Devlet Yeniden Yapılandırılırken

-A A +A

1500’lü yıllardan sonra Avrupa’da kilisenin taasuplarına karşı başlayan gelişmeler adeta bir akıl çağının başlamasına yol açtı. Dinin mantıksızlığına karşı başka bir yol da zaten kalmamıştı. Çünkü elde kalan tek kaynak insan araştırmalarının akılla yorumlanmadır. İnsanlar dünyayı dolaştıkça yeni şeyler öğreniyor ve kilisenin uygulamalarının ve doğmalarının sakatlıklarını daha iyi anlıyordu. Tabi böyle bir dinin mantıksızlığını görüp ondan uzaklaşan insan için yeni dini yorumlar-reform, akılcılık-laiklik ve dünyevileşmekten başka bir yol kalmıyor. Çünkü dünyanın diğer bölgelerindeki faklı din ve yönetimlerin de durumu çok farklı değildi.

Dinin yanlış yorum ve taassuplarından kurtuldukça, aklın el verdiği ölçüde ve bilimin ışığında devlet yapısında da yeni anlayışlar ortaya çıkarak, tek bir aileye dayanan feodal yönetim şekilleri değişmiş, cumhuriyetten demokrasiye doğru yeni yönetim anlayışları türemiştir. Bu ara Avrupa’da yeni kıtalar keşfedilmiş, kıtalar arası ticaret gelişerek buna bağlı olarak büyük zenginlikler ve güçlü devletler ortaya çıkmıştır. Dini ağırlıklı eğitim yerine, müspet akla dayanan bilimsel eğitime geçilmesiyle de gelişen ilimle, yeni bilimsel icatlar ortaya çıkmasıyla gücüne güc katan Avrupa, 1000 yıldan beri dünyadaki tek güç merkezi olan Selçuklu-Osmanlı Türk hâkimiyetine karşı atağa geçmiştir.

Bu atak cephede askeri cephede, hem de fikri-ilmi-siyasi hayatta yeni dünya görüşü olarak her alana yayılmıştır. Silah icat edilerek mertlik bozulmuş olup, askeri alanda tam bir bozgun yaşanarak tek tek her cephede tam bir hezimet ortaya çıkmıştır. Siyasi alanda ortaya çıkan milliyetçilik akımları da bu hezimeti hızlandırmıştır. Bu ara gelenekle fazla harmanlaşan İslam düşüncesiyle çağın gelişmeleri yeterince yorumlanamamış ve Avrupa’nın oyunlarıyla da din, Osmanlı insanları arasında ortak payda olma özelliğini yitirmeye başlamıştır.

Tabi bu hezimetler Osmanlı insanını çözüm yolları düşündürmeye ve Avrupa karşısında nasıl tutunabileceğimizi tartışmaya başlanmıştır. Uzatmayalım bütün bu arayışların sonunda ortaya iki akım çıkmıştır. Birincisi, kurtuluşun her alanda Avrupalı gibi olmak, İslam’dan uzaklaşmak ve milliyetçiliğe sarılmak, ikicisi İslam’dan uzaklaşmadan bilimde ve yönetim de Avrupalı olmak yolunu seçmiştir. Bu ara Osmanlı idarecileri Avrupa’yı bilimsel ve idari gelişmelerde yakalamak için büyük bir çaba içine girerek, yeni eğitim kurumları ve idari yenilikler başlanmıştır.

 

Karşısında kendilerine engel olacak ciddi bir güç kalmayınca başladılar dünyayı işgallerle talan etmeye. I.Dünya Savaşı gelip çatmış, ülkemiz tam bir işgal altına girip paramparça edilmiştir. M. Kemal önderliğinde verilen kurtuluş mücadelesi sonunda, ufak bir toprak parçasını kurtararak, Anadolu’da tekrar bağımsızlığımızı elde edip yeni bir devlet kurduk. Yeni devletin kurucuları, çözümün her alanda Avrupalı gibi oulması gereğine inanan birinci yolu tercih etmişlerdi. Hep birlikte büyük bir çaba ile verilen kurtuluş mücadelesi sonun da birileri kahraman diğerleri hain ilan edilmiş, devlet müesseselerinden kovulmuş, genelde devletle kültür, ırk ve dini sorunları olanların sahip çıktığı yeni ideoloji yapılanmasından dışlanarak adeta devlete küstürülmüşlerdir. Böylece ülkede yıllar süren bir ayrışma yaşanarak bu mücadele sol-Kemalist-İttihatçı ve sağ-İslamcı anlayışı ile günümüze kadar sürmüştür. Geçen yıllarda ülke yönetimi ve insanı, her alanda Avrupalı olabilmesi için büyük baskı altında kalmıştır. Böylece her alanda Avrupalı gibi olmak ve yaşamak için adeta can atan nesiller ortaya çıkmıştır. Önce Batı ittifakı olan Nato’ya girilmiş, daha sonra da Avrupa Birliğine girmek için adeta kapısında yalvarılmış, her istedikleri yapılmış ancak bir türlü bünyelerine bizi almamışlardırlar. Biz kapılarında çaresiz aşık gibi yalvardıkça, onlar bizi oyalamış, her türlü melaneti başımıza açmışlar, ülkemizi bölüp parçalamak için ellerinden geleni yapmışlardır. Siz ne kadar onlara aşık olsanız da, her dediklerine okey demedikten sonra gavur gavurluğuna devam ediyor. Geçen yıllardaki bunca mücadeleden İslamcı kesin olan diğer gurup, çağın gelişmeleri karşısında İslam’dan kopmadan alternatifler geliştirerek, milletin ekseri çoğunluğunun desteğini alarak 15 yıldan beri iktidarı elinde tutmaktadır.

İnsanların çevresinde olan gelişmelere kayıtsız kalamaz. Avrupa’daki göz kamaştıran gelişmelerden etkilenmesi normaldir. Dini yanlış ve insan fıtratına ters uygulamalarını onaylaması mümkün değildir. Böylece dini uygulamalardan soğuyan insanın, aklın ve ilmin rehberliğinden başka sığınacak bir limanı yoktur. Ancak doğu toplumlarından daha fazla egoist olan Batı insanı, saf aklıyla, önce kendisi için iyi şeyler ister, başkalarını pek düşünmez. Böyle bir akıl ilmi gelişmeleri kendi çıkarları istikametinde kullanır. İşte bu gidiş sonunda Batı’da her şeyi maddi çıkara indirgeyen Kapitalist bir sistem ortaya çıkarmıştır. Bunun sonucu aç kalanlar ve ezilenler isyan edip, Komünist bir sistem ortaya çıkarmışlardır. Bu sistem de insana istenen mutluluğu sağlayamadığından 70 yıl gibi bir süre zarfında yıkılıp gitmiştir. Netice de ilim ve saf insan aklının, insanca yaşanacak bir düzen kurmada yetersizliği, özellikle toplumsal ve insani konularda ahlaki yetersizliği insanların çoğunda ve ülkemiz insanında Batı düşüncesini sorgulaya yol açmış olup tekrar milli değerlerim ve dinle barışmasına yol açmıştır.

15 yıllık İslami düşünceden beslenen iktidarı bu zamanın büyük çoğunluğunda iç ve dış kaynaklı komplolarla uğraşmıştır. Bu yılların yarısında Kemalist-solun inançlı kesim üzerindeki zorlamaları kırılmış, böylece aslında bu kesimin “Tersanelerine girilmiş bütün kaleleri zapt edilmiş” oldu. Ancak görülen o ki, ülke insanları, gerçekleri istismar edilen söylemlerle gereksiz yere birbirine düşman edilmiş, yeni anlayışla ne cumhuriyet elden gitmiş ne de demokrasi yok olmuştur. Ne padişahlığa dönülmüş ne de ortaçağ şeriatına.  Aksine Fransız türü laik – ve ırkçı uygulamalarla ülke bölünmenin eşiğine gelmiştir. Zaten yeni iktidarın insanımızı bir arada tutan İslam’ı referans alan söylemleri olmasaydı ülke çoktan bölünmüştü. Böylece milletin ortak değerleri önce insanımızın gönlünde, sonra da devlette layık olduğu iktidara kavuşmuştur. Bundan önce zaman zaman hükümet olsa da, İttihatçı cuntanın darbe girişimleriyle iktidar ve muktedir olamamıştı.

Uzatmayalım bin yıldır bu ülkede ve bölgede insanları birleştiren maya tekrar canlanmıştır. Devlet İttihatçı cuntacı zihniyetlerin hakimiyetinden milletin hakimiyetine geçmiş ve ülkede yeniden bir yapılanma başlamıştır. Önce 1960 anayasasıyla oluşturulan yargıçlar hakimiyetine, 2010 anayasa değişikliği ile son vermiştir. Daha sonra ülke, arkasını dış güçlere dayamış bir meczubun, Anadolu insanın yiğit evlatlarını ülkesine ihanet noktasında aldanmasına sebep olacak bir karşı darbe milletin şanlı direnişiyle atlatmıştır. Böylece hem millet hem de iktidar zor bir sınavı atlatarak değişimi sürdüreceğini kanıtlamış oldu. Darbenin arkasından bu ihanet şebekeleri de bertaraf edilmiş ve devam eden bölücü terör belası yok edilmeye başlanmıştır. Batı için sorunun ne olduğu açılıkla dile getirilmektedir. ABD'nin eski Türkiye Büyükelçileri Morton Abramowitz ve Eric Edelman, C.B. Erdoğan diktatörlükle, kendilerini dinlememekle, ABD çıkarlarını desteklememekle suçlanmaktadır. Bu ara, Ortadoğu İslam coğrafyasında 150 yıl önce oynanan ve ilk turunda Batı’nın galip geldiği satranç oyununun ikinci turu tekrar başlamıştır. “Dünya 5’ten büyüktür” diyerek dünyaya mesaj veren iktidar, “Daha biz ölmedik” diyerek tekrar ayağa kalkıp bu maça devam edecekleri mesajını vermektedir.

Bu oyunlar sürerken Batı’nın, ülke düşmanlarına arka çıkması, devlet yetkililerinden ve milletten büyük tepki alarak AB’den kopma, bu sevdadan vazgeçme süreci başlamıştır. Asıl değişimi tamamlayacak yeni anayasa ve bize özgü başkanlık sistemiyle yeni hamleler bir bir gelmektedir. 1000 yıllık dünyaya nizam vermiş yiğit düştüğü yerden tekrar ayağa kalkmaktadır. Bir eli Batı’da bir eli Doğu’da. Nizamı alem bayrağı tekrar dalgalanmaya başladı sonu kutlu olsun.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 17.11.2016 - 17:37 -714-
Bu sayfayı paylaşın :