Çanakkale Savaşları..

-A A +A

 

Çanakkele Savaşları iki bölümdür. Birincisi, deniz savaşları, ikincisi kara savaşları.. Türk’ün hayat-memat mücadelesinin verildiği yerdir Çanakkale. Mehmet Akif’in; “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” dediği cinsten ve her yerden toplanmış insanın karşımıza çıkarıldığı, bizi yok etmek için her şeyin göze alındığı bir yerdir orası.

Türk milleti de onların karşısına her şeyini göze alarak çıkmıştır. Eğer düşman Çanakkale’yi geçerse, bundan ötesi yoktur. İstanbul ve Anadolu’nun birliği, Çanakkale’nin korunması ile mümkündür. 

Bunun için Çanakkale’ye bütün gücümüzü yığdık. Bütün gücümüzü.. O yokluk yıllarında neyimiz varsa.

Açlık ve fakirlik pahasına.. Her şeyimiz orada idi. Silah gücümüz, askere vereceğimiz erzak da dahil her  şeyimiz.. 

Çanakkale’ye 450.000 asker yığdık. Toplamının 325.000’inin şehit olacağı 450 bin asker.. O devirde Almanya ile stratejik ortak olduğumuzdan; Çanakkale’de ordularımıza Alman subayların komuta etmesi kararlaştırıldı. Kara ordularımızın başında Liman Von Sanders isimli bir Alman general vardı. Bütün Kolorduların ve tümenlerin başında da birer Alman komutan, yanında Alman yaverleri ve komuta heyeti vardı. Alt seviyedeki Türk komutanlara da komutanlık yapanlar gene Alman subayları idi. Hatta savaş sırasında gördüğü lüzum üzerine Türk komutanı görevinden alan, azleden de baştaki Alman komutandı.

Yalnız deniz savaşlarında, Alman komutanların ve Liman Van Sanders’in dahlinin olmadığı bilinir. Deniz Kuvvetleri komutanı o zaman, Cevat Paşa’dır. Düşman gemilerini Boğaz’dan sokmayan  donanmanın başında Cevat Paşa vardır. ”Bu gün Çanakkale geçilmez” diye bir slogan kalmışsa; bunda en büyük pay Cevat Paşa’nındır. Maalesef tarihimizde adı unutulmaya terk edilmiş büyük insanlar vardır. Cevat Paşa yıllar ve yıllar boyu Çanakkale Deniz Savaşlarında ismi anılmamış talihsiz bir paşamızdır. Kuttul Emare Savaşından ve o savaşın komutanları Ali İhsan Sabis Paşa ve Sakallı Nureddin Paşa ve diğer paşalardan bahsedilmediği gibi.

İngiliz’i ve cürm-ü şeriklerini Çanakkale’de durduran donanmamızdır. İngiliz donanması Boğazda bir adım ilerleyemedi. Ama gemilerin içi asker ve silah dolu idi. Bu askerin karada kendilerini siperin arkasında bekleyen Türk askerini geçerek ilerlemesi gerekirdi. Çanakkale yarımadası ve her yer 450.000 kişilik asker ile tahkim edilmişti. Artık denizde ilerleme umudu tükenen İngiliz, karaya asker çıkaracaktı ama her siperin arkasında bir vatan evladı vardı.

İngiliz’in karaya asker çıkarması, çıkan düşmanın nasıl karşılanacağı, askerin hangi körfezden çıkacağı, Saroz’dan mı, yoksa daha önceden mi çıkacağı konusunda ve tahminlerde yanılmalar ve karaya çıkanlarla ile mukabelelerin nasıl olacağı konularında Alman komutanlarla Türk komutanlar arasında ihtilaflar çıktı.

Çanakkale kara savaşlarında en büyük yangın, 450.000 kişilik ordunun, yani ordular birliğinin 325 bin kişisinin şehit olmasıdır. Düşünün, savaşacak asker yok diye l6 yaşındaki lise öğrencisi cepheye gitmiş.

Lise öğrencilerinin hepsi cephede şehit olduğu için sınıf boş kalmış, o yıl lise mezun verememiş. Vatan için hayatı hiçe sayan serdengeçtilik.. Ve daha nice acıklı hikaye..

Harp tarihçileri ve takdisyenleri, sipere yatmış askerin değil, saldırı halindeki birliğin daha çok zayiat vereceği hususunda birleşmiştir. Biz siperdeyiz. Elimizde silah saldırı halindeki düşmanı bekliyoruz. Niye bizden daha çak zayiat oluyor? Bunun, başımızdaki Alman komutanların yanlış  taktik ve strateji uygulamasından kaynaklandığı öne sürülür.. Evet, düşman deniz savaşındaki bozgundan sonra kara savaşında da ilerleme yapamayacağını anladı. Kendiliğinden çekildi. ”Çanakkale geçilmez” oldu. Ama bu kadar vatan evladı şehit verildi. Bu kadar genç heba oldu.. Yıllarca kendimize gelemeyeceğimiz kadar büyük zayiat.. Tek tesellimiz,vatanımız kurtuldu.

Şimdi yazının burasında Çanakkale Savaşları ile ilgili bir tartışmayı yazmak isterim.

Çanakkale Savaşlarında Mustafa Kemal’in rolü nedir? Çanakkale Savaşlarına yön veren Mustafa Kemal midir? Mustafa Kemal olmasa savaşın seyri nasıl olurdu?

Bir kere Çanakkale Savaşlarına katılan her Türk’ün bugünlere gelmemizde büyük bir katkısı vardır.

Genel Kurmay Başkanlığı bu yıl bastırdığı afişlerde Mustafa Kemal’e yer vermemiş. Bunun üzerine bir çok yerden tepki gelmiş. Tepki verenlere göre; Mustafa Kemal’siz Çanakkale anılamazmış.

Önce şunu söylemek gerekir: Çanakkale ve Mustafa Kemal konusunda iki ifrat düşünce vardır. Birincisi Çanakkale’de her şeyin Mustafa Kemal tarafından yapıldığını sananlar, ikincisi Çanakkale’de Mustafa Kemal’i inkar edenler. Bunların ikisi de yanlıştır.

İsterseniz, şöyle başlayalım: Mustafa Kemal, l915 yılında daha yarbay rütbesindedir. O yıl tehlike karşısında her vatan evladı gibi, O da mensubiyeti sebebiyle Çanakkale Savaşı’nda bir birliğin başında göreve çağrılmıştır. Mustafa Kemal, yarbay rütbesinde olmasına rağmen, kadro yokluğu sebebiyle bir albayın yerine 57. alaya komutan olarak atanmış ve kara savaşında  bu birliğe komuta etmesi istenmiştir. Hemen yanındaki 58. alayın komutanı da yarbay Fevzi’ (Çakmak)dir. Yarbay Fevzi, kara savaşlarının en yoğun günlerinde bir taktik hata yapınca; genel komutan Limon Von Sanders tarafından görevinden azledilmiş,  57. ve 58. alay birleşince Mustafa Kemal, bu ikisinin başına Grup Komutanı olmuştur. 57. alayın müdafaa ettiği satıhın eni; 120 metredir. l20 metre de 58. alayın yeri.

Eğer kaynağım beni yanıltmamışsa, kara savaşlarına katılan subaylardan 8000’i yarbay ve albaydır. Yani Mustafa Kemal gibi ve onun rütbesinde 8.000 yarbay ve Albay daha vardır.(Mustafa Kemal o yıl albaylığa yükselmiştir) Yukarıda Çanakkale Kara Savaşlarındaki birliğin tamamının birkaç ordudan meydana geldiğini, bir ordular birliği olduğunu yazmıştım. Alaylara kadro yokluğundan yarbaylar komuta ediyor. Onlarca alay var. Onlarca tabur. Kaç tane tugay, kaç tane tümen ve kolordu.. Bunların başında da başka albaylar, tuğgeneraller, tümgeneraller, korgeneraller ve en başta da orgeneraller var.

Savaşı, bir birliğin üstündeki komutandan, o daha üstündeki komutandan emir alarak yürütüyorlar. Siz şimdi bir yarbayın Çanakkale Savaşı’nda nasıl bir rol alabileceğini düşünün. Yarbay, albaydan, albay, tuğgeneralden ve en baştakinden emirler alınarak işler yürüyor. O ‘na da emir verenler var. Mustafa  Kemal son merci değil yani. O olmasa idi bu savaşı kazanabilir miydik demenin mümkün olup olmadığını böyle düşünün.

Bir kere, Mustafa Kemal’in Çanakkale Deniz Savaşları ile hiç ilgisi yoktur. Çünkü denizci değildi. Kara savaşlarına katıldı. Yukarıda yazdığım gibi önce, 57. alayın, sonra 58. alayla birlikte ikisinin komutanı oldu. Yani grup komutanı.. Büyük başarılar da gösterdi, her 8000 yarbay gibi. Mesela; ”ben size ölmeyi emrediyorum” sözü, vatanı savunmak için neler yapılacağını anlatmak bakımından anlamlıdır. Saldırıda mermileri  bittiği için geriye kaçan askerleri ile karşılaştığında; ”komutanım, mermi bitti. Onun için geri kaçıyoruz” dediklerinde; ”.mermi yoksa süngü ile savaşın” sözü de anlamlıdır.

Geçenlerde Wassap gruplarımızın birisinde bir arkadaşımız, eski İngiliz başbakanı ( Çanakkale savaşına katılmış bir subay idi) Wilson Churchill’in savaştan sonra söylediğini varsaydığı bir sözünü yazmış.

Churchill şöyle diyormuş: ”Şu anda mağlubiyeti bütün damarlarımda hissediyorum. Çok üzgünüm. Oldukça mutluydum ve umutluydum. Daha düne kader Çanakkale bizimdir, diyordum. Çünkü bu savaşı kazanmak için askeri, parayı, cephaneyi ve her şeyi hesaplamıştım. Hepsinde çok üstündük. Mutlaka yenecektik. Yalnız bir şeyi hesap edemedim: Mustafa Kemal’i. ...Bağrımda İngiliz gururu olmasa Türkleri alınlarından öpmek isterdim. ” Churchill’in Türklere hayranlığına diyeceğim yoktur. Ancak 8.000 yarbayın arasından birini nasıl fark etti? Bu biraz şüphelidir. Albaylar ve generaller varken en çok başarı gösterenin bir yarbay olması, manidardır. Churchill’in sözlerinin arasına; “Mustafa Kemal olmasa Çanakkale olmazdı” diyenlerin birisi, dışarıdan bir garnitür beyan sokmuş olabilir. Churchill böyle dese de demese de bu yanlış bir yorumdur.

Kısacası deriz ki, Mustafa  Kemal’in Çanakkale’de büyük hizmetleri vardır. Her Türk evladı gibi.. Ne, O’nu yok sayanların dediği doğrudur, ne de olmayacak efsane uyduranların dediği.

Çanakkale, canımızı dişimize taktığımız yerdir.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 23.03.2017 - 16:48 -157-
Bu sayfayı paylaşın :