Birlik teminatı İslam iç savaş için nasıl kullanılıyor?

-A A +A


ABD derin devletinin sömürgeci stratejilerinde çok önemli yeri olan CIA’ye bağlı araştırma kuruluşu RAND'a yaptırılan İslam ülkelerinde iç savaş raporunun başlığı şöyledir: "US Strategy in the Muslim World After 9/11"

Bu çalışma, İslam dünyasının geleceğinde kanlı iç savaşların nasıl damga vuracağına dair ürpertici projeler hakkında geniş bilgiler sunuyor. "Medeniyetler çatışması" projesinden sonra neo-con'ların en orijinal keşfi olan "medeniyet içi çatışma" tezinin, daha doğrusu "İslam kendi içinde çatışacak" tezinin nasıl uygulanacağı bu projede apaçık ortaya koyuluyor.

ABD’nin Türkiye’de iç savaş

denemeleri ve raporları

 

“Sessiz ve derinden yürütülen bu proje birçok ülkeyi parçalayacak, istikrarsızlaştırıp iç savaşlara sürükleyecek. Belki bir süre sonra şehir savaşları, mikro devletçikler göreceğiz. [1](…) Çatışma “İslam’ın kalbine” yönelecek, İslam kendi içinde savaşacak.”  [2]

Ortadoğu’da İslam coğrafyasındaki olayları bugünkü haliyle gelip geçici olarak görmeyelim.

Bundan birkaç yıl sonra, örneğin 10 sene sonra İslam dünyasında nasıl bir oluşum meydana getirilmek isteniyor?

2001 yılında İslam’a ve İslam dünyasına karşı “Haçlı savaşı” başlatan ve adına da “Son Haçlı Seferi” diyen ABD bölgede ne yapmak istiyor?

Bu soruların cevaplarını bugünden bilmelisiniz ve anlamalısınız.

Düşmanınızı çok iyi takip etmeli ve okumalısınız. Çok yakından izlemelisiniz.

Türkiye olarak varlık ve bekamız, güvenliğimiz buna bağlıdır.

Yoksa olaylar ve gelişmeler sizin bilginiz ve kontrolünüzden çıkar, sizin iradenizin dışında, başkalarının iradeleri ve hedefleri doğrultusunda dürtüleriyle ve oldu-bittileriyle hareket eder bir duruma düşersiniz.

Şimdi öncelikle düşmanlarımızın, ülkemizi de hedef alan yoğun şu hazırlıklarını dikkate almalıyız:

1964’TE ABD’NİN İÇ SAVAŞ ÖĞRETTİĞİ

47 ÜLKE İÇİNDE TÜRKİYE YOK MU?

ABD’nin, dünyaya hakim olmak için başlıca metodu, hedefindeki ülkeleri iç savaşa sürüklemek, bu ülkelerde parçalanmalara yol açmaktır.

Yarım asırdan fazla bir zaman önce ABD Başkanı olan Johnson, 1964’te, Birleşik Devletler Harp Akademisinde yaptığı bir konuşmada, “şu sırada, 344 ekibimiz 47 ülkede iç savaş taktiklerini öğretiyor”  demiştir. [3]

ABD Kara Kuvvetleri Bilimsel Araştırma Dairesi Başkanı da, New York Herald Tribune’da yer alan bir konuşmasında, Birleşik Amerika’nın, ’solcu’ rejim ve hükümetleri devirmek için yerli kuvvetleri komandocu-partizan metodlarına göre eğitmeli ve gerekli silah ve malzemeyle donatmalıdır.’  demiştir. [4]

TÜRKİYE’DE GİZLİ ORDU NATO

GENEL MERKEZİ İZMİR’DE

Ecevit Kılıç'ın Güncel Yayıncılık'tan çıkacak "Özel Harp Dairesi" adlı kitabı, bu gizemli kurumla ilgili pek çok soruyu yanıtlıyor. Kılıç, kitap için yaptığı çalışmayı, yazı dizisine dönüştürdü...

“Türkiye'deki gizli ordunun kurulma çalışmaları, 4 Nisan 1952'de NATO'ya katılmasından hemen sonra, daha Kore Savaşı devam ederken başladı. Adı da Özel Harp Dairesi" oldu. Dairenin kurulma kararı resmi olarak 27 Eylül 1952'de bugünkü Milli Güvenlik Kurulu işlevini gören Milli Savunma Yüksek Kurulu'nda alındı. Ancak "özel harp" terimi dairenin işlevlerini deşifre ettiği için Özel Harp Dairesi'ne kâğıt üzerinden farklı bir isim bulundu: "Seferberlik Tetkik Kurulu." Özel Harp Dairesi'nin oluşturulması ile diğer dairelerin kuruluş kararlarına göre büyük bir fark var. Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı tüm daireler ihtiyaca göre Genelkurmay Başkanlığı'nın emriyle kuruluyordu.

Özel Harp Dairesi ise Milli Siyaset Kurulu'nun kararı doğrultusunda Milli Savunma Bakanlığı'nın kararnamesiyle kuruldu. Doğrudan Genelkurmay İkinci Başkanlığı'na bağlanan Özel Harp Dairesi'nin merkezi Kızılay, Ataç sokak numara 36'daki bir ev oldu. Geniş bir bahçe içerisinde yer alan bu ev Milli Savunma Bakanlığı tarafından kiralandı. Bu evde faaliyetlerine başlayan Özel Harp Dairesi'nin finansmanı ve silahlar dâhil tüm teçhizatı ABD tarafından karşılandı. Dairenin teşkilat yapısı da iki ana unsurdan oluşturuldu. Birincisi özel harp eğitimi alan çok profesyonel askerler. İkinci unsuru ise muhtemel bir Sovyet işgalinde cephe gerisinde askerlerle birlikte direnişi örgütleyecek sivillerden oluşturuldu. Her meslekten ve her kesimden seçilen bu siviller için de işgalde kullanmaları için Türkiye'nin dört bir yanındaki yeraltı sığınaklarında ve ormanlarda gizli cephanelikler oluşturuldu.” [5]

TÜRKİYE’DE GİZLİ ÇETENİN

ARKASINDA ABD VAR

Eski başbakanlardan Bülent Ecevit, Türkiye’de devlet içinde gizli çete oluşturulduğu gerçeğini ilk olarak 1970’li yıllarda öğrendiğini söylemiştir. Ecevit, şöyle konuşmuştur:

“Bu gerçeği tesadüfen öğrenmemin sebebi, devletin resmi belgelerinde böyle bir bilgi olmamasıydı. Onun üzerine Genelkurmay’dan bilgi istedim. Aldığım bilgiler beni büsbütün kaygılandırdı. Bu kuruluşun Ankara’daki merkezi, Amerikan Askeri Yardım Heyeti binasının bir kanadındaydı. Benden bu kuruluş için ödenekten para isteninceye kadar ABD bu kuruluşun masraflarını karşılamış. Ve bu kuruluşun ömür boyu görevlendirdiği vatanseverler -onlar öyle isimlendirmişlerdi- devlet içinde yuvalanmıştı.”

Ecevit Özel Harp Dairesini ortadan kaldırma çabasını şöyle anlatmıştır: “1978’de Başbakan olur olmaz Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’i konuyla ilgili görevlendirdim. Bu devlet içinde devleti gösteren bir durum. Bunu mutlaka hukuk devleti sınırları içinde çözmek gerekir.” [6]

YILLAR ÖNCE ABD’NİN

TÜRKİYE’DE İÇ SAVAŞ DENEMESİ

15. Piyade Tugayı Komutanı Tuğgeneral Şehabettin Esengün, ABD’nin Türkiye’de bir iç savaş denemesi olan Çorum olaylarının perde arkasını şöyle anlatmıştır: ‘Çorum olayları bir mezhep kavgası değildi. Böyle bir imaj verilmeye çalışılmıştır. Mezhep ayrılığı, aşırı sağ ve aşırı solun çatışması için bir provokasyon olarak kullanılmıştır.’ ‘Ne amaç güttüler, neden bu kadar insan öldürdüler, öldürttüler! Niçin evler, işyerleri yakıldı, yıkıldı? Amaçları neydi! Ülke çapında bir iç ayaklanmanın provası mıydı? Yoksa bir askeri darbeyi, bir askeri ihtilali zorunlu kılacak bir şey mi yaratmak istediler? Bunu çıkaramıyorum.’  [7]

“… Abdullah Çatlı’nın avukatı olan Can Özbay, Radikal’in sorularını yanıtlarken, bu ‘devlet kurtarıcıları’na da açıklık getirecekti. ‘Bu oyunun oynanmasında Amerika’nın rolü oldu’ diyen Özbay, Avni Özgürel’e şunları anlatacaktı: ‘Birtakım Amerikan ajanlarının, hatta elçilik mensuplarının olayların içine girdiğini ben belgeleriyle tespit ettim. Mesela Çorum olaylarında parmakları olduğunu biliyorum. (…) O olaylarda Amerikan elçiliğinin parmağını gözümle gördüm. Elçilik mensubu Çorum’a gidiyor, olayları ayarlıyor, hadiselerin hemen ardından apar-topar Türkiye’den ayrılıyor. O zaman devletin emniyet görevlilerine bu kişinin adını da verdim. Sivas olaylarında da, Kahramanmaraş olaylarında da var bu oyun, (…) Çeşitli haber alma örgütlerinin buraya girmek ve gerek bilgi sızdırmak bakımından, gerek yönlendirmek bakımından faaliyet göstermesine şaşmamak lazım.” [8]

DEVRİN İÇ İŞLERİ BAKANI: “İÇ SAVAŞ

DENEMELERİNDE HEP CIA VARDI”

Çorum olaylarının meydana geldiği dönemde İçişleri Bakanı olan Hasan Fehmi Güneş, "Türkiye'de yaşanan birçok toplumsal olayda, CIA ajanı Peck'in imzası vardır.

Yine raslantıya bakın ki, Peck'in gittiği yerlerde olaylar çıkmaya devam ediyordu. Örneğin gezisinden bir süre sonra Çorum olaylarının patlak vermesi ilginçtir." [9]

BATI’DA ELDEN ELE DOLAŞAN

“TÜRKİYE İÇ SAVAŞ RAPORLARI!”

“Sefa Yürükel Norveç’te yaşıyor. İskandinavya Türk Dili Konuşan Ülkeler Enstitüsü’nün direktörlüğünü yapıyor. (…) Meltem TV’de yaptığım Diyalog programının konuğu idi. Programa “Batılı dostlarımızın (!)” dehşet verici bir tezgahına nasıl şahit olduğunu anlattı: “Belçika Stratejik Araştırmalar Kurumu’nda görevli bir uzmanı bir gün ziyaret ettim. Yakinen tanışıyorduk. Bana kalın bir dosya getirdi. ‘Bunu oku’ dedi. Dosyayı karıştırmaya başladım. Daha ilk sayfalardan itibaren ‘Türkiye’de çıkarılması planlanan bir iç savaşın nasıl tetikleneceğine dair senaryolar’ yer alıyordu. (…)”

Sefa Yürükel bu dosyayı okuyunca donup kalıyor. İşin daha vahim boyutu, bu dosyanın “bütün Avrupa başkentlerinde” ilgili birimler tarafından değerlendirilmeye tâbi tutulduğu idi.” [10]

“TÜRKİYE’NİN NASIL PARAMPARÇA

OLMASI HEDEFLENİYOR?”

İskandinavya Türk Dili Konuşulan ve Komşu Ülkeler Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Sefa Yürükel, Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü`nde terörizm uzmanı Prof. Toje Bjorge tarafından, Şubat 2003`te, kendisine okuması için verilen otuz sayfalık bir rapordan söz ediyor. (…) Yürükel`e göre, `2011/Türkiye İç Savaş` başlıklı rapor, arkasında AB ve ABD`nin bulunduğu güçlerin Türkiye`yi bir iç savaşa sürüklenmesinin mükemmel bir planı niteliğinde olup, bu savaşa müdahale etmesi öngörülen `Batılı` güçler (mesela Birleşmiş Milletler) eliyle Türkiye`nin haritasının değiştirilmesi, küçültülmesi ve etkisizleştirilmesi hedefini anlatıyor.

Rapor`da, bugüne kadar asıl hedef olarak Silahlı Kuvvetler ve Emniyet`i seçen PKK`nın ve de PKK`nın arkasında duran malum güçlerin bundan böyle -`Türk Milleti`ne Karşı toptan Savaş` başlattığı-sivil halkı-sizleri de hedef aldığı belirtiliyor. Bu strateji değişikliğinin arka plandaki amaçta; Türk-Kürt çatışması yaratmak, Güneydoğu`da etnik temizlik yapıldığı gerekçesiyle BM veya Batı`ya müdahale zemini hazırlamak ardından da `kendi kaderini tayin etsinler` deyip referandum ile Güneydoğu`da bir federasyon ya da bölücü bir başka ayrılıkçı ortamı hazırlamak yani Türkiye`yi bir Irak`a, bir Yugoslavya`ya çevirmek...` Bahsedilen -2011 Türkiye- raporu özetle bu şekilde. [11]

Avusturyalı Avrupa Parlamentosu parlamenterlerinden olan Andreas Mölzer, 1,5 milyon trajlı Kronen Zeitung Gazetesi'nde yazdığı yazısında Türkiye'nin iç savaş bölgesi olduğunu iddia etti. [12]

2001 yılında başlatılan Haçlı savaşında sömürgeci Haçlı merkezleri, Müslümanlığı, daha önce pek çok defa çarpık ve yanlış yorumlar yaptırarak silah olarak kullandıkları gibi [13] yine yanlış yorumlarla İslam ülkelerini bölmek ve parçalamak için kullanacaklardır. [14] Böylece cahil İslam toplumlarını kendi emelleri ve hedefleri doğrultusunda kandıracaklar ve aldatacaklardır.

CIA’NİN İSLAM ÜLKELERİNDE

İÇ ÇATIŞMA ÇIKARMA RAPORU!

ABD derin devletinin sömürgeci stratejilerinde çok önemli yeri olan CIA’ye bağlı araştırma kuruluşu RAND Corporation'a yaptırılan İslam ülkelerinde iç savaş konulu raporun başlığı şöyledir: "US Strategy in the Muslim World After 9/11"

Bu çalışma, İslam dünyasının geleceğinde kanlı iç savaşların nasıl damga vuracağına dair ürpertici projeler hakkında geniş bilgiler sunuyor. "Medeniyetler çatışması" projesinden sonra neo-con'ların en orijinal keşfi olan "medeniyet içi çatışma" tezinin, daha doğrusu "İslam kendi içinde çatışacak" tezinin nasıl uygulanacağı bu projede apaçık ortaya koyuluyor. Doğrudan işgal ve çatışmaları ikinci plana iten ve Müslümanların dinini, kültürünü, alışkanlıklarını ve hayat tarzını temelden değiştirmeyi amaçlayan, "demokratikleşme" büyüsü adı altında Müslüman elitlerin yardımıyla gerçekleştirilmesi planlanan proje 15 Aralık 2004'te duyuruldu. 567 sayfalık raporun yazarları arasında halen "U.S. Institute of Peace"in başında bulunan siyonist öncülerden Daniel Pipes da bulunuyor.

İslam dünyası için tam bir kaos senaryosu öngören rapor, Atlantik'ten Pasifik'e uzanan geniş coğrafyada kanlı iç savaşlara, etnik çatışmalara, mezhep savaşlarına, iktidar çatışmalarına yol açacak bir planı ortaya koyuyor. Ne yazık ki, söz konusu plan Müslüman entelektüeller, akademisyenler, kanaat önderleri, İslami cemaatler ve sivil toplum örgütleri üzerine kurulmuş."  [15]

KISACASI

Türkiye’de iç savaş çıkarmak, ABD’nin ve Batı dünyasının son yıllarda gündeminden hiç çıkmayan bir konudur. Bu iç savaş sonunda ülkemizi parçalara ayırmak, ayrı ayrı devletçiklere, daha doğrusu eyaletlere ve yönetimlere bölmek sömürgecinin nihai hedefidir.

Sömürgeci önümüzdeki yıllarda bu hedefte planladığı oyunlarını gerçekleştirebilmek için tüm kozlarını oynayacaktır.

Yani bugün Suriye’de oynanan oyun hiç şüphe yok ki, yarın bizim ülkemizde, bizim vatanımızda ve bizim toplumumuzda oynanacaktır.

Allah, ülkemize sahip çıkacak doğru kararlar almakta ve doğru tercihlerde bulunmakta başımızdakilere yardımcı olsun!

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com



[4] M. Fahri, Amerikan Harp Doktrinleri, s. 302

[5] Sabah, 8 Ekim 2007, Ecevit Kılıç, “NATO’nun Türkiye’de Kurduğu gizli ordu”

[6] Hürriyet Gazetesi, 25.12.1996

[7] Nokta, 18 Haziran 1986

[8] Radikal, 11 Kasım 1996

[9] Akis, sayı: 3

[10] Muharrem Bayraktar, Yeni Mesaj, 24.05.2009

[11] Güler Kömürcü, Akşam Gazetesi, 31.03.2006

[12] Zaman, Genç Türk Haber, 05 Eylül 2006

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 29.12.2016 - 15:23 -416-
Bu sayfayı paylaşın :