Cemaatin en büyük sırkatı: Delil uydurmak

-A A +A

Okuyucularımız farkındadır ki; iki yıldan beri "Cemaati Sırtlanlara Kaptırmayacağız" gibi çok ince bir çizgiyi sürdürmeye çalışıyorum.

 

Su zaviyeden bakılırsa, söylediklerim daha iyi anlaşılır:

 

1960:1971; 1980 askeri darbeleri, 28 şubat postmodern darbesi hepsi de ABD desteklidir. CIA operasyonlarıdır.

TSK içindeki ve komuta kademesindeki CIA ve Pentagon bağlantılı unsurlar vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir.

 

Çoğunda Amerikan Yahudi yapılanması ve Israil de rol almıştır.

 

2008'de başlayan Ergenekon tutuklamaları da TSK içindeki ve dışındaki ABD karşıtı unsurlara karşı, Hükümeti ve Genel Kurmayı esir almış ABD destekli CIA operasyonudur.

 

Ancak bu operasyon hükümete karşı değil, hükümete darbe yapacağı varsayılan unsurlara karşıdır.

 

Suna dikkat etmek gerekir: Bu kadar insan, teşebbüs haline bile geçmemiş darbe niyetleri için yargılandılar, yıllarca tutuklu kaldılar, toplam binlerce yıl hapis cezası aldılar da saydığımız Amerika icazetli dört darbeyi gerçekleştirenlere ciddi hiç bir şey yapılmadı.

 

Cemaate gelelim.

 

Muhtemelen hedefteki Amerika karşıtı unsurların, kendilerinin Türkiye’deki varlıkları ve yükselmelerinin önünde engel olduklarını düşündüklerinden, daha kuvvetle muhtemel olarak ABD'deki varlıklarına karşı bir diyet borcunu ödemek üzere, esas gücü TSK içindeki ve dışındaki Pentagon ve CIA yönlendirmeli unsurlar olan bu müdahalede yardımcı güç olmayı kabul ettiler.

 

Sonuçları düşünüldüğünde çok riskli olan bu yardımcı rolü kabul etmek, Cemaat için yanlış hesaptır.

Bu darbeye yardımcı güç olarak katılmanın bedeli, Türkiye’deki ABD karşıtı toplum kesimlerini karşıya almak olmuştur. Diğer faturalar da zamanla dökülecektir.

 

Kendisine koruma vaadedilmedikçe Cemaat bu rolü kabul etmezdi. Ancak görülen o ki vaadedilmişse bile bu koruma esirgenmektedir.

 

Cemaatin ikinci yanlışı, ABD ve CIA destekli operasyonda, Pentagon'un ve CIA'nin sağladığı imkânlarla başardığı Ergenekon operasyondaki rolünden fazla heyecanlandı.

 

Bu basariyi kendisinden bildi ve ayni şeyi Hükümete karşı yapabileceğini zannetti.

Ya da AKP hükûmetini öteden beri Türkiye’nin başında görmek istemeyenlerin teşviki ve yârdim vaatleri ile Hükümete saldırmaya cesaret etti.

 

Hükûmetin ABD ile, Israil ve ABD'deki Yahudi yapılanması gibi AKP karşıtı dış güçlerle vardığı mutabakatları göremedi.

Ergenekon Balyoz surecinde birlikte savaştığı güçler, onu Hükümete karşı savaşında yalnız bıraktılar.

 

Cemaat hakkında acılan davalara bakin.

Cemaatin en ağır taksiri, Ergenekon/Balyoz surecinde delil üretmesidir.

Cemaate Milyon sayfayı bulan iddianamelerdeki binlerce uydurma delilin hesabi sorulmamaktadır. Sorulmayacaktır.

 

Ergenekon/Balyoz davalarında bu uydurma deliller yüzünden haksız olarak yıllarca tutuklu kalanlara, hayatlarının kalan kısımlarını mutlu yasamak istiyorlarsa, bu uydurma delillerin peşini bırakmaları tavsiye edilmektedir.

 

Cemaat, çok basit ve onların izni olmadan hamleleri boşa çıkmağa mahkûm bir ikincil güç merkezidir.

Askeri personel tutuklanırken 

Genel Kurmay

Kuvvet Komutanlıkları

Ordu komutanlıklarının

suskun kalmaları, alt kademelerden gelen yoğun baskıyı dengeleyebilmiş olmaları

ABD'nin TSK içindeki elinin ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir.

 

Ergenekon ve Balyoz davaları ile TSK içindeki ikinci kutup hemen hemen silinmiştir ama

ABD’ye biat etmiş, CIA'nin uzantısı gibi çalışan odak bütün kademelerde örgütlüdür.

Ergenekon davaları sırasında karargah içinden temin edilen bilgi ve belgeleri

TSK içindeki Cemaat sızması ile izah etmek mümkün görülmemektedir.

 

Simdi Türkiye’yi manipüle etmeye alışmış, istediği anda hala Türkiye’de siyasi hayata müdahale edebilme kapasitesine sahip Amerikan Derin Devleti, Amerikan Yahudi lobisi ve Israil simdi Hükûmetin önüne Cemaati atmıştır.

 

Ama Cemaatin bir aparat gibi saldırısına uğrayan TSK içindeki veya sivil hedefler, doğru değerlendirme yapmakta ve asil faillerin bu günkü TSK hiyerarşisinde ve AKP içinde yerleştiğini tespit etmektedirler.

 

Cemaatin ana güç kanallarını keserek çaresizleştirdiğimizde rehavete kapılmamalıyız.

Çünkü Hükûmet için Cemaat aslında yanlış hedeftir.

 

Cemaatin Türkiye’den tasfiyesi, yeni bir NeoCon/Israil projesidir.

Size daha önce sunduğum MEMRI, MEQ yazılarından gördüğünüz gibi, NeoCon'lar ve Israil, Fetullah Gülen’in Türkiye’de kendine mahsus bir "İslam Devleti" kuracağını değerlendirmektedirler.

 

Hükûmet sadece 17/25 Aralık yüzünden değil, Cemaati bitirme siparişini almış olması dolayısı ile de "inlerine girme/bitirme" sloganlı bir sureci iki senedir sürdürmektedir.

AKP, bu saldırgan tutumun ilk semeresine 7 Haziran'da kavuşmuştur.

 

Biraz akil herkese lazim.

 

M. Can

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 01.07.2015 - 17:53 -607-
Bu sayfayı paylaşın :