Durduğunuz yer, bakışınızı da, akışınızı da belirler...

-A A +A

Kitabımız, elbette ki, Müslümanların kitabı. Ama Kitabın hitabı, yalnızca Müslümanlara değil, bütün insanlığa ve varlığadır.

 
O yüzden bu hakikati her dâim gözönünde bulundurarak, bütün zamanlara ve mekânlara, bütün çağrılara ve çağlara ulaşmamızı sağlayacak o muazzam yer’imizi iyi belirlemeli, belirginleştirmeli ve dünyaya bir şey söyleyeceksek, yerel değil küresel ölçekte konuşabilmeli, bütün insanlığı ilgilendiren evrensel cümleler kurabilmeliyiz.
 

HAYATA AKTARILAMAYAN FİKİR, FELÂKET GETİRİR

Söyleyeceklerimiz, bütün insanlığın ve varlığın sorunlarını ihata edecek nitelikte ve kapsamda, bütün insanlığın sorunlarına cevap verebilecek derinlikte ve çapta olmalı. 

Ancak bundan sonradır ki, yapacağımız köklü teşhislerin ve tespitlerin, sunacağımız uzun soluklu tahlillerin ve tasvirlerin, derinlikli tariflerin ve tekliflerin bir karşılığının olması sözkonusu olabilir. 

Söylenen sözün bir karşılığı yoksa, olmayacaksa, bir değeri de, anlamı da, yeri de yoktur ve olmayacak demektir. 

Zira hayata aktarılamayan, insanlığa ve bütün varlığa ruh üfleyemeyen bir fikrin, tatbiki, felâket getirir sadece. 

Tatbikat imkânı ve “mekân”ı olmayan, insanı hakikatin çocuğu ve hakikatli bir hakikat yolcusu kılmayan ve insanlığa seslenemeyen, ses veremeyen bir fikriyat, insanın hakikat yolculuğunun önüne sadece aşılmaz barikatlar örer. 

ÇAĞ’SIZ BİR ÇAĞRI, NEREYE ÇAĞIRIR İNSANI?

Mekke’de çağrı kuruldu. Medine’de çağrı çağ’ını kurdu. Mekke ve Medeniyet süreçlerinin hasılası olan medeniyet süreci ise bütün insanlığı hakikatin bütün susuzlukları gideren suyundan cömertçe sunduğu bir çağlayan oldu.

Çağrı, çağını kurabilmelidir. Bütün çağrı’lar, çağ’larını kurmak için vardır. Çağ’ını kurmayan bir çağrı yok olmaya mahkûmur... Çağ’ını kurmayan bir çağrının çağrısı, çağ’dan, çağın ağları’ndan başka nereye’dir ki?

Çağını kuramayan bir çağrı, mevcut çağın ağlarının ve bağlarının, bağlamlarının ve kavramlarının içinden konuşur: Bu kaçınılmazdır. 

Kaçınılmazdır; çünkü yer’i olmayanın söyleyeceği her şey yersizdir, anlamsızdır; başka bir ifadeyle, hem dayanak’sızdır, hem de dayanak’sız, temel’siz, köksüz olduğu için de dayanık’sızdır. O yüzden en iyi bildiği ve yapabildiği şey, esen rüzgârların önünde sürüklenip durmaktır sadece...

Devamı için tıklayınız...

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 08.01.2018 - 13:03 -254-
Bu sayfayı paylaşın :