Dört İnsan Tipi

-A A +A

                “Gelin Kokusundan Kinaye Hafız Kokusu” başlıklı yazımı okuyan değerli bir okurum, arkadaşlarım için orada geçen “iş adamı değillerdi” cümlesini hatırlatarak, Peyami Safa merhumun da benzer bir yazısı olduğunu söylemişti. Arkadaşlarım keyif adamı, rahat adamı değillerdi, hele hele iş adamı hiç değillerdi. Gencecik yaşlarında Türkiye’nin düğümünü çözmeğe çalışan birer dava adamıydılar.

                Okumalarım sırasında Peyami Safa’nın söz konusu yazısına rastladım ve geçen hafta çağrılı bulunduğum sohbet toplantısında gençlerle paylaştım. Yazı tam da bizim anlatmaya çalıştığımız gibiydi. Zikri geçen yazıyı bu defa da okurlarımla paylaşmak istiyor, görüş ve önerilerinizi bekliyorum.

                “Hayata verdikleri mânâ bakımından insanları dört tipe ayırmak mümkündür. 1- Keyif adamı; 2- Rahat adamı; 3- İş adamı; 4- İdeal (mefkûre) adamı.

                Keyif adamı hayatın manasını hayatın kendisinde arar. Yaşamak için yaşar. Maddî ve manevî zevklerin peşindedir. Manevî zevkleri güzelliğe, iyiliğe, hakikate götürdükleri için değil, zevk için reddetmez. Keyif verici musikiyi, kaba heyecanlar verici mâcerâ edebiyatını, güldürücü ve dalak şişirici tiyatroyu tercih eder. İçki, curcuna, saz, kaba espri, sohbet, fıkra ve hikâye anlatmak zevki, kumar, dedikodu, otomobil ve kotra gezintileri, seyahatler ve ziyafetler hayatını doldurur. Keyif adamı (epiküryen) tipi, ölçüsünü kendisinde arayan insanın bu ölçü dışında herhangi bir yüksek değere inanmasına mâni olan antroposantrik  (insan merkezli) tabiatçı ve maddeci görüşün yaygın bir hâle gelmesinden doğmuştur.

                Rahat adamı tembel tipidir. Çok defa keyif adamı tipiyle karışır. Etliye sütlüye karışmamak ve hiçbir ideal için hiçbir mücadeleye katılmamak onun mizacıdır. Az kazanç ve bol rahat.

                İş adamı tipi yalnız başarı peşindedir. Bu hedef uğruna her türlü yüksek değeri fedâ eder. Kazanmak, kazanmak, daima kazanmak… Gayesi kazanmak olduğu için, kazandığını yemez, daha fazla kazanmağa sarfeder.

                Mefkûre (ideal) adamı tipi, bütün güzellikleri, iyilikleri ve hakikatleri içine alan yüce bir hayır için yaşar… Sosyal hayatın canlı bir sergisi olan tarih, mefkûre hârikalarıyla doludur. Termopil’de üç yüz Ispartalının yüz binlerce İranlıyı mağlûp etmesi bir ideal harikasıdır. Jeanne D’arc adındaki câhil çoban kızının İngilizleri Fransız vatanından koğması bir ideal hârikasıdır. Bağımsızlığını ve birliğini kaybeden Almanya, İtalya, Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya ideal sayesinde yeniden doğmuşlardır. İstiklâl Savaşımız da, bütün silahlârı elinden alınmış Türk milletinin canını ideale feda etmesi sayesinde mümkün olmuştur. İslâm ve Türk fâtihleri ideal harikalarının binlercesine vücut vermişlerdir.

                Türk milletinin mefkûreci (idealist) bir millet olduğunun misalleri pek çoktur.

                Fakat son devirlerde idealsiz bırakılan gençlik, halk ve sosyete denilen gruplarda keyif ve rahat adamlarının gittikçe arttığı ve iş adamlarının da kısım kısım bir vurguncu tipine dönmeğe başladığı göze çarpmaktadır.” (Peyami Safa, Milliyet, 1 Ağustos 1957)              Yazı, “Devletten bu tehlikeye karşı canlı tedbir bekleyenlerin sabırsızlıkları artıyor” cümlesiyle bitiyor.  

                Diyorum ki, merhum Peyami bugünleri görseydi acaba neler yazardı? (28 Mart 2017)

Kategori: 

1 Comment

İsmail bey yine bir sosyal

İsmail bey yine bir sosyal konuya değinmişsiniz. Rahmetli Babamın bir sözünü hatırlattınız. Dört çeşit hanım türü vardır oğlum. Bunlar sırasıyla; Ev hanımı, Er hanımı, Sallan sırt ve Avu ile zıt bu tiplerin tanımı senin yukarıda açıkladığın insan tiplerine birer örnek olabilir.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 28.03.2017 - 09:34 -309-
Bu sayfayı paylaşın :