+A A -A

Son Osmanlı ABD planını böyle bozmuştu biz de inşallah öyle bozacağız

-A A +A

Prof. Dr. Mahir Aydın’ın araştırmasına göre, ABD Temsilciler Meclisi’nin, 31 Ocak 1896 tarihli yasa taslağı şöyledir: "1895`teki Ermeni ayaklanmalarının hemen akabinde ABD Temsilciler Meclisi, 31 Ocak 1896 tarihinde şöyle bir yasa taslağı hazırladı:  ‘Dünyadaki Hıristiyanlardan oluşan bir komisyon seçelim. Bu komisyon, Türkiye`yi yönetmek için bir başkan seçsin. Türkiye`nin yönetimi Türklerden alınsın ve eyaletlere bölünsün. Bu yapılanmanın adı da Türkiye Birleşik Devletleri olsun.” Acaba o dönemde dünyada olayları anı anına takip eden Osmanlı, ABD’nin bu  planlarına nasıl bir cevap verdi?

Yüzyıl önce ABD Türkiye’ye
karşı nasıl bir plan
hazırlamıştı?

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yakın Çağ Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Aydın’ın araştırmasına göre, ABD Temsilciler Meclisi’nin, 31 Ocak 1896 tarihli yasa taslağı metnini arşivlerden bulduğunu kaydeden Prof. Dr. Aydın, şunları söyledi:

"1895`teki Ermeni ayaklanmalarının hemen akabinde ABD Temsilciler Meclisi, 31 Ocak 1896 tarihinde bir yasa taslağı hazırladı. Bu yasa taslağında şunlar ifade ediliyor:  ‘Dünyadaki Hıristiyanlardan oluşan bir komisyon seçelim. Bu komisyon, Türkiye`yi yönetmek için bir başkan seçsin. Türkiye`nin yönetimi Türklerden alınsın ve eyaletlere bölünsün. Bu yapılanmanın adı da Türkiye Birleşik Devletleri olsun.”  [1]

Acaba o dönemde dünyada olayları anı anına takip eden Türkiye, ABD’nin bu sömürgeci planlarına o dönemde nasıl bir cevap verdi?

SULTAN ABDÜLHAMİT’İN TÜRKİYE’NİN
KURULMASI İÇİN DÜŞMANA HARİKA OYUNU 

Amerika’nın bu asırlık planına karşılık, bu sırada Osmanlı Padişahı olan Sultan 2. Abdülhamit Han, tahttan ayrılmadan önce olayı zamanında takip etmiş, buna karşılık Türkiye’nin kurtuluşu için Osmanlı’ya başka bir harika plan hazırlamış ve miras bırakmıştı.

Bu kurtuluş planı Son Padişah Sultan Vahdettin tarafından, Mustafa Kemal’in görevlendirilmesiyle yürürlüğe koyulan Milli Mücadele hareketiydi.

Bu harekatta önce Türkiye düşmanları bir oyunla teke indirilmiş, Yunanlıların dışında, yurdumuzun diğer bölgelerinde bulunan işgalci düşmanlar (İstanbul’u işgal eden İngilizler ve Fransızlarla beraber Anadolu’da bulunan yedi düvelin orduları) tek bir kurşun atmadan ülkemizden gönderilmişti.

MİLLİ MÜCADELE’DE BU OYUNU ÇOK GEÇ
ANLAYAN DÜŞMANIN SUİKAST HAZIRLIĞI

Bu milli oyunu çok sonradan fark eden düşman, önce Mustafa Sağir denilen Hint Müslümanlarının temsilcisi gibi kendini gösteren İngiliz Casusu ile Mustafa Kemal’i öldürtmeğe çalışmıştı. Ancak Milli Mücadele başlarken, şiirleriyle millete umut veren, en çok da yazdığı İstiklal Marşı ile milli zaferi millete birkaç yıl önceden haber veren Mehmet Akif’in özel olarak ihbar etmesiyle bu adam yakalanmış ve Ulus Meydanında idam edilmişti.

Ama kendini hiç göstermeyen düşman sözkonusu ajanıyla suikast planını ve amacını gerçekleştiremeyince yine de hedefinden vazgeçmemiş, başka şekillerde başka casuslarıyla bu hedefine ulaşmağa çalışmıştı.

CUMHURİYET’TE DÜŞMANIN SİYASİ VE
KÜLTÜREL AÇIDAN ASIL ETKİN OLDUĞU DEVİR

Mustafa Kemal’den sonra ABD, Türkiye’deki hedeflerini, İsmet İnönü devrinde gerçekleştirmeye çalışmış, Türkiye toplumunu kültürel ve manevi yönden değişime uğratacak ve Batı kültürünü ve düşüncesini yerleştirecek gayrı milli icraatlarda bulunmuştur.

Daha sonraki devirlerde NATO ittifakıyla bu değişim siyasi ve askeri yönden Türkiye’yi çok bağlayıcı niteliklere ve özelliklere kavuşturulmuştur.

NATO’NUN ASIL AMACI: TÜRKİYE’Yİ VE
İSLAM ÜLKELERİNİ BAĞIMLI KILMAK

1950’li yıllarda Türkiye NATO’ya girdiğinde, ABD’nin Menderes hükümetlerine İslam ülkelerini, Amerika’ya bağımlı olarak bir federasyon halinde birleştirmesi konusunda dayattığı biliniyor:

“Washington sürekli olarak Türk hükümetini Ortadoğu’yla daha fazla ilgilenmeye teşvik ediyordu. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi George McGhee, Türk liderleriyle yaptığı görüşmelerde Türkiye’nin tarihi konumu, askeri gücü ve NATO üyeliği nedeniyle bölgede lider rolü üstlenme potansiyelinin yüksek olduğunu sürekli yineliyordu. Bu bağlamda Büyükelçi Araplarla Türkler arasındaki ilişkileri geliştirerek, Türkiye için bölgede önderlik rolüne zemin hazırlayabilecek bazı politikalar da önerdi. McGhee, başlangıç olarak Türkiye’nin askeri okullarında Arap öğrencilere eğitim verebileceğini, birçok Arap ülkesine kültürel ve ekonomik heyetler gönderebileceğini ve bölge ülkelerine bazı resmi ziyaretler düzenleyebileceğini söyledi.” [2]

“DÜŞMANIN ÜLKEMİZE ORTADOĞU İSLAM
FEDERASYONUNU KURDURMAK HEDEFİ”

1951’de Tarihçi Cemal Kutay’ın Millet Mecmuasında şöyle bir yazı yayınlanmıştır:

“NATO’ya alınmamızın asıl amacı Ortadoğu Cephesi’nin kurulması.(...) Ortadoğu’nun Pakistan, Afganistan, İran ve Türkiye ile birlikte bütün bir Türk ve İslam camiasının federasyon biçiminde birleştirilmesidir. Batı’da nasıl ilgililerden oluşan bir NATO kurulmuşsa, Ortadoğu’da da Ortadoğu Federasyonudur...” [3]

BUGÜN ABD ASIL YÜZÜNÜ NASIL GÖSTERDİ:
“TÜRKİYE TERÖRİST BİR DEVLETTİR!”

 Çeyrek asırdan fazla bir zamandır devam eden bu zamanın sonunda 2000’li yıllarda Türkiye, Tayyip Erdoğan yönetimiyle tanışmış, Türkiye bu dönemde ABD’nin kontrolünden çıkmak üzere büyük adımlar atmış ve atılımlarda bulunmuştur.

Türkiye ABD’nin kontrolünden çıkmak üzere büyük atılımlarda bulununca Amerika asıl yüzünü ortaya çıkarmıştır.

Amerikan Kongre’sinin Terörizmle Mücadele Güçleri Başkanı Robert Pittenger, “Türkiye’nin yaptıkları terörist devlet eylemleridir. Türkiye’de terörle bağlantılı kişi ve kurumları belirlemek için çalışmalıyız’ ifadelerini kullanarak büyük bir alçaklığa imza atmıştır. [4]

ABD’nin tarihten gelen Türkiye’ye karşı bu bakışı bize karşı aynı doğrultuda stratejileriyle ve politikalarıyla derinlik kazanmıştır.

SONUÇ

Düşmanın bugünkü son dünya Haçlı savaşında Türkiye’ye karşı oynadığı bu oyunlarını çok iyi anlamak için, bir asır önce son Osmanlı’nın, şimdi tarihin karanlıklarında kalan belgelerini bulmak, bu belgeleri çok iyi okumak ve değerlendirmek gerekir.

Öncelikle ABD’nin bugün Türkiye’ye ve İslam dünyasına karşı gerçekleştirdiği soğuk savaşın asıl niteliklerini ve özelliklerini bilmek gerekir. Örneğin bu savaşın başını çeken Amerika’nın ileri sürdüğü PKK gibi terör örgütlerinin ve diğer sivil işgal ordularının ardında kendini hiç göstermeyen gizli savaşını görmek gerekir.

Amerika böylece kendi hedefleri doğrultusunda, kendi insanını ve kendi toplumunu harcamıyor ve savaştırmıyor, maalesef İslam ülkelerinde kendi kontrolündeki örgütleri ve insanları kendi hedefleri doğrultusunda savaştırıyor ve vuruşturuyor.

Amerika’nın asıl bizden gözükerek yer altında sessiz ve sinsi bir şekilde gerçekleştirilen bu faaliyetlerini ve etkinliklerini fark etmek gerekir. Zira bu soğuk savaş bizim burnumuzun dibinde bizim gibi giyinen, bizim gibi konuşan ve her türlü hal ve yaşantısıyla bizim gibi gözüken bir çok gizli düşmanlarla doludur.

Özellikle şunu hiç unutmamak gerekir ki, ABD’nin kendi insanlarını ve kendi askerlerini ileri sürmeden dolayısıyla kullandığı sömürgesi altındaki tüm sivil yabancı ordular, tüm sivil kuruluşlar ve örgütler, bu savaşta düşmanın sağ gösterip sol vurduğu şaşırtıcı özelliklerinden ve niteliklerindendir.

Allah düşmanlarımıza fırsat vermesin, bize ve tüm İslam dünyasına yardım eylesin!

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

Hasan Erden

 



[1] 2007-10-12 tarihli Milli Gazete, Yeni Çağ Gazetesi.

[2] Ayşegül Sever, Soğuk Savaş Kuşatmasında, s: 99

[3] Millet Mecmuası 1951

 

2 Yorum var.

Allah size sağlık ve hayırlı uzun ömürler versin. Düşmanını tanımayan, kendini ondan sakındıramaz. Hasan Ağabey bu görevi hakkıyla ifa ediyorsunuz. Allah razı olsun.

Hasan abi, analizleriniz - araştırmalarınız aydınlatıcı ve sarsıcı aslında. Çok dikkatle takip edilmesi lazım. Hiç ıskalanmamalı. Allah size sağlık afiyet güç kuvvet versin. Teşekkür ediyoruz.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 05.01.2018 - 10:48 -2,189-
Bu sayfayı paylaşın :