Cümle Kapısı

-A A +A

Cümle Kapısı, Anadolu’da eve ilk giriş kapısıdır. Yani kapıdan önceki kapıdır. Buna Çıkrık Kapı da denir.

Ninem Çıkrık Kapı diyemezdi, ”Gıcırık Kapı” derdi. Evimiz ile bahçemiz arasında bir Çıkrık Kapı vardı. Gelenler, önce Çıkrık Kapı’dan geçer, ondan sonra evin önüne gelirdi. Bizim Çıkrık kapının menteşesi eskimiş, kapı mandalından kurtarılıp açılınca; “cıcırt” diye bir ses çıkarırdı. Yani kapı gıcırdardı. Ninem onun için gıcırık kapı diyor sanırdık. Ama aslında dili dönmediği için öyle dermiş de biz bilmezmişiz..

Cümle Kapısı veya Çıkrık Kapı, cümlenin başladığı yerdir. Eve gelecek adam, oradan başlar söze. Misafir olacaksa, oradan başlar ikram veya kabul. Cümle Kapısının ardından seslenilir. Bazen Cümle Kapısı, esas kapıya biraz uzaktır. ”Köpeğe öşt de Hasan Amca!.” diye başlar söz. Evde köpek olmasa da böyle denir.

Hatta, köpek takılı olsa da.. Hasan Amca; ”gel! gel! Köpek yok veya köpek takılı” derse, misafir çıkrık kapıyı açar, selamla ve tebessümle gelir evin önüne. Seslenmekten maksat,birisinin geldiğini haber vermek içindir. 60-70 sene önce çıkrık kapıda zil olacak değildi ya.. Yaz ise ev sahipleri de dışarıda dut ağacının altında oturuyordur zaten. Misafir de oturacak bir yer bulur kendine..

Cümle Kapısı, kapıdan önceki kapıdır. Hatta evin asıl kapısından başka bir de odaların kapısı vardır. Gelenin içeri girip girmeyeceği, kapılar kapısının önünde, yani cümle kapısında belli olur. Bu hal

kadim bir töredir.

Asırlar öncesinden beri bütün toplumlar, bunu değişik şekillerde uygularlar. Tarihe bakalım. Bütün yerleşim yerleri, köyler ve şehirler bir surun arkasındadır. Veya Kalenin. Surun içinde herkesin evi vardır. Esnaf olmayanların dışarıda tarlası- bahçesi vardır. Sabah sur kapısından dışarı çıkan çiftçi orada çalıştıktan sonra, sur kapısından akşam tekrar içeri girer. Evine gider. Herkes gece evinde rahattır. Evi surla çevrilmiştir. Ve bir de kapıda bekçi vardır. Surun kapısı herkesin cümle kapısıdır.

İstanbul’u düşünün.. Asırlarca surların arkasındadır. Denizden ve karadan gelenler, İstanbul’u bir türlü alamamıştır. Denizden gelecek olanlar, şehre girmek için önce denizin hemen başındaki büyük kale bedenlerini aşmaları  gerekir. Bu da pek mümkün değildir.

Şehre giriş için şehrin büyüklüğüne göre bir kaç tane kapı vardır. Yani bir kaç tane cümle kapısı. Ahır Kapı, Çatladı Kapı, Silivri Kapı, Yeni Kapı gibi. Yeni Kapı’nın açılışının ayrı bir hikayesi vardır. 4.Murat, Bağdat seferinden dönerken, içki müptelası Bekri Mustafa’yı yakalar.. Niyeti O’nu öldürmektir. O’na bir şans tanır. ”İstanbul’a hangi kapıdan gireceğimi  bil, seni bağışlayayım“ der. Kurnaz Bekri Mustafa, ”bu aklına beni öldürmeyi koymuş. Hangi kapıyı söylesem bilemedin diyecek ve beni öldürecek. Mutlaka inadım inat der yeni bir kapı açacaktım der ve beni gene öldürür diye düşünür. Ve “yeni bir kapı açıp  oradan gireceksin padişahım“ der. Zaten 4.Murat da öyle düşünmektedir. Bekri Mustafa da bunu bilip kelleyi kurtarır. Yeni Kapı böyle açılmıştır. Yoksa 4.Murat devrine kadar şehre girmek için zaten bir çok kapı vardı. Sonuncusu  Yeni Kapı olmuştur böylece.

Ülkelere girmek için de böyle kapılar vardır. Türkiye’nin içindeki diğer kapılara girebilmek için sınırda bir çok Cümle Kapısı vardır. Edirne’de Kapıkule, Van’da Gürbulak, Güneydoğu‘da Cilvegözü Kapıları vd. gibi.

Sadece şehirlerin değil, ülke topraklarının da kapısı vardır yani. Ülkeye girmek için her yer açık değildir. Şurada birkaç metre var, teli atlayıp gireyim diyemezsin. Sana “kapıya gel” derler. Cümle Kapıs’na.. Cümle kapısından geçeceksin ki, senin içeride takibin kolay olsun. İçeriye dışarıdan kaç kişinin girdiği kolay anlaşılsın en azından.

Biz Türkler, Anadolu’ya bir kapıdan girerek  geldik. Malazgirt Kapısı’ndan. l071’e kadar Doğu’da iki kapı vardı. Adilcevaz Kapısı ve Ahlat Kapısı. Sultan Alpaslan, Malazgirt Kapısı’nı açtı. Biz oradan girdik. Yani biz, zorla girmedik. Makbul ve kabul edilmişler olarak girdik. Girmemize izin verildi. Bizim kabulümüzde olmayanlar veya kabul etmediklerimiz asla cümle kapımızdan içeri giremezler.

Kategori: 

2 Comments

Eyvallah! Bu güzel hikayeyi

Eyvallah! Bu güzel hikayeyi bilmiyordum. Ne güzel bağlantı kurmuşsunuz üstadım. Teşekkürler

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 12.06.2017 - 14:01 -531-
Bu sayfayı paylaşın :