Bir davada üç mesele: Bağımsızlık, rüşvet, devlet aklı

-A A +A

Rıza Sarraf davası, son yılların en önemli ve en kritik davalarından biridir. Davanın detaylarını anlatmıyorum. Yeterince dinlediniz, okudunuz zaten.

Bu davayı izlerken üç ana konunun olduğunu ve bunların birbirine karıştığını gördüm.

Bu durumu tartışmak istiyorum.

BAĞIMSIZLIK

Bu davada öne çıkan en önemli konulardan biri, ekonomik ve siyasi bağımsızlık meselesidir aslında.

ABD, İran’a uyguladığı ambargoyu deldiğimizi, bunun da suç olduğunu iddia ediyor. Kağıt üstündeki bu cümlenin Türkçeye çevrilmiş şekli şudur: ‘Ben ABD’yim. İran’a ambargo uygula dediğim halde nasıl uygulamazsın (yani siyaseten bağımsız olmazsın)?

Ayrıca ambargoyu deldin diyelim, buradan kazandığın parayı tek başına hazinene koyamazsın, benimle paylaşacaksın (ekonomik olarak bağımsız olamazsın).’

İran’la gizli kapaklı iş yapmayan Avrupa ülkesi kalmamıştır aslında. İşin tuhafı, ABD şirketleri de aynı şekilde örtülü olarak bunu delmiştir. Ancak sen Türkiye olduğun için, bunun hesabını sormaya kalkarlar.

İşte burada, rahmetli Erbakan’ın dediği gibi, “Amerika ne dermiş? Bana ne Amerika’dan. Bana ne Amerika’dan” diye avazı çıktığı kadar hepimizin bağırması lazım. Muhalefet ya da iktidar ayrımı olmaksızın, ABD’nin bu davayı siyasi şantaj aracı olarak kullandığını dünyaya yayması lazım. Yani hepimiz, bu davada devletin ve onu temsil eden Cumhurbaşkanı’nın yanında olmalıyız.

RÜŞVET

Rıza Sarraf’ın, FBI ve savcı ile geceli gündüzlü birlikte geçirdiği günlerde, bu dava için bir kurgu yaptığı anlaşılıyor. Bu kurgunun sonunda Türkiye’yi ve özellikle Erdoğan’ı mahkum edecek bir yere çıkmaya çalışacaklar. Bu nedenle Sarraf’ın söylediği her şeyin, her iddianın ihtiyatla karşılanması, doğru olup, olmadığının araştırılması gerekir.

Sarraf’ın ifadelerinden en çok etki yaratan konulardan biri, eski bakan Zafer Çağlayan ve Halk Bank eski genel müdürü Süleyman Arslan’a verdiğini iddia ettiği rüşvet olmuştur. Bu iddiaya peşinen inanmayız ama bu iddianın aynı zamanda araştırılması, soruşturulması ve hesap sorulması gereken bir iddia olduğunu da bir kenara not etmeliyiz.

ABD’ye karşı vereceğimiz siyasi ve ekonomik bağımsızlık mücadelesinde hepimiz ne kadar aynı safta yer aldıysak, bir kamu görevlisinin rüşvet aldığı iddialarını araştırma talebi konusunda da aynı safta yer almalıyız. Bu konu herkesin vicdanını rahatsız eden bir konudur.

Devamı için tıklayınız...

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 05.12.2017 - 14:20 -148-
Bu sayfayı paylaşın :