Biz ve Bizi Yönetenler

-A A +A

                Siyasetçi halkın gözünde dosdoğru bir profil çizmek zorunda. Siyasetçiden kastım halkı yöneten ya da yönetmeye talip olan kişiler. Halk kendilerini yöneten insanların yalan söylememesini bekliyor, çalmamasını çırpmamasını bekliyor, yolsuzluk yapmamasını bekliyor, hortumculuk yapmamasını bekliyor. Bekliyor da bekliyor. Halk bu tarz şeyleri beklemekte haksız değil elbette bekleyecek. Yönetici dediğin ahlaklı olmak zorunda, adil olmak zorunda, yönetilenler arasında hakkı hukuku adaleti gözetmek zorunda.

                Beklentiler bu yönde iken neden vakıa bunun tam tersi cihette seyrediyor? Neden siyasetçi denildiğinde aklımıza yalan, dolan vb. şeyler geliyor? Siyaset denilen şey aslen bir ahlaki kurum iken çok çok uzun zamandır siyaset ile ahlak aynı cümlede bile telafuz edilemiyor. Peki neden?

                Fahr-i kâinât Efendimiz (s.a.v.)'in şu hadisi yukarıdaki sorunun cevabını net bir şekilde veriyor:

"Siz nasılsanız, öyle yönetilirsiniz" ( İbn Cemî’, Mu’cemü’ş-şüyûh s. 149; Deylemî, Müsned, 3/305)

                Efendimiz (s.a.v) açık bir şekilde yönetenler ile yönetilenler arasında doğrusal bir ilişki olduğunu ifade ediyor. Nasıl mı ? Yönetilenler ahlak sahibi ise yönetenler de ahlak sahibi oluyor, yönetilenler hızsız ise yönetenler de hırsız oluyor, yönetilenler yalancı ise yönetenler de yalancı oluyor, yönetilenler kavgaya meyilli ise yönetenler de aynı oluyor.

                Şimdi açık konuşmak gerekirse halk; yani yönetilenler olarak yalan bizde, riya bizde, nifak bizde, kavga bizde, zulüm bizde hasılı kötüye dair ne varsa bizde mevcud. Ahlaki değerlerden uzak, dini emirlere uygun olmayan bir hayat yaşarken; bizi yönetenlerin ahlaklı, edepli, hoşgörülü, doğsdoğru olmasını bekliyoruz.

                Bizleri yönetenler yine bizim aramızdan çıkıyorlar. Yani biz nasılsak aynen öyle yönetiliyoruz. Bakıyorum da fırsatını bulan herkes siyasilerden şikayet ediyor ama kimse iğneyi kendine batırmıyor. Şunu bilmeliyiz ki bizler düzelmedikçe bizleri yönetenler de düzelmeyecektir.

                Eleştirmek kolay olandır, yapmak zor. Derler ya hani "dile kolay"... Eğer düzgün bir ülke, düzgün bir hüküm ve hükümet istiyorsak, kendimize çeki düzen vermek zorundayız. "Verdikleri sözü tutmuyorlar." diyoruz; şimdi bu soruyu kendimize sorma zamanıdır: Bizler sözümüze ne kadar sadığız? Ne derece dosdoğruyuz?

                Fatiha suresi bir ahitleşme ve dua suresidir. Yazıyı Fatiha suresinde geçen dua ile nihayete erdirmek istiyorum:

"Rabbimiz, bizleri dosdoğru yola ilet, nimet verdiklerinin yoluna , gazaba uğrattıklarının yoluna değil." Amin...

 

Ferhat SÜRMELİ

ferhatsurmeli1412@gmail.com

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 19.08.2015 - 00:49 -525-
Bu sayfayı paylaşın :