Bunların Ataları da Böyleydi

-A A +A

 

Avrupa’nın emperyalizminden, sömürgeciliğinden, ikiyüzlülüğünden v.s. alçaklığından son zamanlarda sık sık söz ediliyor fakat Avrupa oldum olası aynı Avrupa! Bunların ataları da emperyalist ve sömürgeciydiler. Afrika’da, Asya’da, Amerika’da, Uzak Doğu’da, Balkanlar’da, Orta Doğu’da hülasa dünyanın her köşe ve bucağında menfaatleri için yemedikleri halt, işlemedikleri cinayet, girmedikleri kalıp, yapmadıkları katliam, yapıp etmedikleri zulüm kalmamıştır. Şimdi yüzlerine insan hakları, demokrasi gibi maskeler takıyorlar ama bunlar dün ne idiyse bugün de aynıdır. Bugün de Orta Doğu dedikleri Osmanlı coğrafyasında aynı haltları işliyorlar.

Önümde bir kitap var. Otağ Yayınları arasında çıkmış, Prof. Yılmaz Altuğ Hocaya ait, Çin Sorunu isimli kitap. Geçtiğimiz günlerde Bolu’daki kitaplarımın tozunu alırken rastladım. Kitabı fakülte yıllarında okumuş,  döner yeniden okurum umuduyla muhtelif yerlerin altını çizmişim. Demek kısmet bugünlereymiş.

Altuğ Hoca Çinlilerin tabiatları icabı barışçı insan olduklarını ve katiyen iyi asker olmadıklarını kaydediyor kitabında. Çin’de askerlik, eski inanışlarına göre de iyi gözle bakılmayan bir meslekmiş. Hatta bir Çin atasözünde şöyle deniyormuş: “Asker yapmak için namuslu insan kullanılmaz, çivi yapmak için iyi demir kullanılmadığı gibi.” (Acaba ortalığı kasıp kavuran Çin mallarının kalitesizliği de bu anlayıştan mı ileri geliyor?)

ÇİNDE AVRUPALILARIN REKABETİ

Avrupalı-Venedikli Polo ailesinden iki tacirin seyahati Kubilay Han dönemine rastlar. Bunlardan Marco Polo, Kubilay Han’ın yanında 17 yıl (1277-1295) kalarak onun danışmanı olarak çalışır. “Harikalar Kitabı” adlı eserinde gezdiği yerleri anlatır ve edata Avrupa’yı Çin’e yönlendirir.

Çin’de 1368-1644 yılları arasında Ming hanedanı iktidardadır.  Ming hanedanı bir çiftçi ve ihtilal lideri olan Çu Yuangchang tarafından kurulmuştur. Son yıllarda yönetim bozulmuş, halktan ağır vergiler alınmış ve ortalığı çeteler kasıp kavurmaya başlamıştır. Birkaç çete birleşerek Pekin’i ele geçirmişler ve son Ming İmparatoru Szu Tsung’u kendisini asmaya zorlamışlardır. Bu sırada Kuzey Doğu’da Mançular kuvvetlenmişlerdi.

Ming hanedanından sonra Çin’i Mançu hanedanı yönetmiştir. Cizvit papazlarının Çin’e gelmeleri Mançu hanedanı zamanında olmuş ve Hıristiyanlık da Çin’e ikinci defa bu hanedan zamanında girmiştir. Bunlar beraberlerinde Batı ilmini de getirmişler, matematik, coğrafya ve astronomiyi Batı’da okutulduğu şekilde Çinlililere öğretmişlerdir. Hıristiyanlık Çine ilk defa Tang hanedanı zamanında Nasturiler tarafından getirilmiş.

Bir cümleyle söylemek gerekirse Müslümanların Çinle teması Yedinci Yüzyıla rastlar. İlk Arap heyeti 651’de Çin’e gelmiş ancak yabancılar istisna edilirse Moğol devresine kadar hiçbir Çinlinin İslâmiyeti kabul etmemiş olduğu söylenebilir. Askeri yardım maksadıyla çağrılan Arap kıtaları 756’da Çin’e gelir ve bunlar burada kalır.

TİCARET YOLLARI KESİLİYOR

Avrupa’dan Çin’e giden iki ticaret yolu vardı. Biri Kuzeyden Karadeniz, Hazar Denizi, Orta Asya yolu, diğeri Arap yarımadası, Suriye ve Orta Asya yolu.  Kuzeydeki yolun tekeli Cenevizlilerde, Güneydekinin ise Venediklilerde idi. Timur’un kurduğu devlet Mezopotamya, İran, Amüderya ve Siriderya ovalarına yayılarak Çin’in Avrupa ile olan irtibatını kesti. Osmanlıların İstanbul’u fethinden sonra bu durum Avrupa için daha da kötüleşti.

İyi denizci olan ve dünyanın yuvarlaklığına inanan Cenevizliler Hindistan ve Çine gidecek yeni yollar aramaya koyulurlar. Cenevizli (Cenova) Kristof Kolomb, İspanyol bayrağı altında Uzak Doğuya gidiyorum diye hareket eder. Ancak Amerika’ya varır. (1492)

Bu arada Portekizliler de boş durmazlar. 1154’te Araplar tarafından keşfedilen Atlas Okyanusundaki Azor adalarını ele geçirir ve oradaki Arapları köle yaparlar.

İspanya, Cenevizli Kristof Kolomb’un keşiflerinden bahsederek İspanyol asıllı Papa 6. Aleksandr’dan, Portekiz’le İspanya’nın ele geçirdikleri toprakları ayırmasını ister. Papa da 2 Mayıs 1493 tarihli papalık emirnamesi ile Azor adalarının 100 mil batısından geçen ve kuzey kutbundan güney kutbuna varan bir hattın batısında kalan bütün yeni toprakları İspanyollara, doğusundakileri ise Portekizlilere verir. Portekizliler bu taksimden memnun olmazlar. Afrika kıtasının etrafını dolaşmak isterler. Vasco de Gama yönetimindeki üç gemi 9 Temmuz 1497’de Ümit burnunu dolaşarak 19 Mayıs 1498’de Hindistan’da Kalküta’ya varır.

Görüldüğü gibi o tarihlerde açık bir İspanyol-Portekiz rekabeti vardır. Bunlara daha sonra Hollandalılar, İngilizler, Belçikalılar, Fransızlar ve Ruslar dâhil olacaktır. (Devamı gelecek yazıda.)

Kategori: 

Etiketler: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 15.08.2017 - 14:58 -337-
Bu sayfayı paylaşın :