“Şeyh Bedreddin Destanı” (2)

-A A +A

Şeyh Bedreddin Destanı’nda yapılan üçüncü yanlışlık, Şeyh Bedreddin Simavnavi’nin eski iki müridi Torlak Kemal ile Börklüce Mustafa’nın isyan hareketlerinin, Şeyh Bedreddin ile direkt ilişkisinin olduğu varsayımıdır.

Şeyh Bedreddin Fetret Devri’nde Musa Çelebi’ye kazaskerlik yapmış ve bazı dervişlerine de yanında görev vermiştir. Fetret Devri bitmiş, Çelebi Mehmet galip gelmiş, bunlar muhalefetlerini sürdürmüşler hatta Torlak Kemal ile Börklüce Mustafa, etraflarına topladıkları sekiz – on bin kişilik silahlı adamla yeni yönetime başkaldırmışlardır. Ve sonunda bu iki müridin isyanı bastırılmış ve ikisi de idam edilmiştir.

Ama Şeyh Bedreddin’in bu eski iki müride, psikolojik ve lojistik destek verdiğine dair kanıt yoktur. Varidat’ta isyancılara böyle bir destek verildiğine dair bir ima da bulunmamaktadır. Zaten Varidat’ın havası da böyle değildir. Kitapta isyancı ruhu coşturacak ve onlara gaz verecek bölüm yoktur. Bir tasavvuf kitabının isyancıların el kitabı olması böylelikle düşünülemez.

Şeyh Bedreddin’in fikri bazda Çelebi Mehmet ve 2.Murat yönetimine muhalif olduğu doğrudur. Bu hareketi sebebiyle kendisi İznik’e sürgün edilmiştir.

Nazım Hikmet’e; göre İznik’e gelen isyancı müritler şeyhin elini öpüp, ondan manevi destek alıp, bir elinde Varidat, bir elinde silah ile devlete karşı savaşmaya giderlerdi.

Nazım Hikmet, gerçeğe uymayan bu tezini güçlendirmek için destanın içinde şöyle bir şiirle konuyu anlatır:

“Ve yazarken

Simavnavi Teshil’ini

Torlak Kemal ile Mustafa

Öptüler

Şeylerinin ellerini

Al atların kolanını

Sıktılar

Ve İznik kapısından

Dizlerinde çırılçıplak bir kılıç

Heybelerinde el yazma bir kitapla çıktılar

Kitaplarının adı

“Varidattı.”

Varidat’ın bir tasavvuf kitabı olduğunu düşünenler, Varidat okuya okuya nasıl savaşmaya gidildiğini anlasınlar artık…Diğer yandan, Teshil’in de bir dini kitap olduğu düşünülürse; Nazım Hikmet’in kitap okuyarak veya bir eline kitap, bir eline silah alarak dağlarda eylem yapıldığını izahın bir fantezi olduğu kendiliğinden görülür.

Nazım Hikmet’in Şeyh Bedreddin Destanı’nı yazarken yanıldığı dördüncü husus, Şeyh Bedreddin’e değil, Mehemmet Şerafettin Efendi’ye ait görüşün, hiç alakası yokken şumullendirilmesidir. Mehemmet Şerafettin Efendi; “Erzak, mevaşi ve arazi gibi şeylerin umumi mali müşterek addetmesini tavsiye  eden Börklüce’nin kadınları istisna etmesi, bizce efkarı umumiye karşı bir takiyye ve tesettürdür” diyor, kitabının bir yerinde.. Bu görüş Şerafeddin Efendi’nin kendi görüşü yani.. Nazım burada hemen heyecanlanıyor ve Marx’tan ve Engels’ten etkilenerek şöyle diyor: “Burjuva için kadın, bir istihsal aletidir. Burjuva, istihsal aletlerinin içtimaileştirileceğini duyunca; tabi bunun kadınlara da teşmil edileceği endişesini çıkarıyor. Burjuva böyle düşünüyorsa, Bedreddin niye böyle düşünmesin? İlahiyat bakımından kadın mal değil midir?”

Evet, Nazım, Şeyh Bedreddin Destanı’nın nesir kısmında böyle diyor. “Burjuva böyle diyorsa Bedreddin niye böyle demesin?...” Bir kere kadın konusunda o sözü söyleyen Bedreddin değil, Börklüce’den naklen M. Şerafeddin Efendi.. Nazım Hikmet muhatabını karıştırmış.. M. Şerafeddin Efendi’nin sözünü Şeyh Bedreddin’e bağlamış. Bağlantı, oradan Lenin’e uzanmış. Oradan da genel bir kural çıkarmış Nazım. Yani Nazım Hikmet; ne Börklüce’nin, ne de Bedreddin’in olmayan bir sözü, onlara mal ederek destan yazmış. Bunun okuduğu kitabın yazarının görüşü olduğunu kavrayamamış.. Gene Nazım’ın kaleminden, Bedreddin söylemiş gibi işlenmiş bir başka söz daha var. Bu da sahibi karıştırılmış bir söz. Sözün sahibi gene Börklüce.. O da şudur:

Börklüce, bir askerine emir veriyor: “O malları düzenle ! ”. Asker: Benim emlakimi sen de benim gibi tasarruf edebilirsin.” diyor. Bu söz, Nazım’a göre sosyalizmin adaletine uygun düşüyor. Nazım Hikmet, Destan’da bunu da Bedreddin söylemiş gibi anlatıyor. Oysa söz tamamıyla Börklüce’nin bile değil, askerinin sözü: “Benim emlakimi sen de tasarruf edebilirsin”…Bu söz, Şeyh Bedreddin’in hiç değil. Nazım, başkasına ait sözlerle Şeyh Bedreddin’e görev vermiş yani. Börklüce’nin kendi askerlerinden birisi ile konuşması, Şerafettin Efendi’nin kitabında geçiyor. Ama destanda sözün sahibi değişiyor. Söz Şeyh Bedreddin’in olup çıkıyor.. Çünkü sosyalizmde; “Benim malım, senin malındır ”felsefesi, çok makbuldür…Askerin, “benim malımı, sen de istimal edebilirsin” sözünü, çok makbul bir cümle olarak buluyor Nazım. O sözün Şeyh Bedreddin ile ilgisinin olmamasına rağmen..

Sonra “İlahiyat kadını mal gibi görür” fikri de, Nazım Hikmet’in İslam’ı nasıl anladığının ayrı bir ayrıntısıdır. Varidat’ta böyle bir beyan yokken… Dinimiz kadını ayırmadığı, aksine büyük değer verdiği halde.. Nazım, toplumda insanlar konuşurken;  “Cennet anaların ayakları altındadır” sözünü hiç duymadı mı? Kadını, erkeğin; “ev sahibi” gibi gördüğünü, erkekler konuşurken, “bizim ev sahibi” denirken, kimin kastedildiğini, mahalle kahvesinde hiç duymadı mı?

Ayrıca, kadın konusunda Bedreddin’in olmayan sözü Marx’a ve Lenin’e kadar uzatılmış, lafın ortasında Nazım Hikmet, Destan’da yazdığı gibi “Hangimiz Lenin kadar beynelmilelci olabildik” demiştir. Hiç alakası yokken...

Evet, Destan, bir hayal mahsulüdür. Ve kahramanı gerçek olmasına rağmen, Bedreddin, yanlış yere oturtulmuştur. Varidat’ı okumamış bile Nazım. Şeyh Bedreddin’i anlatanların yorumuna yorum katarak destan yazmış. Bedreddin’e ait olmayan, ilgisi olmayan kişilere ait olan sözlerle Bedreddin’i anlatmak istemiş. Destan yanlışlıklarla dolu. Nazım, Müslüman bir ülkede doğmuş ama İslam’ın kadını bir mal olarak gördüğünü nereden çıkarıyor? Ve kendisi Varidat’ın ruhuna uymayan bir yorumu nasıl yazabiliyor? İşin daha tuhafı, Nazım hayranları bu kadar yanlışlığı nasıl kaldırabiliyor? “Böyle bilinmiş artık seslenmeyelim mi” diyorlar yoksa..

Nazım Hikmet, Şeyh Bedreddin Destanı’nın bir yerinde destanı yaşamak, yazmak ve olayların ruhuna inmek için “Demirci Şefik’in gömleğini giyerek bir sefere çıktım” diyor. Kah hayal, kah rüya.. Bazen Bedreddin ile olmayan alemde geziyor, O’nunla yolculuk yapıyor. Bazen O’nu geriden takip ediyor ve sonunda böyle bir ortamda Şeyh Bedreddin Destanı ortaya çıkıyor.

Kendisi rejime muhalifti Nazım Hikmet’in. Destanın kahramanı Şeyh Bedreddin’i kendine yoldaş bildi.

Ama olduğu gibi değil, olmasını hayal ettiği gibi..

“Her rejime muhalif olana destan yazacaktı da, Celali İsyanlarını çıkaran Canbolatoğlu’na ve Kalenderoğlu’na ve diğerlerine niçin destan yazmadı Nazım”, diyesi geliyor insanın…

Kategori: 

2 Comments

Güzel analiziniz için çok

Güzel analiziniz için çok teşekkür ederiz. Kaleminize, kelamınıza kuvvet ve bereket

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 07.08.2017 - 12:58 -355-
Bu sayfayı paylaşın :