DAİŞ Raporunun devamı gelmeli, eyleme dönüşmeli

-A A +A

Koalisyon, erken seçim, terör tartışmaları içinde peş peşe şehit cenazelerinin geldiği geçtiğimiz hafta Diyanet İşleri Başkanlığı Daiş’le ilgili önemli bir rapor yayınladı. İl Müftüleri ile yapılan toplantı vesilesiyle Sayın Görmez’in kamuoyu ile paylaştığı “Daiş’in Temel Felsefesi ve Dini Referansları” başlığını taşıyan raporda; IŞİD olarak bilinen ve İslam coğrafyasında (Boko Haram ve benzeri) değişik isimlerle faaliyet gösteren bu örgütün dini anlayış ve felsefesi, dini referansları, tarihçesi ve tahrif ettiği dini kavramlar açıklanmaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından hazırlandığı anlaşılan bu çalışması nedeniyle Sayın Başkan Mehmet Görmez’i tebrik ediyoruz. Bu gün İslam coğrafyasını kasıp kavuran, Irak ve Suriye’de ‘Hilafet Devleti’ gibi bir ismi kullanarak ‘Cihat’ iddiasıyla savaşan, ülkemizi de açıkça tehdit eden bu terör örgütü ile ilgili rapor 30 sayfalık da olsa çok önemlidir.

Ancak bu çalışmanın devamı gelmelidir. Başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere, İlâhiyat Fakülteleri, Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer ilgili birimlerle, hatta sivil toplum kuruluşlarının da katıldığı ortak bir çalışma yapılmalıdır. Toplumu bilgilendirmekle birlikte çocuklar, gençler ve yetişkinler bakımından Dinin temel akidevi, itikadi inanç yaklaşımı ile ameli ve ahlaki değerleri eğitim düzeyinde yeniden ele alınmalıdır.

Daha da önemlisi kadim medeniyetimizin değerleri, ortak insani değerler boyutu ile bu günün sorunlarına cevap veren, çözüm getiren, akademik düzeyde düşünce üreten bir büyük medeniyet hareketi devlet politikası haline gelmelidir. Ancak bu çaba ile toplumun (ümmetin) gençleri; beyinleri iptal edilmiş, kumandası başkasının elinde robotlar olmaktan ve makineli silah haline getirilmiş militan terör gruplarının eline düşmekten kurtarılabilir. 

Bir eğitimci olarak Yök ve Milli Eğitim Bakanlığının ülkemizin geleceği açısından sorumluluğu büyüktür. Bu konu ile bağlantılı olarak AnaHaberYorum yazarlarımızdan Turgut Şahin’in son yazısında dile getirdiği ve Taha Akyol’un da sütununda gündeme aldığı Yök ve İlâhiyat Fakültelerimiz, özellikle Kelam, Felsefe Ana Bilim dallarına yönelik eleştiriler dikkat çekicidir. Taha Akyol’un Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in açıklamasında bahsettiği “Maturudi” düşünce geleneği bu tarz neo selefi harici terör gruplarının panzehiridir.

Diğer yandan bir başka hususa daha dikkat çekmek istiyorum. Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim vakfı olarak yaptığımız çalışmalarda gençlerin dini tutumu ve bakışı ile ilgili gözlemlediğimiz iki tespit var. Birincisi toplumun yaşadığı klâsik, geleneksel dini hayat ve dini eğitim ve söylemlerde kullanılan literatür gençlerin ilgi ve alakasını çekmemektedir, İlgi uyandırmamaktadır. Bu durumda gençler din karşıtı olmasalar dahi, liberal ve laik, din dışı bir hayatı benimsemeye yönelmektedirler. İkincisi dine ilgi duyan ve bu anlamda aktif tutum izlemek gerektiğine inanan gençleri ise; geleneksel din yorumları tatmin etmemekte, zamanla radikal din söylemleri geliştiren akımların kucağına düşmektedirler. İlâhiyatçılar, Akademisyenler ve eğitimciler saha araştırmasına gerek kalmadan biraz dikkatli gözlemlerlerse bu gerçeği göreceklerdir.  

Taha Beyin yazısını okuyunca kendi gençlik yıllarımı hatırladım. Konuya ışık tutması açısından bir hatıramı nakledeyim. İmam Hatip Okulu Lise yıllarımda (1960 lı yıllar) bizi idealize eden kitaplar Seyyit Kutup ve Mevdudi’nin piyasaya yeni çıkan ve ilgi çeken eserleri idi. Bu kitapların tabiri caizse ateşlediği genç olarak mesleki bakımdan yetişmek amacı ile hutbe okur vaaz ederdik. Bunlardan birinde Valiliğin bitişiğindeki stad caminde heyecanlı bir hutbe okumuştum. “Kur’an bizim tek anayasamızdır” cümlesi ile özetlenecek hutbeden sonra Valilik, emniyet, müftülük, okul idaresi ortalık karışmıştı. Ortalığı Müftü Osman Müderrisoğlu (Bozkurt) yatıştırdı.  

Bu arada Necip fazıl’ın İslâm (Doğu) ve Batı Medeniyeti üzerine muhteşem eseri “Büyük Doğu”, Sezai Karakoç ve benzerleri ile Mücadele Birliği “ilmi Sağ” gençlik yıllarımızın bizi etkileyen düşünce ekolleri. Bizi eylemci zihniyetten, fikir ve düşünce zeminine getirdi.

Daiş zihniyeti ile ilgisi bakımından Maturudi geleneğinin önemli eserinden de bahsetmek gerekir. Gençlik yıllarımızın temel eğitim kitabı herkesin okuduğu ve okuttuğumuz ilk temel eser İmam-ı Maturidi’nin talebesi Ömer Nesefi’nin meşhur eseri “Akaid”. İslam düşüncesinin inanç temellerini oluşturan bu eserin 1970 li yıllarda Anadolu’da binlerce, on binlerce genç tarafından okunmasının sağlanması eğitim hayatımıza katkı bakımından önemli bir hizmetin yapılmış olduğunu bu gün daha iyi anlıyoruz.

Çıkış yolu; İslâm’ın daha birinci, ikinci yüzyılından itibaren karşılaştığı, Doğu, Batı, Hint, İran, Bizans gibi yabancı kültür ve medeniyetler karşısında ürettiği ve geliştirdiği kadim İslâm Medeniyetinin, günümüz şartlarında yeniden ihya ve inşası ile İslam ve insanlık dünyası huzura kavuşur, Işid ve benzeri radikal terör örgütlerinin yetiştiği bataklıklar kurur. Diyanet, YÖK ve Milli Eğitim Bakanlıklarına, Akademisyenlere özellikle ilahiyatçılara büyük sorumluluk düşüyor.

 

Ali AY

Eğitimci -Hukukçu

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 24.08.2015 - 13:28 -581-
Bu sayfayı paylaşın :