Cumhuriyeti Konuşmak

-A A +A

Cumhuriyetin kuruluşunun 94 yılını kutluyoruz. Yöneticisi olduğum okulda, Cumhuriyet kutlama töreninde  konuşma yapma görevi bana verildi. Bu nedenle bu güne kadar bu törenlerde neler söylenmiş diye bir fikir edinmek üzere Google da bir gezineyim dedim. Hay gezinmez olaydım. Yüzlerece kaynak çıktı karşıma. Ama maalesef hemen hemen hepsi kopyala yapıştır yöntemiyle  birbirinden aşırılmış sözler. 90 yıldır hep aynı standart sözler tekrarlanmış. Hiç kimse de çıkıp değişen zamanın anlayışına göre yeni şeyler söylemeye zahmet etmemiş. Nutuklar da ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin anlayış düzeyinde. Donuk monoton tekrarlardan ibaret. Nedir tekrarlanan derseniz iki şey var. Birincisi bu Milletin Manevi değerlerini aşağılama, ikincisi de Osmanlı geçmişimizin son dönemlerine ilişkin asılsız iftira ve hakaretler.

 Sanırım Cumhuriyet bayramının yaklaşması nedeniyle, sosyal medyada kuruluş dönemine ilişkin paylaşımlar büyük bir artış gösterdi. Bilinçli bir irade mi yoksa gelişigüzel atışmalar mı pek belli olmasa da belli olan bir şey var ki; birileri sanki Türkiyede Cumhuriyet aleyhtarı, saltanatı ihya etmek isteyen bir güruh varmış gibi gösteriyor. Toplumsal çatışma ve gerilim sebeplerimiz az imiş gibi bir de Cumhuriyetçiler saltanatçılar diye yeni bir ayırım unsuru daha oluşturulmaya çalışılıyor. Böyle bir girişimin yıpratmayı hedeflediği toplumsal kesimi tahmin etmek zor değil.

Temsil ettiğiniz siyasal görüşün toplumsal desteği artık statikleşmişse, heyecanını kaybetmişse, destekçilerinizi canlandırmanın klasik yolu onların tehdit algılarına hitap etmektir. Geçmişte bunun örneklerini defalarca yaşadık. Buna sabotajlar, provokatif toplumun bir kesiminin değerlerine, önde gelenlerine, sembollerine saldırılar, prodüksiyon ürünü olaylar ve haberler bunu gerçekleştirmek için sıkça başvurulan yöntemlerdir. Bu yöntemler her an dolaşımdadır. Bunları 12 Eylül darbesi öncesinde ve 28 Şubat sürecinde yaşadık. Örnekleri saymakla bitmez ama akla ilk geliverenler Bahriye Üçok, Uğur Mumcu cinayetleri, Sivas ve Karabağlar katliamları, Ali Kalkancı Şovları, Müslüm Gündüz- Fadime Şahin baskını gibi. Hafızası daha güçlü olanlar yüzlercesini sayabilir.

Geçmişi günümüzde yaşamaya yaşatmaya çalışmaya Anakronizm denir.  Türkiyede hayal dünyasında yaşayan, toplumsal desteği olmayan bir avuç insandan başka Cumhuriyet karşıtı anakronik bir siyasal görüş, veya toplumsal kesim yoktur. Bunun sosyolojik tabanı da gerekçesi de yoktur. Cumhuriyeti tehdit ve tehlike altındaymış gibi göstermeye çalışanlar aslında  mütedeyyin dindar kesimleri hedeflemektedirler. İslamda belirli bir yönetim modeli dikte edilmemiştir. Fakat Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAS) vefatından sonra risalet bitmiştir ama siyasal otorite anlamında Hilafet ilk 30 yıl istişare ile devam etmiş, babadan oğula saltanatla geçmemiştir.

Bu nedenle eğer günümüzde İslam dininin ruhuna en yakın yönetim modeli nedir? diye sorulursa bunun cevabı  saltanattan ziyade Cumhuriyet olacaktir. Cumhuriyetin kuruluşunu takip eden yıllarda bir takım isyanlardan veya bireysel başkaldırmalardan yola çıkarak Türkiyede her zaman ve halen Cumhuriyet düşmanlarının olduğu iddia edilebilir. AK Parti iktidarının ilk dönemlerinde Cumhuriyet gazetesinin önderliğinde ortaya atılan “Tehlikenin farkında mısınız?” sloganı ve organize edilen “Bayrak Miting”leri de bu iddiadan yola çıkarak AK Parti iktidarını hedef almıştır. Daha sonra Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığında bu mitingleri örtülü ödenekten finanse ettiği ortaya çıktı.

O halde sorun nerede?  Sorun Cumhuriyeti İslam’a karşı olmanın olmazsa olmaz şartı olarak konumlandıranlardadır. Bunu da Özellikle Atatürk devrimleri adı altında Atatürk’ün ölümünden sonra altı ok şeklinde sistemleştirenlerdedir. Sorun Cumhuriyeti yüceltmek için geçmişe küfredenlerdedir. Sorun Cumhuriyeti bu Milletin manevi değerleriyle barıştırmamak için tarihine hakaret ederek inatla direnenlerdedir. “İrtica” adı altında bir heyula yaratıp bu milletin dinini aşağılamak ve dindarları baskı altına almak isteyenlerdedir.

Cumhuriyetin çiğnene çiğnene çürümüş kalıplaşmış söylevlerle kutlanmasından sıyrılıp, tam anlamıyla kucaklanarak Toplumun tüm kesimlerince kutlanması için önce Cumhuriyetin Millete karşı manevi değerlerine karşı konumlandırmaktan, kendi milletini tehlike olarak algılamaktan vazgeçmeleri gerekmektedir.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 27.10.2017 - 11:34 -368-
Bu sayfayı paylaşın :