Çatışmaların Analizi: Ekolojik ve Egolojik Anlayış-I

-A A +A

İLHAN AKKURT

İnsanlık tarihi boyunca çatışmasız bir zaman dilimi bulmak çok zordur. Amaçlar, hedefler, düşünceler farklı olduğunda; ayni inanç ve toplum arasında bile çatışmalar durmamıştır. Koca Veysel’in deyimiyle

“Kim okudu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başk’olmasa”

        Çatışmanın taraflarından biri bazen saldırgan-zalim, diğeri saldırıya uğrayan mazlum, saldırgan daha çok zalim iken, bazen de mazlum zulümden kurtulmak için zalime baş kaldırmıştır. Bu çatışmalarda bir tarafının temeli hak aramak gibi görünse de, her iki taraf içinde işin aslı güç ve hâkimiyet mücadelesidir. Çünkü bir zamanın esaret altına girmiş mazlumu, hak ve bağımsızlık-özgürlük için işgalci zalime başkaldırıp, onun esaretinden kurtulduktan sonra güçlendiğinde, bu kez kendisi başkalarını ötekileştirip hâkimiyeti altına alarak zalimleşmektedir. Bu durumda her oluşumun hedefi, gerçekten hak ve adalet aramak yerine, yeryüzünün tek hâkimi olmak olunca, insanlık tarihinde kalıcı bir barışı sağlamak mümkün olmamıştır. Her güç sadece “Kendisi için iyi bir dünya” hâkimiyeti peşinde koşmuştur. Her gücün karşısındaki güç, onun için potansiyel bir tehlike arz ettiğinden, insanlık tarihinde çatışmalar durmamıştır. Hal böyle olduğundan, gerçekte bu işin haklı tarafı pek görülmemektedir. Bu durum iki insan arasında da böyledir. Her çatışmada,  BEN-BİZ ve ÖTEKİ-ÖTEKİLER olmak üzere iki taraf vardır. Bu durum, iki farklı fikir gibi görünse de her birinin asıl amacı kendi üstünlüğünü kurmak olduğundan, gerçekten iki farklı fikir arasında olduğunu söylemek çok zor.  Çünkü ayni ırk, inanç bölge insanları da çatışmaktadır. Başlangıçta hak-doğru diyebileceğimiz birçok inanç ve fikir, ilerleyen zaman içinde maalesef birilerinin egolojik güç ve hâkimiyet hedefleri için kullanılmıştır. Fikir ve inançlar çoğu zaman, güç ve hâkimiyet mücadelesini, kitleler nezdinde haklı bir zemine oturmak için istismar edilmiştir. İnsanlığa düzen vermek için gönderilmiş birçok ilahi dinin akıbeti de aynı olmuştur. Hal böyle olunca çoğu zaman ÖTEKİ diye biri yoktur, ÖTEKİLEŞTİRİLENLER vardır. Bir yerde önce bir kişi veya grup toplumuna hâkim olmak için harekete geçer, kendi içinde iktidarı ele geçirdiklerinde bu kez de hâkimiyetlerini kendi dışlarındakiler üzerine yaymaya çalışırlar. Tarihte çeşitli savaşlar, son yüzyıllarda sömürge ve dünya savaşları hep buna örnektir. Bu hareketler, hayvanların kendi hâkimiyet bölgelerini belirlemek için yaptıkları çatışmalara benzediği için tarafların haklı olanı pek yoktur.

        Buna rağmen kültürümüzde HAK ve BATIL SAVAŞI olarak tanımlanan, insanlık tarihinde az da olsa rastlanan hak ve doğrudan yana olan bir anlayış mevcuttur. Tabi HAK bir tane olmasına karşı BATIL sonsuz sayıdadır. Hak anlayışının en belirgin özelliğini şöyle tanımlayabiliriz; “Herkes için adalet ve iyi bir dünya” arayışıdır. Günümüzde bu iki farklı anlayışa yeni bir tanımla EKOLOJİK ve EGOLOJİK anlayış diyebiliriz. Egolojik anlayış, sadece kendisinin-kendilerinin üstün olduğuna ve yeryüzünde iyi şarlarda yaşamanın kendisinin-kendilerinin hakkı olduğu inancına dayanır. Kendilerinin dışındakiler ÖTEKİ-ÖTEKİLERDİR. Ekolojik anlayışı tek bir cümle ile ifade edersek “Herkes için adalet ve iyi bir dünya” diyebiliriz. “Herkes kavramına canlı cansız her varlık girmektedir. Bu açıdan yeryüzünde sürdürülebilir bir hayat ve kurulu düzenle uyum içinde olduğundan hak-doğru olan anlayışa EKOLOJİK ANLAYIŞ diyebiliriz. Ekolojik anlayışların ortak özellikleri:

1-Ekolojik düşünce, kurulu hayat düzenine uyumu esas alır. SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ÇEVREYİ hedef alır.

2-Hayatı sunanlara karşı minnet borcu ve SORUMLULUK duyar.

3-“HERKES İÇİN ADALET VE İYİ BİR DÜNYA” amaçlar. Burada “Herkes” anlayışında BİZ MERKEZCİDİR. Biz kavramı, kâinatta düzeninin sürmesinde katkıda bulunan canlı cansız her varlığı kapsar. Kendi keyfince yaşamaz.

4- Kimse RAKİBİ değildir. Kimliklerinden dolayı kimse ÖTEKİLEŞTİRİLMEZ. Diğer insanlara karşı bir üstünlük iddiaları yoktur.

5- Güç biriktirme yerine güç paylaşımını esas alır. ADİL VE HAKÇA PAYLAŞIMI esas alır.

6- Karşılıklı ilişkilerde ÇIKAR gözetmez.

7-Adalet ve kurulu düzeni ayakta tutmak için SADECE İYİ VE KÖTÜ FİİL ayırımı vardır. Herkes için adalet anlayışındadır.

8-Sadece haksızlığa, bir saldırıya karşılık vermek, saldırıyı durdurmak amacının dışında çatışmaya girmez. BARIŞTAN yanadır.

9-Belli bir ırk, kimlik ve bölgeye dayanmaz. Bu fikri-inancı benimseyen HERKESE kapısı açıktır.

10-Yönetim EHİL İNSANLARIN elindedir.

Egolojik düşüncelerin ortak özellikleri ise;

1-Dünya kaynaklarını ve çevreyi talan etmekten çekinmezler.

2-Güce karşı sorumluluk duyulur. Kendi içlerinde insanın dilediğini yapmasının önünde engel tanımaz, yeter ki zor kullanılmasın.

3-Sadece ”Kendileri için iyi bir dünya” arzu ederler. İyi şartlarda yaşamak sadece kendilerinin hakkıdır, BEN MERKEZCİDİR. İyi bir dünyadan kasıt keyfince sorumsuzca yaşamaktır.

4- Herkes rakibidir. Mutlaka ötekileştirdikleri birileri vardır. Kendi dışlarındakilerin-ötekileştirilenlerin fazla bir hakkı yoktur. Diğer insanlardan daima üstün oldukları iddiasındadırlar.    

5- Asıl hedef güç biriktirmedir. Gücü ele geçirmek için her zaman saldırı-çatışma arar. Belli bir ırka, kimliğe veya bölgeye dayanır. Ayni fikir ve inançta da olsa, herkesi kapsamaz.

6-Karşı ilişkiler çıkara dayanır.

7- Gücün üstünlüğün ve haklılığına inanırlar. Kendileri için adalet anlayışındadır. Kendi sistemlerinin devamı için iyi ve kötü fiil ayırımına sahiptirler.

8- Başkalarının hakkı olan kaynakları ele geçirmek için devamlı çatışmacı –saldırgan tavır içindedirler. Hak, hukuk tanımaz ve zalimdir.

9-Sadece kendilerine güç katacak insanlara kapıları açıktır.

10- Yönetim güçlünün elindedir.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 19.08.2017 - 13:15 -167-
Bu sayfayı paylaşın :