+A A -A

Siyasi Başarısızlığın Nedenleri

-A A +A

Türkiye yeni yönetim sistemini ve yönetimini seçti. Hayırlı olsun.

Seçim sonuçları üzerine küçük bir değerlendirme yapmamı isteyen bazı dostlarımın ricaları bu yazıyı yazmama neden oldu.

Hiçbir vatandaşımızı yaptığı oy tercihi nedeniyle kınamak, aşağılamak doğru değildir.

Eğer oy oranlarını baz alacak olursak bu seçim yarışında kazananlar ve kaybedenler oldu.

Her siyasal parti aldığı oy kadar başarılı, kaybettiği oylar kadar başarısız oldu, diyebiliriz.

Bu yazımda kaybetmenin bazı sebepleri üzerinde durmak istiyorum.

Her ne kadar mevcut seçim sistemi gerçek demokrasiyi yansıtmıyorsa da kazananlar da, kaybedenler de aynı sistemin kuralları içinde yarışıyorlar.

Bazılarının ekonomik imkânları ve insan unsuru çok, bazılarınınki ise az olmasının nedenleri, sistemin kuruluşundan beri gelen adaletsiz ve orantısız bir temel üzerinde yürümesindendir. Kimi siyasal partiler hazineden aslan payını alırken, kimilerine tilki ve karga payı kalmaktadır.

Sıfırdan başlayıp öne geçen siyasal ekipler, ele geçirdikleri bu imkânları rakiplerine kaptırmak istemiyorlar. Toplum genelinde siyasi ahlâk ve güven duygusunun olmaması nedeniyle yönetimi kaptırdıkları takdirde onların daha fazla adaletsizlik yapacakları endişesini taşımaktadırlar. Zira kamuoyu önünde önce ülkem, sonra partim diyenlerin söylemleriyle eylemleri örtüşmemektedir. Siyasi ahlâk ve adalet duygusunun söylem ve eylemlere egemen olmadığı bu durum, Türkiye’nin fasit dairesidir (çıkmazıdır.)

İBRAHİM KUMAŞ’IN ALATTIKLARI

19. Dönem Tokat Milletvekili Sayın İbrahim Kumaş, 1991 ittifakında Refah partisi listesinden Milletvekili seçilmişti. Refah Partisi bu seçimden birinci parti olarak çıkmıştı. Öteden beri Millet Partisinin baraj endişesi, baraj yüzdesi düşürüldüğü takdirde ortadan kalkabilirdi. İttifaktan sonra her üç siyasi partinin kendi yollarına yeniden dönmeleri sebebiyle Refah Partisinin desteği olduğu taktirde seçim barajını düşürme imkânı olabilirdi. İbrahim Kumaş Bey, zamanın adalet bakanı ve Refah Partisinin oldukça etkili ve yetkili milletvekili olan Şevket Kazan’a barajı düşürme teklifinde bulunmuştu. Aldığı cevap şu olmuştu:

“Onlar bizi bu yüzde on barajıyla çok ezdiler. Şimdi de biraz biz onları ezelim”  İşte siyaset ahlakı, işte demokrasi anlayışı ve işte adalet anlayışı.

BAŞARININ GERÇEK NEDENLERİ

Bütün bu olumsuzluklara rağmen siyasal partiler halka güven verebildikleri ölçüde başarılı olabiliyorlar. Güven duygusu, halkın değerleriyle barışık olmak demektir.

Halk neyi ister? Yöneticilerin dürüst ve adaletli olmalarını, karşılaştığı her türlü maddi ve manevi sorunlarını çözmek için gayretli olmalarını, kendilerine güven vermelerini ister.

İnsanların niyetlerini okumak pek makbul bir şey değil. Lakin dış görünüşe ve yaptığı işlere bakarak insanı değerlendirmek, daha doğru bir yoldur. Bu nedenle halkla barışık olmak demek, onunla iç içe yaşamaktır. Türk toplumunun en büyük değeri, İslam dinidir. Nitekim bakanlık yapmış bir arkadaşımın sözü, başarının anahtarını vermektedir:  “Siyasetin yolu camiden geçer”

 Bununla camilerin bir siyaset arenasına çevrilmesini kastetmiyordu. Siyasetçiler ve yöneticiler, dinin en büyük şiarlarından olan namaz ve cami ile halk nazarında daha büyük bir güven kazanırlar, demek istiyordu. Tabii ki ne o, ne ben, dini inanç ve sembolleri siyasi amaçlarla istismar etmeyi asla kabul etmeyiz. İstismarcılar, yalancılardır. Yalancının mumu ise yatsıya kadar yanar. Ondan sonra onun yalanına kimse inanmaz. Bundan dolayı kastımız, samimi Müslümanlık ve dürüstlüktür. Bunu yapmayanlar başarısızlığa mahkûm olurlar.

Nitekim son seçimlerde ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayının partisinden ve kendisinden beklenmeyen camiye ve cumaya gösterdiği ilgi, başörtüsü ve namazla ilgili sarf ettiği sözler, onun, toplumda daha güven duyulan bir kişi olarak gözükme ihtiyacını  göstermektedir.

İktidar partisinin teşkilat kademelerindeki (hepsi değilse bile bazı) yetkililerin bulundukları konumlarıyla kendilerini halktan soyutlamaları, sırça köşk hayatı sürmeleri, yeterli hizmet üretememeleri ve hatta makam ve yetkilerini yolsuzluk, menfaat elde etme, adam kayırma, köşe dönmece gibi amaçlarla kullanmaları, mültecilerin bazı vatandaşların rahatına ve işlerine engel teşkil etmeleri… Gibi pek çok sorun sayılabilecek nedenler arasındadır.

Ayrıca kendilerini halktan üstün görme kibir ve sorumsuzlukları, iktidar partisine oy kaybettiren önemli nedenlerdendir.

Şüphesiz daha pek çok sebep sayabilirsiniz. Bu nedenle iktidara gelenler, oy oranlarındaki azalışları ciddi bir muhasebe ile ve bilimsel saha araştırmaları ile tespit etmelidirler. Bu bir hastalığı çek-up yapmak gibidir.

Selam ve dua ile.

1 yorum var.

"Her siyasal parti aldığı oy kadar başarılı, kaybettiği oylar kadar başarısız oldu, diyebiliriz"

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 09.07.2018 - 18:16 -846-
Bu sayfayı paylaşın :