Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Silah resti: Artık kullanmayacağız

-A A +A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Valiler Toplantısı'nda konuştu."İstişare gereklidir.Hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz" diyen Erdoğan valileri özellikle uyuşturucu konusunda uyardı.

ABD ile yaşanan vize krizine ilişkin sert ifadeler kullanan ve resti çeken Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle: Ülkemiz bir süredir tarihmin en krtiik sürecini yaşamaktadır. Türkiye içeriden ve dışarıdan kuşatılmaya çalışıyor. Ülkemiz boyunduruk altına alınmak isteniyor. Bizim alan el değil veren el konumuna gelmemzi birilerinin kabusudur. İddialı ve güçlü bir Türkiye'yi hazmedemiyorlar. 

Uzun  yıllardır birileri tarafından sadece ileri garnizon olarak görülen bir ülkenin  milli menfaatleri doğrultusunda kararlar almasını, hepsinden öte aldığı kararları  hayata geçirme iradesi göstermesini kabul edemiyorlar. El kapılarında üç kuruşa  boyun eğen, ekonomisi IMF komiserleri tarafından yönetilen bir Türkiye'ye alışkın  olanlar ülkemizin bugünkü konumunu içlerine sindiremiyorlar.

Uluslararası toplantılarda dahi şu anda Amerika'dan sonra dünyada en  az gelişmiş ülkelere destek noktasında, donörler toplantısında birinci sırada  Amerika gözüküyor fakat milli gelire oranla baktığımızda birinci sırada Türkiye.  Asla bunu toplantılarda dile getirmezler, bunu konuşmazlar, en fazla desteği  veren ülke Türkiye'dir demezler, Arakan'da, Suriye'de böyledir demezler, sadece  kendi aramızda birebir görüşmeye başladığımızda, 'Ya gerçekten çok büyük yük  çekiyorsunuz orada.' derler. Avrupa Birliği'nde de bu böyledir, sözü verirler  ondan sonra sözün de arkasında durmazlar, çünkü bunlar dürüst değildir, bunların  hayatları yalandır. Hiçbir zaman bunlardan biz dürüstlük görmedik. Öyle veya  böyle biz inandığımız yolda kararlı bir şekilde yürüyeceğiz, çünkü bu milletin  şahsı manevisinde bu vardır. Türkiye'nin bağımsızlığına leke sürdürmeme  kararlılığı, evet birilerini ciddi olarak rahatsız ediyor

"SIRBİSTAN'DA HALKLA KAYNAŞMAMIZ BİRİLERİNİ RAHATSIZ ETMİŞTİR"

Bunlar Sırbistan'ı falan AB arka kapısı gördüğü için "Türkiye buralara uzandı he, olmaz böyle şey. Buna karşı da bazı tedbirler geliştirmemiz gerekir" anlayışının içindeler. Sırbistan Cumhurbaşkanı'nın kabinesi ile bizi karşılaması ezberleri bozan bir girişimdir. Novi Pazar'da halkla kaynaşmamız birilerini rahatsız etmiştir. 

"BİZ SİZE MUHTAÇ DEĞİLİZ"

Ülkemizin bu yükselişini engellemek, büyük ve güçlü Türkiye'nin inşasını durdurmak için çok yönlü kirli bir plan uyguluyorlar. Bu planın içinde ekonomik tetikçilik, millet iradesin tank ve topla esir alma var. Mezhep ve etnik temelli kışkırtmalar var. Terör örgütlerine sahip çıkma, teröristleri baş tacı etme var. Figüran olarak FETÖ, PKK, DEAŞ, DHKP-C, eli kanlı çeteler de var. Medya manipülasyonları, şahsıma, hükümetimize ve devletimize karşı düzenlenen itibar suikatı da var. Diplomatik teamüllerin ayaklar altına alınması da var. Amerika ile vize gerginliği bunun ifadesidir. Bu olayı ortaya çıkaran buradaki bir büyükelçidir. Amerika'nın stratejik ortağını bir kendini bilmez büyükelçiye feda etmesi kabul edilemez.

Bunda ağır zırhlıdan tut tüm en modern silahlara varıncaya kadar bu  tırlarla bunlar oraya getirildi. Sayın Başkan'a (Trump) sordum 'Bunlardan  haberiniz var mı?' O zaman bin 250'ydi TIR'lar, 3 bin 500'e ulaştı. 'Olur mu böyle  şey.' dedi. 'Biz bir taraftan para temin etmeye çalışacağız, onlar buralara  bunları gönderecekler.' Hamburg'da oluyor bu, G20 toplantısında. Çağırdı  generallerini, güvenlikten sorumlu olanı çağırdı, Pence'i (ABD Başkan Yardımcısı)  çağırdı, hepsiyle beraber orada özel bir görüşme yaptık. Orada aynı şeyi onlara  sordum, 'Efendim biz seri numaraları falan kaydediyoruz, bunları daha sonra geri  alacağız.' Sayın Başkan dedim, arkadaşın dediğini Bush zamanında Irak'a  yapıldığında da bize söylediler, ben o zamanı da yaşadım.' dedim. Bana o zamanda  yine Sayın Bush aynı şeyi söyledi. 'Seri numaralarını alıyoruz, bittikten sonra  biz bu silahları geri alacağız.' 'Her şey bitti, Kuzey Irak'taki PKK'ya  yaptığımız operasyonlarda ele geçirdiğimiz silahların bir kısmının Amerika, bir  kısmının Rusya olduğunu gördük.' dedim. Bu gerçekleri lütfen bilelim.

 Biz bir kabile devleti değiliz. Biz Türkiye  Cumhuriyeti devletiyiz bunu kabul edeceksiniz. Bunu kabul etmediğiniz takdirde  kusura bakmayın, biz size muhtaç değiliz. Biz sizden paramızla silah istediğimiz  zaman 'kongre' diyorsun ama terör örgütüne üç beş kuruş para dahi almadan gelip  silahı ücretsiz olarak veriyorsun. Niye? 'Türkiye'yi güneyden kuşatalım' diye.  Geri planını söylemiyorum, bunun arka planı da var, ayrı bir konu. Güney sınırımız boyunca oluşturulmaya  çalışılan terör koridorunun amacının DEAŞ'la mücadele olduğunu kim iddia  edebilir? Var mı böyle bir şey? Yalan. Terör koridoru, sadece Türkiye'yi  kuşatmaya yöneliktir. Kimse bizi aldatmasın."

Bunlar bizi herhalde görmez, sağır, böyle zannediyorlar. Öyle alışmışlar çünkü ama böyle bir Türkiye yok artık. Uluslararası rekabette de yerini alacak bir Türkiye'yiz. Bunun köşe taşları da sizlersiniz. Sizler dik durusanız bunlar, buralarda en ufak bir cirit atamazlar. Tüm piyonları ile yıllardır besledikleri lejyonerleri ile bunlar üzerimize geliyorlar, gelecekler ama biz sağlam duralım. 

"SIG SAUER SİLAHLARINI BUNDAN SONRA KULLANMAYACAĞIZ"

Bundan sonra artık Sayın Bakana da burada  söylüyorum, SIG Sauer diye bir silah bizim polis teşkilatımız kullanmayacaktır,  kullanmamalı. Artık biz kendi ülkemizin silahlarını kullanmak suretiyle bu  adımları atacağız. Biz artık bu tabancaları veya bunun daha uzun mesafelisini  ülkemizde yapıyoruz ve bundan dolayı da kendi silahlarımızı kullanmak suretiyle  polis teşkilatımızı daha diri, daha sağlam ayakta tutacağız. Çünkü onlardan  almaya devam ettiğimiz sürece bize tembellik geliyor. Gerek yok. Bunlar Türk milletine diz çöktürme planlarıdır. Bin 500 tane silah verecek. Verdiği cevap ne? 'Kongreden  geçmedi.' Şuna bak. Buna ihtiyacımız yok ve bu noktada kararlı adımlarımızı  atacağız.

BİZANSIN ÇOCUKLARI BUNLARI 

Türkiye asırlık bir hesaplaşma ile karşı karşıyadır. Gezi olaylarında duvarlara ne yazdılar, "Zulüm 1453'te başladı" diye yazılması, Kadıköy'de, asla tesadüfi değildir. Zulüm olarak görenler olsa olsa Bizans'ın çocukları olur. Bu milletin evladı olmaz. 

CHP LİDERİNE SERT TEPKİ

Zor günler eleme elenme ayrışma günleridir. Bu günler vatanperverlerle uşakları ayırma zamanlarıdır. Bu süreçte milletimiz kendisi gerçekten sevenleri görme fırsatı buluyor. Ülkesinin yanında olmak varken birilerinin emir eri gibi hazırola geçenlere milletimiz sandıkta gereken cevabı verecektir.

Şayet biri, ülkemizin son bir kaç yıldır  yaşadığı açık ve örtülü operasyonları önemsizleştirmeye çalışıyorsa, o kişi  bilinçli bir manipülatördür. Ülkemize diz çöktürmek için alınan kararlardan kendi  hükümetini sorumlu tutan kişi aklını, hırslarının emrine vermiş bir zavallıdır.  Şayet bu tarz hezeyanlar bir ülkenin anamuhalefet partisinin genel başkanından  çıkıyorsa artık bu zatı kusura bakmayın yerli ve milli göremeyeceğim gibi bu  ülkenin hassasiyetlerine kulak veren birisi olarak da görmem mümkün değildir.  Kuşkusuz zor günler aynı zamanda, eleme, elenme ve ayrışma günleridir.  Vize olayıyla ilgili ülkemizin kaybı "50 milyar lira" diye açıklama yapıyorlar. Neye göre bu hesabı yapıyorlar?  Bizim zaten Amerika'yla ticaret hacmimiz son dönemlerde  15-16 milyar dolara düştü. Onu da bir kenara koy, bu da onlardan savunma  sanayisine yönelik aldıklarımız ağırlığını ifade eder. Bizim verdiklerimiz zaten  çok cüzi bir şey.

Ana muhalefetin başındaki adamın geçmişine baktığında, zaten bunlar Amerika’daki liderlerin affedersin lider poposunu trabzana dayıyor o da karşısında el pençe divan duruyor. Tabi bu döneler geride kaldı. Böyle bir Türkiye yok artık. El pençe divan duran bir Türkiye yok. Herkes bunu bilecek buna göre konuşacak. Dik duruş bizim için önemli.

KAVGAYA GİRDİĞİNİZ ZAMAN ATILAN YUMRUĞUN HESABI OLMAZ

Böyle bir yerde kavgaya girdiğiniz zaman atılan yumruk sayısı sayılmaz. Kalkacak bize karşı böyle bir tavrı takınacaklar, ondan sonra da orada şu kadar kayıp, bu kadar kayıp varmış. Öğrenci burada Amerika'ya gidemiyor, gidemeyebilir. Mesele burada vatandır, gerisi teferruattır. 

Uluslararası hukukun temelinde egemen devletlerin eşitliği ilkesi vardır. Biz mevcut çarpık sistemi kabul etmedik, etmiyoruz. Bugüne kadar hiçbir ülke ile dostluğumuza halel getirecek bir tutumun içine girmedik, girmiyoruz. 

“TV’DE BUNLAR  İZLENDİĞİ ZAMAN BEN NEFRET EDİYORUM”

Öyle bir ana muhalefet öyle bir muhalefet var ki, istisnası MHP’yi tenzih ederim, diyorlar ki görüşecekleri ülke kalmadı. Batıdan kopmuş bir Türkiye var diyorlar önünde de profesör yazıyor. Senin her yerin profesör olsa ne yazar.TV’de bunlar izlendiği zaman ben nefret ediyorum. Bunlardan çıkan öğrencilerden bir şey olmaz.

DEMOKRASİ DİYECEKSİN TERÖRSİTİ SAKLAYACAKSIN

Teröristleri ülkelerinde saklayan, bu ülkelerden başka ülke var mı? Bir taraftan demokrasinin ana vatanı diyeceksin, teröristi saklayacaksın, ondan sonra FETÖ ile irtibatlı olan ülkemizdeki diplomat vasfı olmayan, konsolosluğunda saklanan kişinin kendine göre hakkını arayacaksın. FETÖ ile açık net her şeyi ile ilişkili, bağı irtibatı var. Bunları koruyacaksınız. Böyle bir şey olamaz? Benim kendi bankamın müdür muavinini hiçbir suçu olamadan tutuklayacaksın. Öbür yandan vatandaşımı hiçbir şey ortaya koymadan 2 yıl oldu alacaksın. Yargılayıp itirafçı olarak kullanmak isteyeceksin.

Benim korumalarıma tutuklama kararı çıkartacaksın. Sonra eyalet polisi bunlar diyeceksin. Ne olursa olsun. Koskoca Amerikasın.Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanının adeta terör örgütleri mensupları rahatsız ediyorsa bu ülkenin vatansever evlatları da orada onları engellemek isterken kalkıp bizim evlatlarımızı tutukluyorsun, PKK teröristlerini birkaç gün sonra serbest bırakıyorsun: Demokrasi bu mu ya? Kendilerini bunu söyleyince talimatlar verildi diyorsun. Biz de talimatları verdik.

'KUSURA BAKMASINLAR ALDIĞIMIZ KARARIN ARKASINDAYIZ'

Koskoca ABD’yi Ankara’daki büyükelçi yönetiyorsa yazıklar olsun. Çünkü takınılan tavır budur. Sen benim stratejik müttefikime böyle davranamazsın demeleri lazımdı. Ama bunu demediler. Bu yanlış bu büyükelçiden gelmiştir. Büyükelçi hükümetim adına bunu attım diyorsa dışişleri ve sayın başkan da bunu savunuyorsa kusura bakmasınlar biz de aldığımız kararın arkasındayız.Türkiye, vize başvurularını askıya alma  kararıyla vatandaşlarına karşı atılan haksız ve orantısız adımlar karşısında  mütekabiliyet esasına göre hareket etmiştir. Sorunu büyüten, bu hale getiren  taraf asla biz değiliz. Temennimiz, muhataplarımızın bir an önce aklıselime,  soğukkanlılığa geri dönmeleri, dostluğumuzu ve müttefikliğimizi zedeleyecek  adımlardan vazgeçmeleridir.

GÖRÜŞME TALEBİ DÜN İTİBARİYLE SAVCIYA ULAŞTI 

ABD'nin İstanbul'daki misyonunda yerel  personel olarak çalışan, diplomatik dokunulmazlığı olmayan, ülkemizin vatandaşı  bir kişi ile ilgili hukuki süreç de yine teamüllere, anlaşmalara ve Viyana  Sözleşmesine uygun şekilde yürütülmüştür. İçeri alındı, tutuklandı. Ayın  dördünden itibaren ne kendi yakınları ne avukatının herhangi bir görüşme talebi  olmamıştır. Söylenenler yalandır. Sadece dün itibarıyla kendisinin bir görüşme  talebinin olduğu savcılığa ulaşmıştır. Olayın aslı bana ulaştığı kadarıyla  bu.

VALİLERE MESAJLAR

Siz işinizi iyi yaparsanız, size yönelik dışarıdan müdahale zeminini ortadan kaldırmış olursunuz. Devlet kapısı, unutmayın, umut kapısıdır. Valilik demek sadece evrak işlerinin görüldüğü, devletin soğuk yüzünün görüldüğü yer değildir.  

Asayişteki, gevşeme mi diyeyim, işin ucunu kaçırmak mı diyeyim, namussuz katillerin çoğalması katlanır bir şey değil. Bunların caddelerde yürüyen bir kadına omuz atıp ondan sonra tekmelemek yumruklamak, bu tür ahlaksız, adi kişilerin bu toplumun içinde yer almasını ben hazmedemiyorum. 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 12.10.2017 - 16:31 -172-
Bu sayfayı paylaşın :