Çalışacağım Bir İş Arıyorum

-A A +A

                Kız kardeşlerinin İstanbul’a gelmeleri üzerine Mehmed’in bizden ayrıldığını daha önce söylemiştim. Muhittin bir gün, İsmail Ağa, diye söze başladı ve “senin paran az geliyor, tek başıma ben de evin kirasını karşılayamam, bu yüzden emmimlerle (Mehmet Bağçeci ve Mahmut Orhon) kalacağım, sen de kendine bir yer bulmalısın”, dedi. Yeri gelmişken söyleyeyim, Muhittin ve ben harçlığımızı, Sütlüce mezbahanesine kesim için hayvan getiren Muhittin’in amcaları Sedat ve Nevzat (Vedat) amcalardan alırdık. Muhittin’e 600 TL., bana 200 TL. Verirlerdi. “Biz Muhsin’den alırız” der daha fazla vermek isterlerdi fakat ben almazdım. Niçin?

                Sözün başında İstanbul Hukuku kazanmam üzerine amcalarımın babamdan ayrıldığını ve bu defa da başımıza Muhsin’in geldiğini söylemiştim. Gerçi harçlık konusunda Muhsin muhatabım değildi ama kasa ve kese ondaydı. Muhsin bugün kabul etmese de anne ve babamın emeği ve geliri beni okutmaya yetecek düzeydeydi. Ne var ki babam köyde idi ve hesap kitap işleri amcalarımdan sonra Muhsin’in elindeydi. Harçlığımı babama vekâleten Muhsin veriyordu.

                 Vekâleten hareket etmesine rağmen harçlık verirken Muhsin’in suratı kırk karış olurdu. Birkaç telden oluşan kaşlarını yukarıdan aşağı kirpiklerinin üstüne indirir, suratını asar öyle verirdi. Bu da benim gücüme giderdi. Zaten anne ve babamı “şuradan sıkıyor, buradan yalıyorum” diyerek kandırırdı. Esasen okumama da amcalarımın yanında yer alarak karşı çıkmıştı.

                                               YA İŞ YA BURS BULMALIYIM

                Bu durumda ne yapacaktım? O yaz Yozgat’a dönmedim, İstanbul’da kaldım ve yaşadığım zor şartlardan kendime bir çıkış yolu aramaya koyuldum. Bir çözüm yolu bulmalıydım. Ya çalışarak ya burs temin ederek okuyacaktım. Burs temin edecek çevrem yoktu, burs temin edemiyordum. Çalışmak zorundaydım. Çeşitli yerlere başvurdum, olmadı. Adamını bulmak gerekiyordu, o da bende yoktu. İstanbul Belediye Başkanı Fahri Atabey’e bizzat müracaat ederek iş istemeye karar verdim.

                Bunun için Saraçhanedeki İstanbul Büyükşehir Belediye binasına, Sayın başkanla görüşmek için defaatle yürüyerek geldim gittim. Her defasında kapıdaki zabıta memuru Başkanın gelmediğini söylüyordu.

                Nihayet bir gün Başkan Belediye’ye gelmiş, odasındaydı. Yukarı çıktım ve fazla zorluk çekmeden görüştüm. Kendisinden iş istedim. Başkan iş yok dedi. Bin bir umutla ve defaatle geldiğim kapı yüzüme kapanıyordu. O sırada hislendim, gözyaşlarıma hâkim olamadım. Başkana birkaç söz söyledim: “Bizde mi banka soyalım, biz de mi terörist olalım, emeğimle okumak istiyorum, beni boş çevirmeyin, çalışacağım bir iş verin” dedim. Ama Başkan “iş yok” diyor başka bir şey demiyordu. (Gelecek hafta, Allah’ın Yardımı En Sıkışık Anlarda Yetişir.)

Kategori: 

2 Comments

Anıları anmak hüzünlenmek hem

Anıları anmak hüzünlenmek hem güzel, hem de acı bir duygu olsa gerek. Allah çekilen cefaların karşılığını verir. Bu arada fotoğrafında çok güzel çıkmış gençliğinde yakışıklıymışsın İsmail bey.

İsmail bey, çok güzel bir

İsmail bey, çok güzel bir çizgide hatıralarınızı yazarak herkesin faydalanmasına açıyorsunuz. Allah emeklerinizi zai etmez evel Allah.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 05.12.2017 - 09:23 -1,519-
Bu sayfayı paylaşın :