Biz'e Düşen

-A A +A

Referandum, tüm ulusun demokratik bir şekilde onayını alarak uzlaşma, anlaşma demektir. Sayılı günler sonra ülkemizde ciddi ve köklü bir ‘’Anayasa değişikliği’ ’ne hep birlikte karar vereceğiz. Bu ülkenin vatandaşı olan her bireyin kendince bir fikri ve savunduğu bir görüşü elbette var ve bundan daha doğal bir şey yoktur.

Son yıllarda ülkemizin ciddi imtihanlardan geçtiğine milletçe şahit olduk. Özellikle bir 15 Temmuz gecesi vardı ki… İhanetlerin en büyüğü… Azılı düşmanlarımızın bile yapmadıklarını bu ihanet çetesinden gördü milletimiz. Öte yandan islâm âleminde ve dünyada yaşananlara baktığımızda içimiz dehşete düşüyor, geleceğe dair kaygılarımız artıyor ve bu gidişin sonu nereye varır demeden edemiyoruz.

Dünya’daki savaş stratejisinin eskisi gibi olmadığını ve bâtıl güçlerin hedef olarak etnik köken, mezhepsel fark ve özellikle ‘’din’’ kavramı üzerinden saldırıya geçtiklerini bugün çok daha net görebiliyoruz. Stratejik olarak bu kavramlar üzerinden çıkar sağlanmaya çalışıldığı ve Batı namlularının tümüyle ülkemize doğrultulduğu şu zamanda Müslümanlık ve kardeşlik şuuruyla hareket etmemiz gerekiyor. Birlik ve beraberlik için bu şuur, bugün çok daha önem ihtiva ediyor.

Referandumun siyasi boyutundan ziyade farklı bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim. Ülkemizde ne yazık ki sağcı-solcu, Alevi-Sünni, Türk-Kürt akımının izleri henüz silinmemişken bugünlerde buna bir de’’evetçiler’’ ve ‘’hayırcılar’’ eklendi. Bu iki görüş, iki kutba dönüştü. Sonuç ne olursa olsun bizler vatandaş olarak aynı gemide yol alıyoruz. Bu yüzden referandum, ayrıştırıcı bir düşmanlık polemiğine dönüşmemelidir.

Bizler insan ve vatanına sevdalı bireyler olarak derdimizin ve hedefimizin çok daha derin ve hassas olması gerekir. Yıllardır birbirimize şucu bucu dedirtilip uyutulurken başka taraflar bunu fırsata çevirip gözlerimizin önünde büyüyüp gittiler. Birbirimize farklı gözle bakıp, düşman gibi görürsek millet oluşumuzu ve birliğimizi yıkmaktan öteye gidemeyiz. Bölüşürsek tok, bölünürsek yok oluruz!

Bir ülke düşünün ki; sağcının yarasını solcu sarsın, Alevinin derdiyle Sünni dertlensin, askere uzatılan namluya Türk’ten önce Kürt isyan etsin. Böyle bir kardeşlik ortamında milletin çözemeyeceği bir problem kalır mı? Daha da ötesi böyle bir uhuvvet ortamını hangi güç bozabilir?

Cenab-ı Hak bir hadis-î kudsîde ‘’Ben gizli bir hazineydim, bilinip tanınmayı diledim. Bu yüzden insanları yarattım.’’ buyurmuşken bizler gereksiz kavgalarla, kargaşalarla boğulmamalıyız. O halde, bizim öncelikli vazifeyi asliyemiz rabbimizi tanımak ve bilmektir. Bunu yapabilmenin en birincil rehberi de ‘’Kuran ve Sünnetler’’dir.

Bu ülkenin vatandaşı olarak bizler hep beraber vatanımız, milletimiz ve insanlık adına yükselmenin, yücelmenin, ilerlemenin ve hedeflerimizin bir sınırı olmadığına inanarak milli ve manevi değerlerimize bağlı ufku geniş işler yapmayı kendimize şiar edinmeliyiz. Gecemizi uyuyarak kısaltmamalıyız. Vatanıma, milletime nasıl faydalı olurum derdine düşmeliyiz. Unutmayalım ki bu vatan hepimizin!

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 23.03.2017 - 17:19 -429-
Bu sayfayı paylaşın :