Avrupa Birliği'nin Normatif Güç Yönünün "Mülteci Krizi" Bağlamında Aşınması

-A A +A

 GİRİŞ

            Farklı adlar altındaki oluşumlar (Avrupa Kömür Çelik Topluluğu, Avrupa Ekonomik Topluluğu, Avrupa Topluluğu) halinde sürekli bir dinamizm içerisinde[1] gelişerek günümüze ulaşan Avrupa Birliği (AB) 28 üye ülkesi ile mevcudiyetini devam ettirmektedir. II. Dünya Savaşı sonrasında kıtada ekonomik temelli karşılıklı bağımlılık ve işbirliği atmosferinin yaratılması amacıyla kurulan Birlik daha sonrasında politik bir oluşuma evirilmiştir.[2]

            AB, ekonomik ve parasal birlik olmasının yanı sıra sonrasında kazandığı siyasi yönüyle uluslararası ilişkilerde dış politika yapımıyla önemli bir aktör haline gelmiştir. Uluslararası platformda AB’nin rolünün niteliği hakkında 3 temel görüş bulunmaktadır. Bu 3 temel yaklaşım kronolojik sıralamayla; temsilcisinin François Duchene olduğu “Sivil Güç”, Hedley Bull’un savunduğu “Askeri Güç” ve son olarak Ian Manners’ın öncüsü bulunduğu “Normatif Güç” yaklaşımlarıdır.[3] Her ne kadar farklı bakış açıları mevcut olsa da özellikle Orta ve Doğu Avrupa devletlerinin AB ile entegrasyon sürecinden sonra daha belirgin şekilde görülmeye başlanan “insan haklarına saygı”[4] bağlamında vücut bulan normatif güç nitelendirmesi AB için en uygun kavram olmaktadır. Normatif güç olarak AB, hukukun üstünlüğü, temel insan hakları gibi kavramları ortak ve mutlak değerler adı altında, hem supranasyonel nitelikteki mevzuatları (Kopenhag Kriterleri, Amsterdam Anlaşması, Avrupa Temel Haklar Şartı vb.)[5] ile kendi içindeki uygulamalarında vazgeçilmez bir unsur hem de dış politika yapımında etkili bir araç olarak kullanmaktadır.   

            Literatürde Arap Baharı olarak adlandırılan ve Ortadoğu coğrafyasındaki otoriter rejimlere karşı bir nevi toplumsal başkaldırı olarak tanımlanabilecek sürecin Suriye’de de etkili olması üzerine AB üyesi ülkelere yoğun bir göç hareketi başlamıştır. Ancak, batılı değerler olarak adlandırılan temel normların kaynağı ve temsilcisi olarak nitelendirilen AB bu soruna cevap vermede ve çözüm üretmede yetersiz kalmıştır. Bu makalenin amacı, AB’ye addedilen bu rolün ne kadar yerinde olduğunu ve eğer gerçek bir normatif güç olarak davransaydı AB tarafından “mülteci krizi”nin nasıl yönetilmesi gerektiğini göstermektir.

            Çalışmada öncelikle AB’nin bir normatif güç olarak nitelendirilmesi yapılacaktır. Ardından bu normatif yapıya rağmen mülteci krizindeki tatmin edici olmayan uygulamalar tartışılacaktır. Son olarak ise bir normatif güç figürünün bu krizde asıl olarak izlemesi gereken yol ortaya konulacaktır. Kısacası, öncelikle kavramsal açıklama yapılacak, daha sonrasında bu kavram çerçevesinde gerçekleşen ve gerçekleşmesi gereken ayrı ayrı belirtilecektir.

AB’NİN DIŞ POLİTİKA YAPIMINDAKİ KARAKTERİ

            AB 28 üye ülkesiyle beraber nevi şahsına münhasır (sui generis) nitelikte uluslar-üstü bir örgüttür. Bu oluşumun dış politikasının analizinde farklı ve tek yapılanması göz önünde bulundurulmalıdır.

            Uzmanlar AB’nin dış politika karakteri konusunda uzun yıllar sivil-askeri güç sınıflandırmasına odaklanmışlardır. Sonrasında Ian Manners farklı bir analiz yöntemi geliştirerek alanda yeni bir görüşü ileri sürmüş ve AB’yi bir normatif güç olarak nitelemiştir. Manners, konuya olan bu farklı yaklaşımını açıklarken; AB’nin dış politikasını anlamlandırırken AB’yi bir sivil veya askeri güç olarak tanımlayan diğer uzmanların yanlışlığını vurgular. AB’yi sivil veya askeri güç olarak nitelendirmek Soğuk Savaş ortamında ve klasik Westphalian düzene mutlak bir bağlılık içerisinde mümkün gözükürken, Birliğin kendine özgü mevcudiyeti ve Berlin Duvarının yıkılmasıyla sona eren Soğuk Savaş sonrası dönemin konjonktürü göz önüne alındığında pek olası değildir.[6] Nitekim Manners bu gerekçesine bağlı olarak normatif güç kavramını AB’nin tarihi geçmişi, hibrit yapısı ve politik-hukuki karakteri üzerinde temellendirmiştir.[7]   

            AB, faşizme evirilen bir milliyetçiliğin sebep olduğu dünya savaşı sonrasında kurulmuştur. Doğal olarak kuruluş felsefesi savaşın olumsuz yönüne ve sürdürülebilir barışa vurgu yapan unsurlara dayanmaktadır. AB’nin ve üye devletlerin, üye olmayan diğer ülkeler ve örgütler ile ilişkilerinde günümüz ulus devlet yapısıyla uyumlu klasik uluslararası ilişkiler anlayışı ön plana çıkarken, uluslar-üstü yapıya bağlılık Birliğe üye devletler arasındaki ilişkilerde etkisini sürdürmektedir. Bu anlamda AB’de hem uluslar-üstü hem uluslararası karakterde bir yönetişim anlayışı hâkimdir. Son olarak, AB üyelerine birtakım temel yükümlülükler getiren çok taraflı anlaşmaların oluşturduğu hukuki bir düzene sahiptir.[8]

            Günümüzdeki anlamını Manners’ın çalışmalarında bulsa da normatif güç kavramına benzer tanımlamalar François Duchene’in “idee force” ve Johan Galtung’un “ideolojik güç” konseptleriyle de yapılmıştır. Ancak her ne kadar bu analizler de fiziksel güç uygulamalarından ziyade düşünce temelli güce odaklanmış olsa da devlet odaklı, dar bakış açıları nedeniyle normatif güç kavramını yeterli derecede yansıtamamışlardır.[9] Manners’ın yoğunlaştığı nokta AB’nin nasıl hareket ettiği ya da hangi söylemlerde bulunduğu değil, AB’nin kendisinin ne olduğudur.[10]

a.      Sivil veya Askeri Güç Olarak AB

            Avrupa Ekonomik Topluluğu, Duchene tarafından “Ekonomik güç olarak etkin, askeri güç olaraksa görece yetersiz” şeklinde bir sivil güç olarak tanımlanmıştır.[11] Avrupa Kıtasında yeni bir yıkımın yaşanmasını önleme amaçlı barışçıl bir şekilde kaynak paylaşımının gerçekleşmesini sağlama amacıyla başlatılan bütünleşme sürecinin[12] doğal sonucu olarak AB’nin ekonomik yönü çoğu zaman ön plana çıkmış ve Birlik bir refah kütlesi olarak görülmüştür.

            AB’yi bir sivil güç olarak tanımlayanlar Birliğin uluslararası ilişkilerinde askeri güç kullanımından kaçındığını tam aksine uzlaşı zemininde anlaşmazlıklara çözüm arayışında bulunduğunu belirtirler. Bu bağlamda sivil güç “diplomatik işbirliğine uluslararası problemleri çözmede öncelik tanıma, ekonomik gücü ulusal hedefleri gerçekleştirmede temel alma ve hukuki düzene bağlı uluslar-üstü kurumları kullanma isteği” olarak açıklanabilir.[13] AB’nin ekonomik bütünleşme derecesi açısından bir “Ekonomik ve Parasal Birlik” olması Duchene’in bu düşüncesini destekler niteliktedir. Ayrıca, AB’nin dünya ticaretinde önemli bir aktör olarak rol alması ve diplomatik ilişkilerinde ekonomik ögeleri öne çıkarması Duchene’nin ve diğer sivil güç savunucularının dayanağını oluşturmaktadır. Bu anlamda üye devletler dışındaki diğer dünya devletleriyle imzalanan Gümrük Birliği ve diğer serbest ticaret anlaşmaları birer sivil güç uygulaması gibi değerlendirilebilir.

            Soğuk Savaş sonrası dönemde, özellikle Doğu Avrupa ülkelerinin Birliğe entegrasyonu süreciyle beraber yaşanan o ülkelerde başlatılan demokratikleşme hareketlerinin[14] de gösterdiği üzere AB’yi yalnızca kurulmuş olan “Ortak Pazar”ın yöneticisi olarak görmek eksik bir tarif olacaktır.[15]

            Hedley Bull, AB’nin askeri güç yönüne ağırlık vermesi gerektiğini belirterek, realist bir perspektifte, uluslararası bir platformda etkin bir unsur olmanın ancak böyle sağlanacağını söylemiştir.[16] Birlik kapsamında uygulamaya konan “Ortak Savunma ve Dış Politika” girişimleri Bull’un tezine dayanak olarak belirtilebilir. Ancak, bölgede NATO’nun askeri bir ortaklık olarak varlığını devam ettirmesi[17] ve üye devletlerin savunma alanındaki isteksiz ve yetersiz etkinlikleri AB’nin askeri bir güç olarak yapılanmasını zorlaştırmaktadır.[18]

            Bull, askeri kapasitenin dış politikada etkin bir rol oynamak adına asli bir şart olduğunu düşünmektedir. Öte yandan, realist perspektifin egemen olduğu bir konjonktürden neoliberal politika uygulamalarının kabul gördüğü, iş birliği ve ortak değerler etrafında birleşme dairesinde bir uluslararası atmosfere kesin bir geçişin yaşanmasının ardından bu yaklaşım pek karşılık bulmamaktadır.

b.      Normatif Güç Olarak AB

             Bu yaklaşımın öncüsü Manners, diğer görüşlerin savunucularından farklı olarak AB’nin dış politikadaki rolünü belirlerken bunu mutlak sınırlar içerisinde kalarak yapmamıştır. Aksine AB’yi bir normatif güç olarak nitelendirmenin onun askeri veya ekonomik yönünün önemini yok saydığı anlamına gelmediğini belirtmiştir.[19] Yalnızca AB’nin dış politika uygulamalarına dair yapılan yorumlardaki işlevsellik vurgusundan ayrılarak Birliğin düşünsel yönünü dikkate alan analizlerin yapılması gerektiğini söylemiştir.[20]

            Manners, normatif gücü “uluslararası ilişkilerde normali belirleyebilme gücü” olarak tanımlamıştır.[21] Bu tanımlamanın 3 temel yansıması vardır. Öncelikle AB’nin dış politika etkinliklerini sadece fonksiyonel amaçlarla gerçekleştirdiğini söylemek yanlış olacaktır. “AB’nin normatif bir güç olmasındaki temel unsurlar kendisinden önceki bütün politik formlardan farklı olması ve bu farklılığın Birliğin normatif bir yönde hareket etmesini sağlamasıdır.”[22] İkinci olarak, uluslararası ilişkilerdeki normali belirleyen prensipler evrensel niteliktedir. AB sadece bu değerleri sözleşmelerle mevzuatının bir parçası haline getirmiş ve dış ilişkilerinde belirleyici bir etken haline getirerek somutlaştırmıştır. Son olarak ise bir normatif güç olarak AB’nin dış politikadaki etkililiği, aktifliğine ve bu bağlamdaki bir aktör olarak kapasitesine bağlıdır. Son yansımaya göre normatif güç iki yönlüdür. İlk yönü AB’nin doğasını ifade ederken, ikinci yönü dış ilişkilerindeki uygulamalarını kasteder.[23]

1.      Normatif Güç Analizi

            Normatif güç analizi 3 adımdan oluşan bir süreci ifade eder. İlk aşamada normatif gücün savunduğu prensipler belirlenir. Bir normatif güç olarak AB’nin dayandığı değerler, pozitif hukuktaki karşılıklarından birisini de Avrupa Birliği Anlaşmasıyla bulmuştur:[24]

Madde 2

Birlik, insan onuruna saygı, özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü ve azınlıklara mensup kişilerin hakları da dahil olmak üzere insan haklarına saygı değerleri üzerine kuruludur. Bu değerler, çoğulculuk, ayrımcılık yapmama, hoşgörü, adalet, dayanışma ve kadın-erkek eşitliğinin hâkim olduğu bir toplumda üye devletler için ortaktır.[25]

            İkinci aşamada normatif gücün savunduğu değerlerin diğer uluslararası hukuk kişileri tarafından da benimsenmesi amacıyla gerçekleştirilen ikna edici, kanıtlayıcı, ilgi çekici veya kabul görmeyen etkinliklerin tespiti yapılır.[26] Bu etkinliklerle gerçekleştirilmek istenen AB normlarının yayılmasıdır. Manners normların yayılma yollarını 6 alt başlıkta toplamıştır:[27]

Bulaşma: Normların AB’den diğer uluslararası hukuk kişilerine istemsiz olarak sirayet etmesidir. Burada AB’nin sembolik olarak etkileme gücü ön plana çıkar.[28]

Bilgilendirici Yayılma: AB’nin temel karar alıcı kurumlarının, üye devlet liderlerinin açıklamaları sonucu normların sunumu gerçekleşir.

Yöntemsel Yayılma: AB ile üçüncü bir tarafın bir anlaşma veya organizasyonla oluşmuş kurumsal yapıdaki ilişkisi sayesinde gerçekleşir. Gümrük Birliği kapsamında Türkiye ile olan ilişki yöntemsel yayılmaya zemin sağlamıştır.

Transfer: AB ile ticaret veya teknik yardım ilişkisine giren diğer devletler nezdinde bu yöntem uygulama alanı bulur. Koşulluluk zemininde gerçekleşen bu ilişkiye somut örnek olarak AB Komşuluk Politikası örnek verilebilir. AB bu politikayla üçüncü tarafların kendisiyle aynı değerleri benimsemesini sağlayarak kendisine güvenli ve çatışmaların minimum düzeyde olduğu bir coğrafya yaratmak istemiştir.[29]

Aleni Yayılma: AB’nin üçüncü taraf ülkelerdeki fiziksel mevcudiyeti ile gerçekleştirilir. Fiziksel mevcudiyetle anlatılmak istenen AB’nin üye olmayan devletlerin ülkelerinde etkinlik gösteren temsilcilikleri, delegasyonları veya gözlemci niteliğindeki diğer varlıklarıdır.

Kültürel Filtre: Üçüncü taraf devletler tarafından belirli bir süreç içerisinde öğrenilerek normların benimsenmesidir.

            AB’nin bu bağlamdaki etkinlikleri diğer devlet ve organizasyonlarla olan ilişkilerinde görülebilir. Birlik bu tür dış ilişkilerinde genellikle “havuç-sopa” (carrot and stickism) yöntemini kullanır. Muhatap, AB normlarını içselleştirmede ne derece istekli davranırsa, Birlik de finansal, politik ve stratejik yardım konusunda o derece cömert hareket eder.[30] Aynı şekilde AB, uygulamasından vazgeçilmez olarak gördüğü bu normların ihlali veya benimsenmesi hususundaki yetersizlikler karşısında da karşı tarafa ilişkinin niteliğine göre bazı yaptırımlar uygulamaktadır.[31]

            Son aşamada ise normatif gücün normların yayılması için gerçekleştirdiği uygulamaların etkileri gözlenir. Bu etkiler genellikle sosyalleşme, ortaklık ve aidiyet olarak karşımıza çıkar. AB’nin koşulluluk prensibi ile girdiği ilişkilerde karşı tarafın reaksiyonuna göre etkinin mahiyeti belirlenir. Sosyalleşme, genelde ucu açık tartışma veya sözleşme görüşmeleri sürecini ifade eder. Ortaklık olumlu geçen görüşmeler sonucunda kurumsallaşmış birliktelikleri ifade eder. Bu birlikteliğe temel teşkil eden ilişki çok taraflı, çoklu, uluslararası veya uluslar-üstü olabilir. Aidiyet ise yerel ve müşterek aidiyetleri içerir.[32]

2.      AB’nin Emsalsiz Bir Normatif Güç Olmasına Neden Olan Faktörler

            Dördü kendine özgü yapısından, biri AB dışında uluslararası platformda etkinlik gösteren devletlerden kaynaklanan beş nedenden ötürü AB bir normatif güç olarak tanımlanabilir. Bu nedenlerden ilki Birliğin klasik ulus devlet düzeninde mutlak olan devlet egemenliğine müdahale kabiliyetidir. Kendi uluslar-üstü yapısındaki egemenlik devri nedeniyle Westphalian düzenin temel unsurlarına istisna oluşturmaktadır. İkincisi dayanışmacı bir geleneğin ürünü olarak AB’nin bireylere karşı yapılan haksızlıklara müdahale etmesidir. Üçüncü neden, AB’nin dış politika kararlarını oluşturmada saf bir realizme dayalı “kar-zarar” hesaplamasından uzak durmasıdır. Anarşik uluslararası sistemde fayda elde etmek yerine ortak değerlerin korunmasını amaçlamaktadır. Gelişmiş bir sanayi toplumu olarak çevreyi koruma güdüsüyle hareket etmek bunun en güzel örneğidir.[33] Dördüncü neden, AB’nin normatif bir karakterle değer temelli politikalar takip ederken diğer devletlerin buna karşı çıkması, hatta bazen engel olmasıdır. Son neden ise AB’nin bir devlet ya da süper güç olarak hareket etmemesidir.[34]

AB’NİN MÜLTECİ KRİZİNE REAKSİYONU

            Bir önceki bölümde belirtildiği üzere normatif güç karakterli AB’nin dış politika yapımında realist bir bakış açısıyla göreli gücü önemseyen bir yaklaşıma sahip olmaması gerekir. Reel-politik dış politika uygulamalarından sıyrılmış olan AB, ortak değerler çerçevesinde tutarlı politikalar yürütmelidir. Gerçek anlamda bir normatif gücün dış ilişkilerinde izlemesi gereken yolun bileşenleri bunlar olmakla birlikte AB’nin, 2011 yılından itibaren dünya siyasetini meşgul eden Arap Baharı ile başlayan ve 2015 yılının yaz aylarında bir insanlık dramına dönüşen Kuzey Afrika ve Ortadoğu kaynaklı göç dalgaları karşısındaki konumu normatif güç yaklaşımından çok uzaktadır.[35]

            Yaşanan mülteci krizi özelinde “AB’nin etkin bir dış göç politikası ortaya koyması hem partner ülkelerin ve uluslararası toplumun “çevresindeki sorunlara daha fazla angaje olmuş bir Avrupa” konusundaki beklentilerini karşılayabilmek hem de normatif güç iddiasının altını doldurabilmek adına gereklidir.”[36] Ancak, AB mevcut durumuyla böyle bir çabadan uzak kalmakta ve Birliğin kurucu prensipleri dahilinde bir yöntem izlemek yerine normatif güç karakterinin aşınmasına neden olmaktadır.

a.      Süreç Boyunca AB Tarafından İzlenen Yol

            Manners, normatif güç tanımında hareket noktasını ontolojik çıkarımlar olarak belirlemiş olsa da, AB’nin normatif temelli yapılanmasının onun dış politikada normatif bir metot izlemesi yönünde sevk edeceğini kabul etmektedir.[37]

            AB, bir uluslar-üstü organizasyon olsa da her alanda üyelerinin tümünü temsilen hareket edememektedir. Ulus devletlerin kısıtlı egemenlik devirleri dolayısıyla özellikle dış politika anlamında çoğu zaman eş güdüm sağlanamamaktadır. Göçmenlere yönelik uygulanacak politikalarda ortak eylemin var olmama sebebi de budur. Birlikte hareket edememe faktörüne ek olarak, AB’nin bu göç dalgasını aynı zamanda uygulanan ekonomik ambargoların bir karşılığı olarak Avrupa bütünleşmesine karşı Rusya tarafından yaratılan bir tehlike[38] olarak algılaması göçün dışsallaşması sürecine zemin hazırlamıştır.[39]

            Bu dışsallaştırma kapsamında AB, Türkiye ile fonksiyonu “tarafların, birbirlerinin topraklarında yasadışı olarak ikamet eden vatandaşlarını ve/veya kendi toprakları üzerinden diğerine yasadışı olarak geçen üçüncü ülke vatandaşlarını geri kabul etme yükümlülüğü altına girmesi”[40] olan geri kabul anlaşmasının imzalanmıştır. Genel hatlarıyla Türkiye’nin Avrupa’ya daha fazla göçmen geçişini engellemesini öngören, AB açısından tamamen reel-politiğe dayalı, “dayanışma” ve “adil sorumluluk paylaşımı”[41] ilkelerine ters bu yaklaşım “AB değerlerinin aşınması olarak değerlendirilmiş; tekliflerin içeriği açısından hem dengesiz bulunmuş hem de ahlaken sorunlu bulunmuştur.”[42] Bunlara ek olarak AB insan hakları, demokratik uygulamalar, şeffaflık ve basın özgürlüğü konusunda sıkça eleştirdiği Türkiye’ye karşı yeni bir anlayış içerisinde girmiş, Birlik dış ilişkilerindeki koşulluluk prensibinden ayrılmıştır. Bu konu, AB üyesi ülkelerin yetkilileri tarafından ortak prensiplerden uzaklaşılma olarak nitelenmiştir.[43]

            Mülteci krizinin Avrupa ülkelerindeki bir diğer sonucu da aşırı sağcı partilere olan desteğin artmış olmasıdır. Örneğin, “Almanya için Alternatif Partisi”, “Sığınma sınırları gerektirir-Merkel’e Kırmızı Kart” sloganıyla göçmen karşıtı kampanyalar yürütmüş ve seçmen desteğini ikiye katlamıştır.[44]          

b.      Süreç Boyunca Bir Normatif Güç Olarak AB Tarafından İzlenilmesi Gereken Yol

            Bir normatif güç yansıması olarak AB çoğunluğu Suriye’den olmak üzere güneyden gelen göç dalgasına ilk başta bir vicdani empati çerçevesinde karşılık vermeliydi. Şöyle ki; iki dünya savaşına sahne olmuş coğrafyada yaşayan Avrupalılar da bu büyük yıkımlar sırasında farklı kıtalara daha iyi bir yaşamın tesisi amacıyla göç ettiler. Şu anda 2012 yılında patlak veren “EURO Krizi” nin etkileri halen devam ediyor olsa da hem üye devletlerinin Gayri Safi Yurtiçi Hasılalarının tatmin edici toplamı hem de dünya ticaretine yön veren bir Ekonomik ve Parasal Birlik olması nedeniyle yaşamış olduğu benzer acıları unutmuş olabilirse de bir normatif küresel aktör olarak meşruluğunu yeniden kazanmak adına krizin yönetiminde daha işlevsel önlemler almalıdır.[45] Dışsallaştırılmış bir göç politikası kapsamında “Kale Avrupa” tanımına uygun şekilde göçmen hareketlerine ilişkin sorunları saf güvenlik perspektifinde çözmeye çalışan AB insan haklarına/insan onuruna saygı, özgürlük, eşitlik gibi kurucu prensiplerini göz ardı etmektedir.[46]

            AB dış politikadaki hareket noktasını yeniden kurucu değerleri olarak belirleyerek göç politikasında restorasyona gitmelidir. Bu kapsamda öncelikle dayanışma ve sorumlulukların adil paylaşımı ilkelerinin etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Bu şekilde, sınır devletlerine yüklenmiş olan ağır yük de hafifletilmiş olur. İkinci olarak, mültecilerin ve güney ülkelerinden daha iyi bir ekonomik yaşama sahip olmak için göç edenlerin AB üyesi devletlerde yaşayabilmeleri gerekli hukuki düzenlemeler yapılmalıdır. AB, göçmenleri demografik açıdan bir tehlike olarak görse de bu bakış açısı hatalıdır. Yaşlı nüfusu ve gelişmiş endüstrisiyle AB ülkeleri genç nüfusa ve iş gücüne ihtiyaç duymaktadır. Yükselen milliyetçi ve sağcı söylemler[47] bu gerçeği arka plana itmiştir. Kofi Annan’ın da belirttiği gibi: “Göçmenler kritik yetenek boşluklarını dolduracak, ülke vatandaşlarının yapamayacağı ya da yapmayacağı mesleklerin gereğini yerine getirecek, yaşlanmış ve küçülmüş iş gücünün yerini alacaklardır.” Annan bu anlamda karşılıklı anlayışın gereğini vurgulamıştır. Hem göçmenler Avrupa’daki yaşama entegre olmak için ellerinden geleni yapmalıdır hem de yetkililer ve vatandaşlar göçmenlere bu olanağı sağlamalıdırlar.[48] Üçüncü olarak göçün temel sebepleri analiz edilmeli ve çözümler üretilmelidir. 2015 yılında yoğunlaşan göç dalgası özelinde AB’nin uluslararası toplumu Suriye’deki çatışma ortamının sona ermesi için somut adımlar atılması çağrısında bulunması buna örnek olabilir. Son olarak ise toplumu göç konusunda sağduyuya davet etmeli ve AB’nin böyle krizlerde üstlenmesi gereken misyon hatırlatılmalıdır.[49]   

SONUÇ

            AB, tarihsel arka planı, uluslar-üstü biricik yapısı ve yine uluslar-üstü ve genelde çok taraflı anlaşmalar temelli hukuk düzeniyle günümüzdeki uluslararası düzende bir normatif gücü teşkil eder. Bu normatif güç beş temel prensip olan barış, özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı kavramlarına bağlı kalarak dış politika uygulamalarını gerçekleştirir.[50]

            Soğuk Savaş sonrası düzende sivil veya askeri bir güç olmaktan ziyade normatif bir güç olarak nitelendirilen AB Suriye’deki çatışma ortamından kaçarak sığınma Avrupa’ya ulaşan mültecilerin taleplerine kayıtsız kalmıştır. AB tarafından küresel çapta üstlenilen normali belirleme gücü karşılıksız kalınca çatışmadan kaçan insanlar büyük acılar yaşamışlardır. AB en kısa zamanda politikalarında yeniden yapılanmaya gitmeli ve daha büyük kayıpların yaşanmaması adına gerekli tedbirleri almalıdır.

 

 

KAYNAKÇA

*      Annan, Kofi A., “Migration Realism”, https://www.project-syndicate.org/commentary/human-migration-reality-by-kofi-a-annan-2015-06  (Son Erişim Tarihi: 25.09.2016)

*      Arango, Tim ve Ceylan Yeğinsu, “E.U. Woos Turkey for Refugee Help, Ignoring Rights Crackdown”, http://www.nytimes.com/2016/03/09/world/europe/turkey-european-union-refugees.html (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

*      “Avrupa askeri harcamaları artırsın”, BBC Türkçe, 10 Mart 2015. http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/03/150310_abd_avrupa_savunma_harcamasi (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

*      Dedeoğlu, Beril, Dünden Bugüne Avrupa Birliği (İstanbul: Boyut, 2003)

*      d' Oultremont, Clémentine, “The Migration Crisis: A Stress Test for European Values”. Institut Royal des Relations Internationales (European Policy Brief), No.38, Eylül 2015, ss. 1-13.

*      EU Newsroom, “EU sanctions against Russia over Ukraine crisis”, http://europa.eu/newsroom/highlights/special-coverage/eu_sanctions_en (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

*      “European Leaders Fear The Refugee Crisis Will Tear The E.U Apart”, http://www.huffingtonpost.com/entry/european-leaders-fear-the-refugee-crisis-will-tear-the-eu-apart_us_569cfc32e4b0778f46fa010c (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

*      Fischer, Josckha, “Europe’s Migration Paralysis”, https://www.project-syndicate.org/commentary/eu-migration-crisis-by-joschka-fischer-2015-08    (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

*      Gutteridge, Nick, “MAPPED: Shocking march of the far-right across Europe as migration fears reach fever pitch”, http://www.express.co.uk/news/world/629022/EU-migration-crisis-far-right-parties-Europe-Germany-Sweden-France (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

*      Manners, Ian, “Normative Power Europe: Contradiction in Terms?”, Journal of Common Market Studies, Vol. 40, No. 2, 2002, ss. 235-258.

*      Manners, Ian, “Normative Power Europe: The International Role of the EU”, European Union Studies Association (EUSA) <Biennial Conference>, 2001 (7th), 31 Mayıs - 2 Haziran, 2001, ss.1-30, Madison, Wisconsin.

*      T.C. Avrupa Birliği Bakanlığı, “Avrupa Birliği Antlaşması ve Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma”, http://www.ab.gov.tr/files/pub/antlasmalar.pdf (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

*      Romaniuk, Scott Nicholas, “Not so wide, Europe: reconsidering the normative power of the EU in European foreign policy”, Romanian Journal of European Affairs, 10(2), 2010, ss. 1-17.

*      Soros, George, “Putin is No Ally Against ISIS”, https://www.project-syndicate.org/debate/putin-enemy-of-europe (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

*      The European Union, “The EU in brief”, http://europa.eu/about-eu/basic information/about/index_en.htm (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

*      Trott, William, “An analysis of civilian, military and normative power in EU foreign policy”, POLIS Journal, Vol.4, Kış 2010, ss. 1-44.

*      Whitman, Richard (der.), Normative Power Europe: Empirical and Theoretical Perspectives, (Basingstoke: Palgrave Macmillan, 2011)

*      Yılmaz Elmas, Fatma, Avrupa Kapı Duvar, (İstanbul: USAK Yayınları, 2016)



[1] Beril Dedeoğlu, Dünden Bugüne Avrupa Birliği (İstanbul: Boyut, 2003), s. 9.

[2] The European Union, “The EU in brief”, http://europa.eu/about-eu/basic information/about/index_en.htm (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

[3] William Trott, “An analysis of civilian, military and normative power in EU foreign policy”, POLIS Journal, Vol.4, Kış 2010, s. 4.

[4] Beril Dedeoğlu, Dünden Bugüne Avrupa Birliği, s. 134.

[5] ibid., s. 133.

[6] Ian Manners, “Normative Power Europe: Contradiction in Terms?”, Journal of Common Market Studies, Vol. 40, No. 2, 2002, s. 236.

[7] ibid., s. 240.

[8] Ian Manners, “Normative Power Europe: Contradiction in Terms?”, Journal of Common Market Studies, Vol. 40, No. 2, 2002, ss. 240-241. (Daha geniş bir açıklama için: T. King, “Human Rights in European Foreign Policy”, European Journal of International Law, Vol. 19, No.2, 1999, s. 313.)

[9] Ian Manners, “Normative Power Europe: The International Role of the EU”, European Union Studies Association (EUSA) <Biennial Conference>, 2001 (7th), 31 Mayıs - 2 Haziran, 2001, s. 6, Madison, Wisconsin.

[10] Ian Manners, “Normative Power Europe: Contradiction in Terms?”, s. 252.

[11] William Trott, “An analysis of civilian, military and normative power in EU foreign policy”, POLIS Journal, Vol.4, Kış 2010, s. 4. (Daha geniş bir açıklama için: François Duchene,  “The European Community and the Uncertainties of Interdependence”. Aktaran; m. Kohnstamm ve W. Hager (der.), A Nation Writ Large? Foreign Policy Problems before the European Community (London: Macmillan, 1973), ss. 1-21.)

[12] Beril Dedeoğlu, Dünden Bugüne Avrupa Birliği (İstanbul: Boyut, 2003), s. 48.

[13] Ian Manners, “Normative Power Europe: The International Role of the EU”, European Union Studies Association (EUSA) <Biennial Conference>, 2001 (7th), 31 Mayıs - 2 Haziran, 2001, s. 6, Madison, Wisconsin, s. 4.

[14] Ian Manners, “Normative Power Europe: Contradiction in Terms?”, Journal of Common Market Studies, Vol. 40, No. 2, 2002, ss. 238.

[15] ibid., s. 244.

[16] William Trott, “An analysis of civilian, military and normative power in EU foreign policy”, POLIS Journal, Vol.4, Kış 2010, s. 9. (Daha geniş bir açıklama için: Hedley Bull, “Civilian Power Europe: A Contradiction in Terms?”, Journal of Common Market Studies, 21 (1), 1982, s. 152.)

[17] Ian Manners, “Normative Power Europe: The International Role of the EU”, s. 5.

[18] “Avrupa askeri harcamaları artırsın”, BBC Türkçe, 10 Mart 2015. http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/03/150310_abd_avrupa_savunma_harcamasi (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

[19] Ian Manners, “Normative Power Europe: Contradiction in Terms?”, Journal of Common Market Studies, Vol. 40, No. 2, 2002, s. 239.

[20] ibid., s. 238.

[21] ibid., s. 253.

[22] ibid., s. 242.

[23] Richard Whitman (der.), Normative Power Europe: Empirical and Theoretical Perspectives, (Basingstoke: Palgrave Macmillan, 2011), ss, 5-6.

[24] Richard Whitman (der.), Normative Power Europe: Empirical and Theoretical Perspectives, (Basingstoke: Palgrave Macmillan, 2011), s. 233.

[25] T.C. Avrupa Birliği Bakanlığı, “Avrupa Birliği Antlaşması ve Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma”, http://www.ab.gov.tr/files/pub/antlasmalar.pdf (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

[26] Richard Whitman (der.), Normative Power Europe: Empirical and Theoretical Perspectives, s. 235.

[27] Ian Manners, “Normative Power Europe: Contradiction in Terms?”, Journal of Common Market Studies, Vol. 40, No. 2, 2002, ss. 244-245.

[28] Daha fazla bilgi için: L. Whitehead, The International Dimension of Democratization: Europe and the Americas, (Oxford: Cambridge University Press, 1996), s. 6.

[29] Scott Nicholas Romaniuk, “Not so wide, Europe: reconsidering the normative power of the EU in European foreign policy”, Romanian Journal of European Affairs, 10(2), 2010, s. 9.

[30] ibid., s. 9.

[31] EU Newsroom, “EU sanctions against Russia over Ukraine crisis”, http://europa.eu/newsroom/highlights/special-coverage/eu_sanctions_en (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

[32] Richard Whitman (der.), Normative Power Europe: Empirical and Theoretical Perspectives, ss. 237-238.

[33] Ian Manners, “Normative Power Europe: The International Role of the EU”, European Union Studies Association (EUSA) <Biennial Conference>, 2001 (7th), 31 Mayıs - 2 Haziran, 2001, s. 14, Madison, Wisconsin.

[34] ibid., s. 15

[35] Fatma Yılmaz Elmas, Avrupa Kapı Duvar, (İstanbul: USAK Yayınları, 2016), s. 183.

[36] ibid.,  s. 7.

[37] Ian Manners, “Normative Power Europe: Contradiction in Terms?”, Journal of Common Market Studies, Vol. 40, No. 2, 2002, s. 252.

[38] George Soros, “Putin is No Ally Against ISIS”, https://www.project-syndicate.org/debate/putin-enemy-of-europe (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

[39] Fatma Yılmaz Elmas, Avrupa Kapı Duvar, (İstanbul: USAK Yayınları, 2016), s. 5.

[40] ibid., s. 235. (Daha fazla bilgi için: USAK (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu), “Türkiye-AB İlişkilerinde Geri Kabul: Hangi Şartlarda?”, USAK Raporları No: 10-02, Mart 2010, s. 5.)

[41] Clémentine d' Oultremont, “The Migration Crisis: A Stress Test for European Values”. Institut Royal des Relations Internationales (European Policy Brief), No.38, Eylül 2015, s. 2.

[42] Fatma Yılmaz Elmas, Avrupa Kapı Duvar, s. 279.

[43] Tim Arango ve Ceylan Yeğinsu, “E.U. Woos Turkey for Refugee Help, Ignoring Rights Crackdown”, http://www.nytimes.com/2016/03/09/world/europe/turkey-european-union-refugees.html (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

[44] Nick Gutteridge, “MAPPED: Shocking march of the far-right across Europe as migration fears reach fever pitch”, http://www.express.co.uk/news/world/629022/EU-migration-crisis-far-right-parties-Europe-Germany-Sweden-France (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

[45] Josckha Fischer, “Europe’s Migration Paralysis”, https://www.project-syndicate.org/commentary/eu-migration-crisis-by-joschka-fischer-2015-08 (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

[46] Clémentine d' Oultremont, “The Migration Crisis: A Stress Test for European Values”. Institut Royal des Relations Internationales (European Policy Brief), No.38, Eylül 2015, s. 2.

[47] “European Leaders Fear The Refugee Crisis Will Tear The E.U Apart”, http://www.huffingtonpost.com/entry/european-leaders-fear-the-refugee-crisis-will-tear-the-eu-apart_us_569cfc32e4b0778f46fa010c (Son Erişim Tarihi: 26.07.2016)

[48] Kofi A. Annan, “Migration Realism”, https://www.project-syndicate.org/commentary/human-migration-reality-by-kofi-a-annan-2015-06 (Son Erişim Tarihi: 25.09.2016)

[49] Clémentine d' Oultremont, “The Migration Crisis: A Stress Test for European Values”. Institut Royal des Relations Internationales (European Policy Brief), No.38, Eylül 2015, s. 2.

[50] Ian Manners, “Normative Power Europe: Contradiction in Terms?”, Journal of Common Market Studies, Vol. 40, No. 2, 2002, s. 252.

 

Kategori: 

Etiketler: 

1 Comment

Koray tebrik ediyorum, güzel

Koray tebrik ediyorum, güzel bir yorum, yazmaya devam, başarılar dilerim.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 27.09.2016 - 16:09 -829-
Bu sayfayı paylaşın :