Dandini dandini dasdana, Ferrada girdi bostana :)

-A A +A

  

Ahali selam!

Muhabbete başlamadan 20 Şubat şehidimiz Ömer Halis Demirin doğum günüydü; doğum günün kutlu olsun büyük kahraman! Bir yasin, bir fatiha gönderelim şehidimize ve tüm şehitlere.
Gündem yine yoğun. Artık er meydanına çıkmaya hazırlanıyor siyasiler. Hatta Cumhurbaşkanı er meydanına çıktı bile. Gerçi hiç inmedi :) Bakalım “Evet, Hayır” kampanyası nasıl olacak merakla beklemekteyiz.

Acep hangi şarkılar, sloganlar, sosyal medya paylaşımları yapılacak diye aklımdan geçiriyorum birde ne göreyim!
CHP referandum propaganda stratejisi olarak 1988 Şili yapımı "No" filmini örnek almış. Hatta söylenen, reklamcı Francisco Garcia Ferrada, Türkiye'deki 'hayır' kampanyasına destek veren kısa bir video paylaşmış. CHP Gençlik Kolları'nın daveti üzerine Türkiye'ye gelmiş. Garcia, 1 hafta süreyle hayır kampanyasına eşlik edecekmiş. Şöyle de bir açıklama yapmış Garcia emmi: “Şili’de 1988’de referandumun kazanılmasında gençlik çok önemli bir yere sahipti. Türkiye’de de aynısı olabilir. Gençlik bunu yapabilir. Daha iyi bir gelecek gençlikle mümkün”.
Geçmişte Obama’nın strateji ekibi de gelmişti desem :)
Hayırcı dostlar, sinemayı seviyorsanız, bu strateji hoşunuza gittiyse, karşı kıyıdan bakın birde derim. Nasıl mı?  Jım Carrey ‘nin  “Bay Evet” filmini sizlere öneriyorum. Filmin sloganı manidar: “Bir Evet Her şeyi Değiştirebilir!” :) İzleyin sonra tekrar düşünün gari. Bakalım bunu ne diyeceksiniz. Şili’yi anlatan sinemayla kampanya yürüyor muymuş? Birde buradan bakın.
Yani diyeceğim o ki, biz yerli milli iletişimci, markacı milletin evlatları olarak ecnebilerin ne yaptığını biliriz. Sinemadan örnekse alın size örnek deriz böyle :) Lakin bu toprağın evlatları olarak bizler kendi değerlerimizle beslenir, kendi değerlerimizden strateji oluştururuz.
Allah’ım aklıma mukayyet ol! Ha şunları söylemeden de geçmem…
Gençliğin önemli olduğunu senden mi öğreneceğiz hacı mülayim abi!  :
Bu ülkede adam kalmadı yurt dışından kampanya stratejisi belirlemek, yönetmek için adam getirtmek nasıl bir iştir arkadaş!  Kendi ülkende güveneceğin, kampanya yapacak hiç mi adam yok yani?
ZORLA DİYOR Kİ CHP BEN BU MİLLETİN PARTİSİ DEĞİLİM, ELİTLERİN PARTİSİYİM. SONRA TABİİ KARŞI ÇIKARSIN HERŞEYE.
MİLLETİN ÖZ EVLADI NE DÜŞÜNÜYOR BİLMİYORSUNUZ Kİ!
MİLLET SİZİİ BU KAFAYLA NEDEN İKTİDAR YAPSIN?
ÖNCE BU MİLLETE, BU MİLLETİN EVLADINI GÜVENMEK LAZIM, MİLLET NE İSTİYOR BİLMEK LAZIM!
Neyse Allah akıl fikir versin.
Biz yine olumlu açıdan bakalım.

Şöyle ki Ferrada emmi güzel bir şey söylemiş: “Gençlik” demiş. Afferim ona :) Beni tanıyan bilir Napolyon para para para der ben gençlik, gençlik gençlik derim :)
Ahali!
Ülkemizde mevcut sistemin değişmesinden yanayız. Bu sistemle işler yürümüyor. Benim önerim; Barcelona tarzı 3-5-2 sistemi :)
İSTER EVETÇİ OL İSTER HAYIRCI ÖNCE HEDEFE YÜRÜYEN ADAM OL. BUNUN İÇİN YERLİ OLMAK LAZIM, MİLLİ OLMAK LAZIM, SAYGI LAZIM, SEVİYE LAZIM, BİLGİLERLE İKNA ETMEK LAZIM. KARDEŞÇE BİR REFERANDUM OLSUN. HAK EDEN, ÇOK ÇALIŞAN, ÜRETEN KAZANSIN. LAKİN BİR EVETLE BİR HAYIRLA İŞ BİTMEZ. SONRASI İÇİN BİLGİ, FİKİR, PROJE ÜRETMEK LAZIM, ÇOK ÇALIŞMAK LAZIM. YANİ İSTER EVETÇİ OL, İSTERSEN HAYIRCI ÜLKEN İÇİN MİLLETİN İÇİN HEDEF BELİRLEYİP DAVA ADAMI OLMAK LAZIM.
                GÖNÜL ADAMI, DAVA ADAMI OLMAK BÜTÜN MESELE BU! Evet hayır derken makam mevki, para pul düşünmeyin! Makamda gider, para pulda gider.
                İDEALLERİMİZLE YAŞAMALIYIZ.  “BİR DAVA ADAMI GİBİ DÜŞÜN, BİR DÜŞÜNCE ADAMI GİBİ HAREKET ET.”
                Kısadan hisse; İŞİMİZ HİZMET, DERDİMİZ GÖNÜLLER KAZANMAKTIR. DEVLETİMİZ İÇİN MİLLETİMİZ İÇİN KİM BİRŞEY ÜRETİYORSA BAŞTACIDIR.  ALGI OPERASYONU YAPANIN, MİLLETİME ADAM YERİNE KOYMAYANIN ALNINI KARIŞLARIM…
                 Bu böyle biline; hörmetler efendim.

Hayata gülümse gitsin :)

Acıları Kuma, İyilikleri   Taşa Yazalım! 

İki arkadaş çölde yürümektedirler.
Yolculuğun bir noktasında bir tartışma olur ve biri diğerine tokat atar.  
Tokadı yiyenin canı acır; ama bir şey söylemeden kuma şöyle yazar: 
-
“BUGÜN EN İYİ ARKADAŞI M BENİ TOKATLADI!”  
Bir vahaya gelene kadar yürümeye devam ederler ve orada suya girmeye karar verirler. 
Tokadı yiyen bataklığa saplanır ve boğulmak üzereyken arkadaşı kurtarır. 
Tam boğulmak üzereyken kurtarıldıktan hemen sonra bir taşa şöyle yazar:
-
“BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM HAYATIMI KURTARDI!”
Tokadı atan ve hayat kurtaran sorar: 
-“Canını yaktığımda kuma yazdın, neden şimdi taşa?”  
Diğeri cevaplar:
Birisi canımızı yaktığında kuma yazmalıyız ki, bağışlama rüzgârı onu silebilsin; 
ama biri bizim için iyi bir şey yaparsa taşa kazımalıyız ki, hiçbir rüzgâr onu silemesin.”  

 

Üstadlardan Unutulmaz Hatıralar

Parasız Kalmak

Üstad anlatıyor; 1965’ler olacak, bürosundayız, ben ve Pakdil. Üstad bir yerden para bekliyor. Parasını bir adam getirdi. Galiba üç bin lira civarında bir para. Üstad bir ara o günler parasız olduğunu da söylemişti. Parayı aldı, hep birlikte dışarı çıktık. Sonra vedalaşıp ayrıldık. Pakdil tutturdu:
— Üstad’tan para isteyelim!
Verirdi, vermezdi, ayıp olurdu, olmazdı gibilerinden konuşuyoruz.
— Haydi koş iste!
Diye hep beni ileriye sürüyor Pakdil.
— Canım istenmesine istenirde, ama gel vaz geçelim.
Falan diyorum, aldırmıyor. ‘Sen iste, yok sen iste, haydi ikimiz birlikte isteyeyelim gibi tartışmalardan sonra, hizmet dayıya düştü, çarnâçar koşup yetiştim Üstad’a. Pakdil, yüz metre kadar geride keyifle ve merakla bizi seyrediyor.
— Üstad’ım, dedim, biraz paraya ihtiyacımız var.
— Yani sen ve o. İkiniz de şimdi parasızsınız. Ve İstanbul’dasınız. Tabii, elbette başka kimden isteyeceksiniz. Bendekiler yeter mi? Sonradan gönderme falan olmayacak. Bayılırım parasız kalmalara, bilirim. Alın.
Cebindeki paranın önemli bir bölümünü avucuma sıkıştırdı. Utana sıkıla aldım.
*
Yeniden çıkacak olan Büyük Doğu’ların ebadını konuşuyoruz. Üstad düşündüğü ebadı bize açıklamak için, Mehmet Soyak’a:
— Git bir Akbaba dergisi al gel.
Diye talimat verdi. Mehmet kalktı, kapıya doğru gitti ve sonra geri dönüp:
— Param yok Üstad’ım.
Üstad, birdenbire neşelendi. Çıkarıp bir beş lira verdi. Mehmet gidip dergiyle dönünce, paranın üstünü de Üstad’ın önünü-ne bırakmıştı. Üstad, bir Mehmet’in yüzüne, bir paralara baktı, sonra paraları toplayıp kendi cebine attı. Bizler, artan paralan normal olarak Mehmet’e bırakır diye beklemekteydik oysa. Üstad ekledi:
— Çok güzel, beş parasızsın, hoşuma gitti. Bana parasızlık günlerimi hatırlattın, bayıldım.
Hep birlikte gülüştük.
(Akif İnan – Mavera Dergisi Üstad Özel Sayısı)

Bazen doğruda söylerler

Bazen
sahip olduğunuz tek şey,
güzel günlere olan
inancınızdır.
(Nick Vujicic)

Yazan: Harun Emre Karadağ
Çizimler: Kasım Özkan
Diriliş Postası Gazetesinde yayınlanmıştır...

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 24.02.2017 - 12:56 -463-
Bu sayfayı paylaşın :