre başı da sonu da bu dünyadan ibaret bir zaman. 

Doğum ve ölüm gerçeğine müdahale etme hakkı olamayan insan için, dünya hayatının hayır ve huzur içinde yaşanması, can emniyetinin varlığı ile sağlık kıymetinin korunmasına bağlıdır. Hatırdan çıkarmamak gerek. Akıl, ruh, zihin, his ve bedenin uyumu ya da uyumsuzluğu ile işleyen karmaşık bir zaman parçasının adıdır, ömür. Sevinçler hüzünler, barışlar savaşlar, iyilikler, kötülükler, sağlıklar, hastalıklar, kabuller ve retler iç içe, kol kola… 

Dünyevileşerek bencilleşenlerin -ister Batı, ister Doğu dünyası olsun- insana bakış açısı ile bizim insana bakışımız arasında karlı dağlar var. Biz derken İslam dünyasının müstebitlerini, mültezimlerini değil; inancı kale gibi sağlam milletimizi kastediyorum. 

Biraz özel olacak… Uzunca bir zamandır, Allah rahmet etsin babalar ve annelerimiz ile metastazı bulunan hanımın sağlıklarını koruma yolunda verdiğimiz mücadele; dedelerimiz ve ninelerimizden sonra annelerimizin babalarımızın dünyaya veda edişleri; belli bir yaştan sonra, hastalıklarla boğuşmamız hayat anlayışıma değişiklikler getirdi. Evet, bu anlayış bilgiyle sevgiyi buluşturma gayretiyle hayatı umutsuzluk ve kötümserlik değirmeninin laçka taşlarına kaptırmayanlar için elbette yaşa, zamana ve mekâna göre değişiyor.  

Tetkikler, tedaviler sürerken hastane çalışanları ve doktorlarla adeta akraba, hatta kardeş olduk. Biz kendilerini takdir ettik, onlar da bizim mücadelemizi… Doktorlar, sağlık çalışanları, hatta diğer hastalar da şahittir ki, tedavi için sağlık kuruluşlarına girerken ve ağır tedavilerden çıkarken halimize hep şükrettik; karamsarlık ekerek kötümserlik biçmedik. Benliğimizi sarmaya kalkışan itiraz ve isyan duygularına yüz vermedik, hatta onlarla savaştık. Hayata tutunma, sağlıklı yaşama umudumuzu ve heyecanımızı asla yitirmedik. Biliyor ve inanıyorduk ki, geçici dünya hayatı sıhhat, hayır, huzur, izzet ve şerefle yaşanması için insan için bir lûtuftur. Bize düşen paha biçilemez bu hayatı gözümüz gibi korumak ve güzel yaşamaktır ve dahi gerisi Allah’a aittir. 

Her tedavi, özellikle beyin ameliyatı sonrası hanım: “Bu sağlık çalışanlarının ve doktorların hakkını nasıl öderiz, kendileriyle nasıl helalleşiriz?” diye diline pelesenk etmişti. Bu duygu ve isteği yerine getirmek için bir buçuk yıl önce yazılı basında insanı yaşatmayı devleti yaşatmaktan önceye alıp -anlaşılmaz bir kıskançlıkla genelde milletini, özelde hastalarını devletin imkânlarından mahrum bırakanlarla adeta savaşarak bugünlere getiren- ülkemizin sağlık hizmetlerinde çığır açan Sayın Cumhurbaşkanımız; tetik, teşhis ve tedavilerde üstün gayret sarf eden doktorlarımız ile bu uğurda emeği geçen bütün sağlık çalışanlarına teşekkür ederek kendilerinden helâllik istemiştik. Şimdi tekrar etmiş olayım, cümlesinden Allah razı olsun… 

Tabi ki, kendimizce ifade edeceğiz. Hayatın başında, insana büyük bir heyecan ve mutluluk yaşatan dünyaya göz açma, sonrasında türlü dertlere, sıkıntılara göğüs gerip insanca yaşama mücadelesi, en sonunda ağıt ve gözyaşıyla yürekleri yakan karşılanan ölüm. 

  Şaşıyorum, dünyaya merhaba olgusunun gerçek bir uzantısı olan dünyaya veda, niye insanı bu kadar üzüp kahreder? Bence, bu seferin biçimine kimileri şiddetle, hiddetle, hatta nefretle itiraz etse bile, insanın minicik bir bebek olarak dünyaya gözlerini açması ne kadar güzel ise; acısıyla tatlısıyla hayatı yaşaması da o kadar güzel ve vakti gelince dünyaya gözlerini yumması da güzel… Bilirsiniz kimi edipler ve şairlerimiz için bir ‘vuslat’tır dünya hayatının sonu, yani sevgiliye kavuşma günü.  

Ne kadar doğrudur bilmem, lâkin güzel bir hatıradır.  Yavuz Sultan Selim Han, hayatının en verimli çağında şirpençenin acımasız kıskacında sekarat halinde son nefesini vermek üzere iken başucunda bulunan Hasan Can: “Sultanım, şimdi Allah ile birlikte olma zamanıdır.” diye fısıldayınca Büyük Sultan: “Hasan Can, sen bugüne kadar bizi kiminle bildirdin.” diye mırıldanır. Meselenin özü bu, başka söze hacet yok; ancak insanoğlu yine de edecek lâf bulur ve yerli yersiz, gerekli gereksiz konuşur. 

Demem odur ki, karmaşık olsa da acıyı, sıkıntıyı ve sevinci yaşamak bir anlayış ve tarz meselesidir amma velâkin her daim, O’nunla bir olmanın yolunu arayıp bulmak gerektir. 

Selam ve dua ile…

İdris DOĞAN  
02 Ocak 2021 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya