+A A -A

Bu ülkenin şimal yıldızları

-A A +A

Bu ülkenin kendi çocuklarına şimal yıldızı gibi yol gösteren insanları kimlerdir? Ne kadarını tanıyoruz, ne kadarını biliyoruz?

Siyaset yazılarından sıkılanlar böyle buyursun. Anlatacağım güzel bir şey var.
 

MEHMET ŞEVKET EYGİ FARKI

Mehmet Şevket Eygi ile ilk tanışmam, 1997 idi sanırım. Çamlıca’daki belediyeye ait tesislerin yapılmasında danışmanlık yapıyordu. Tesislerin Osmanlı tarzına uygun olması için dönemin belediye başkanı Erdoğan’ın özel ricasıyla gelmişti. Bizim mahallenin bu işlerinden anlayan neredeyse tek entelektüeli oydu.

Ben de onunla röportaj yapmaya gittim. Nasıl şık, nasıl beyefendi, nasıl parıltılı bir hali vardıysa, o günü hep hatırladım.

Aradan yirmi yıldan fazla zaman geçti. Önceki gün, İstanbul’da yapımı devam eden İslam Medeniyeti Sanat Bahçesi’nde iftarda buluştuk. Bembeyaz sakalları, kafasında kırmızı fesi, iç yelek, yaka mendili… yani yine şık, yine beyfendi ve parıltılı.

Ağzında şeker varmış gibi, tatlı tatlı konuşuyor. Yirmi yıl önce ‘elitist, huysuz ve abartılı estetik takıntısı olan biri’ olarak eleştirilirdi. Ben de bu fikre kapılmıştım o zaman üstat affetsin!

Ancak şimdi karşımda konuşan bu ak sakallı bilge, bana nadide bir antika eser gibi kıymetli geldi. Korumak, hürmet etmek ve nadide yanından istifade etmek istiyor insan. 80 yaşını geçti hazret. Allah uzun ömür versin.

“FUZULİ’SİZ BİR TÜRKİYE OLAMAZ”

Farklı fikirleri, derin konuları ve bu ülkede çok az bulunan sanat ve estetik kaygısını öyle güzel anlatıyor ki, hepimiz hem mutlu oluyoruz, hem hüzünleniyoruz. Hattat Hüseyin Kutlu ile bu dertleri çok paylaşırız, çok kafa yorarız. Ama şimdi Şevket Eygi bizi daha derinlere ve uzaklara götürüyor.

Konuşmanın bir yerinde konu ülkelerin yıldız gibi yol gösteren insanlarına geldi.

Dikkat çekici bir tespit yaptı:

“Azizim şimdi siz, Kant’sız bir Almanya, Dante’siz İtalya, Shakespeare’siz İngiltere, Cervantez’siz İspanya düşünebiliyor musunuz? Hayır. İşte Fuzuli’siz bir Türkiye de olmaz. Düşünememeniz gerekirdi. Öylesine kıymetli biriydi. Osmanlı’da Fuzuli’den bir beyit okuyamayanı devlette çalıştırmazlardı. Şu acı duruma bakın ki, Fuzuli’yi tanıyan yok bu ülkede neredeyse.”

Keşke “Hafız’sız İran olur mu?” da deseydi!

Devamı için tıklayınız...

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 14.06.2018 - 15:58 -167-
Bu sayfayı paylaşın :